Bursa
Açık
19.5°
Yüksel Baysal
Yüksel Baysal

Türkiye ayıyı kendi ininde rahatsız etti!

28 Şubat 2020 Cuma, 23:10

Orta Doğu'da gelişmeler konusunda uzman olan Gazeteci Fehmi Taştekin, 'Gazete Duvar'daki köşesinde 24 Şubat Pazartesi günü adeta felaketin gelişini yazdı:

"(AKP Hükümeti) 'İdlib'de atacağımız bir geri adım, Libya başta olmak üzere diğer alanlarda da geri adım atacağımız anlamını doğurur; Suriye sahasındaki diğer alanlarda rejim için talepte bulunma kolaylığını yaratır.'

Suriye'de başarı şansı olmayan bir gidişata son vermek yerine bataklığı Libya'da başka bir yanlışla büyüten Erdoğan, İdlib'i kendisi için bir Pirus Savaşı'na dönüştürüyor.

Tüm dünyaya ilan ettiği net bir takvim var: '1 Mart'a kadar Suriye ordusu 12 Türk askeri gözlem noktasının gerisine çekilmezse Türkiye zor kullanacak.' Takvimde 5 yaprak kalmış.

Bu ihtarın hayata geçirilmesi sahadaki yeni tablo, bu tabloyu oluşturan Suriye, Rusya ve İran'ın kararlı tutum ve Türkiye'nin müttefiklerinden gelen ikircikli yaklaşım dikkate alındığında tam teşekküllü bir savaşı gerektiriyor. Erdoğan da sonunda İdlib'de olup bitenin adını 'savaş' olarak koydu. Fakat en azından hava sahasının Türk uçaklarına açık olmadığı bir savaşın hedefe götürmeyeceği, bunda ısrar etmenin çok fazla kayıp anlamına geleceği aşikâr."

Bir gazetecinin gördüğünü iktidarın egemenleri görmedi ve en az 33 şehit verdik.

***

Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğum Kapadokya Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Can Ulusoy da "Rusya isterse daha çok noktayı vurabilirdi" diyerek Ankara'daki 'tek aklı" yeni şehitler için uyarmış oldu.

***

Aslında Fehim Taştekin sürecin bu noktaya geleceğini açıkça yazdı:

"Rusya bir kenara çekilsin de ben bir savaşayım' diyen bir mantıkla gidiyorlar. Suriye ordusu 15 yerde Türk askerini kuşatma altında bırakacak şekilde M-5 otoyolunu açınca Türkiye de geçen hafta Suriye Ulusal Ordusu, Ulusal Özgürlük Cephesi ve Heyet Tahrir el Şam gibi ortaklarıyla bir püskürtme hamlesine kalkıştı. Önceki iki saldırıdan farklı olarak bu kez Türk askerine nokta atışıyla yanıt veren Rusya oldu. Çatışmanın boyut değiştireceğine dair bir mesajdı."

Geçen hafta verdiğimiz şehitler yetmezmiş gibi, çatışmanın boyutunun değişeceğini görmeyen Ankara'nın muktedirinin tehditlerini devam ettirmesine karşın bu kez daha büyük bir karşılık verildi.

Olan Türk çocuklarına oldu.

Bursa Yıldırım'da oturan Zonguldaklı bir ailenin tek oğlu, bizi hiç ilgilendirmeyen savaşa kurban verildi.

***

Rusya'nın böyle davranacağını Bursalı öğretim üyesi Dr. Can Ulusoy biliyor da, Ankara'da her gün çıkıp sürekli konuşanlar neden bilmiyor?

"Putin, Erdoğan ile görüşmeyeceğini açıkladı. Böylece Turkiye'nin hafta sonu dolacak olan süresine rest çekildi. Türkiye, Ukrayna ve Gürcistan'ı kaşıyarak esas tehlikeli bir işe girdi. Suriye'de mücadele bir yere kadar. Ama Rusya bu iki bölgede Batı'nın girişimlerine çok sert ve silahla karşılık vermişti. Türkiye ayıyı kendi ininde rahatsız etti. Rusya bir ayıdır, unutmamak lazım. Amerika gibi değildir. Orada Trump'la kavga edersen, Demokratlar'a gidersin, Amerika'da farklı güçler var ama Rusya öyle değil. Putin tek adam konumunda..."

***

Dr. Can Ulusoy'un bir başka uyarısı şu; eğer Türkiye böyle devam ederse, elindekileri kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacak:

"Türkiye şunu biliyor. M-4 ve M-5 yolları üzerine sürülürse Esad'ın istemediği milyonlara ve on binlerce cihatçıya hiçbir şey kazanmadan bakmak zorunda. Ekonomi bunu kaldırmaz. Ama çözüm illa İdlib'i elde tutarak ekonomik ve siyasi kazançla bunu telafi etmek olamaz. Bırakalım Esad o maliyeti kendi ödesin. Bizim kazancımız PKK-PYD'yi kesmek. Ama bu gidişle Erbil-Hayfa hattı aşağıdan örülecek ve Esad böyle bir tamponun Türkiye ile arasında olma fikrine yanaşacak. NATO, Rusya'nın hava sahasını kapadığı bir yere direkt müdahil olmaz ama bizim kayıplarımız artınca güneye patriotlar ve askeri birlikle gelir ki, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı'nın tüm kazanımları elden çıkar."

***

Siyaset Bilimi Uzmanı Dr. Can Ulusoy 12 Şubat tarihinde, henüz olaylar kızışmadan sosyal medya hesaplarından aşağıdaki paylaşımı yaptı.

Aslında felaketin gelişini öngördü. Ama ne yazık ki, kendisinin söylediği gibi Ankara'da bir körlük egemen!

"Kasım Süleymanî vurulduğunda sevinçten zil takıp oynayan sözde 'yerli ve milli' tayfa Suriye'ye saldırmak için gaz veriyor. Kimse bizi dinleyecek değil sadece tarihe not düşmüş olalım dürüstlük adına.

1. Suriye'nin toprak bütünlüğü ve üniter yapısının korunması Türkiye'nin çıkarına değil mi? Bunu Suriye devletinden başka kim sağlayacak?

2. Türkiye, Astana mutabakatı sözlerini yerine getirmedi. İdlib terörden arındırılmadı, silahlara el konmadı. ABD-BAE-İsrail destekli HTŞ güçlendi. Türkiye düşmanı olan bu güçlere destek doğru mu?

3. ABD, Türkiye'yi bölemeyince PKK'yı Erbil-Hayfa hattında görevlendirdi. Buna engel Iran ve Suriye. Bölgede bu güçlere karşı askeri seçenek kullanabilecek tek güç Türkiye. Birileri ABD'nin yeni planı ve İsrail koordinatörlüğü çerçevesinde Türkiye'ye 2012 benzeri saçma hayaller kurdurmaya çalışmakta. Bunları analiz edecek tek bir yurtsever yok mu Ankara'da?"

Yok Can Hocam, ne yazık ki artık yok!

Monşerler dışarıda, AKP'nin cahil militanları büyükelçi yapılarak, dış politika sadece Saray'a endekslenince sonuç bu oldu.

***

Bu yazının dipnotu: Cuma günü cami çıkışında konuşanlar dün sus pustu. Ne bakanlar ortada vardı ne de o bakanlara bakanlar! Bir de dünkü gazete başlıkları trajikti: "İdlib'de durum lehimize döndü!" Lehimizdeki durum 33 şehit, 40 yaralı mı?