Bursa
Açık
19.1°
Yüksel Baysal
Yüksel Baysal

Sizi biraz geçmişe götüreyim mi?

18 Haziran 2020 Perşembe, 20:27

"Çağdaş Gazeteciler Derneği yöneticisiyken (1991-1993-ÇGD Güney Marmara şube sekreteriydim) Aziz Nesin'i konuşmacı olarak Bursa'ya davet etmiştik.

Tam da Aziz Nesin'in 'Türk halkının yüzde 60'ı aptaldır' dediği bir dönemdi.

Yobazlığa, din tüccarlarına karşı verdiği amansız mücadele nedeniyle boy hedefi haline gelmişti.

Biz de Nesin'e sahip çıkalım istemiştik.

Bir başka önemli nedenimiz de Aziz Nesin'e Bursa'dan açılan tazminat davasıydı.

Çoğu kişi şaşıracaktır ama davayı açan Tahsin Bulut ve Cem Cankılıç'tı.

O zamanlar kendini Türklüğün temsilcisi sanan bu arkadaşlar, Aziz Nesin'e 1 liralık manevi tazminat davası açmışlardı.

Aziz Bey'e (Arap Şükrü'de birlikte yemek yerken), 'Bir liralık davadan ne çıkar?' diye sordum.

'Öyle deme, eğer davayı kazanırlarsa yüzlerce, binlerce, on binlerce davayla karşı karşıya kalabilirim' diye yanıtladı beni...

Sonra şöyle devam etti:

'İfademi alan savcıya dedim ki, aman dava açmayın. Lehimde karar çıkarsa, Türk halkının yüzde 60'ının aptal olduğu mahkeme kararıyla tescil edilmiş olur.'

***

Bursa 2000 Gazetesi'nin Kampüs (Bir ara Bursa Hakimiyet gazetesinin adı Bursa 2000 olmuştu) ekinde UÜ Rektörü Prof. Dr. Ayhan Kızıl'ın 'Medyanın bir kesiminde bir-iki arkadaş yalan yanlış duyduklarını gazete sütunlarında tenkit diye aktarıyor. Bunlara gereken cevaplar veriliyor. Bu cevaplara hukuk düzeyinde daha da devam edilecek, sonuna kadar gidilecektir. Yalnız rektör olarak değil, tüm üniversitenin öğretim üyeleri bakımından da bunların hepsi hukuki yollardan da kendilerine yapılan yalan yanlış saldırılara da cevapları vereceklerdir' şeklindeki açıklamalarını okuyunca aklıma Aziz Nesin geldi.

***

Hodri Meydan, üniversite beni davet etsin de, Uludağ Üniversitesi'nin kaçıncı ligde olduğunu mahkeme kararıyla tescil ettireyim.

O arada sormak isterim, üniversite öğretim üyeleri toplu bir şekilde karar mı aldılar, yoksa bazı yalakaların Rektör Bey'e verdiği fikir mi bu?

***

Mahkemeye yapacağım savunmanın özetini maddeler halinde bilgisine sunayım da, belki üniversite masrafa girmekten kaçınır...

  1. Sayın Yargıç, Uludağ Üniversitesi'nin 40 bin öğrencisi var ama ne yazık ki, bugün üniversiteyi savunan avukat arkadaş Uludağ Üniversitesi mezunu değil (Henüz Hukuk Fakültesi açılmamıştı).
  2. Sayın Yargıç, üniversite öğretim üyelerinin kaçının çocukları bizim üniversitemizden mezun olmuştur? Öğretim üyeleri arasında çocuğu UÜ'nde okuyan öğretim üyesi var mıdır?
  3. Uludağ Üniversitesi öğrencilerinin tanık olarak dinlenmesini istiyorum. Kaç öğretim üyesi, kitaplarını zorla satmaktadır? Kaçı derse girmeden para almaktadır?
  4. Efendim, bilimselliğin ölçütü iki adet indeks var. Uludağ Üniversitesi'nin sıralamasını TÜBA ve TUBİTAK'tan sorar mısınız?
  5. Üniversite'nin sosyal bilimler alanında Türkiye'de kitaplarıyla, makaleleriyle tanınan 10 ismi var mı?
  6. Uludağ Üniversitesi kamu yönetiminden mezun olup kaymakam olan bir kişi var mıdır? (Sonraki yıllarda tek tük de olsa kaymakam olarak atanalar oldu).
  7. Üniversitenin uluslararası ilişkilerinden mezun olup, diplomat olarak görev yapan bir kişiyi gösterebilirler mi?
  8. Sayın Hâkimim, 17 Ağustos'ta bir büyük deprem yaşadık. Sizin de oturduğunuz evin sağlam olup olmadığına ilişkin şüpheye kapıldığınız olmuştur. Üniversiteye başvurup yardım isteseniz, size gösterecekleri adres İstanbul olacaktır. Öyleyse bu üniversite ne iş yapar? (O tarihte inşaat mühendisliği bölümü yoktu).
  9. Sayın Yargıç, üniversite kaçak fueloil kullandığı için İl Çevre Müdürlüğü tarafından 500 milyon lira cezaya çarptırıldı. Kente örnek olacak kurum böyle yapar mı?
  10. Sayın Yargıç, Prof. Dr. Öner Gedikoğlu'nun tanık olarak dinlenmesini istiyorum. Benim dışardan söylediklerimi içerden birisi olarak çok güzel bir şekilde ifade ederek görevden ayrıldı. (Prof. Dr. Gediklioğlu'nun Nihat Balkır ve Ayhan Kızıl dönemindeki üniversite yönetimini eleştiren bir kitabından söz ediyorum)."

01.04.2000

Olay Gazetesi

***

Bu yazının dipnotu: Rahmetli Ayhan Kızıl, otoriter bir adamdı. Yazılarıma çok kızmış, Olay ve Bursa Hakimiyet'te yazdığım eleştirel yazılar nedeniyle Cavit Çağlar ile Celal Sönmez'i arayarak, beni şikayet etmişti. Ayrıca, öğretim üyelerine bana dava açması için baskı yapmıştı. Ancak herhangi bir davaya muhatap olmadım.

BU YAZIYI NEDEN YENİDEN YAYINLADIM?

Pandemi sürecinde Uludağ Üniversitesi'nden Bilim Kurulu'na isim alınmadı. Yüzümüzü ağartan tek bilim insanı Prof. Dr. Kayıhan Pala oldu. Halk sağlığı uzmanı olarak hem Türk Tabipler Birliği Kovid-19 İzleme Kurulu'nda yer aldı hem de pek çok televizyonda görüşlerini ifade etti.

Kayıhan Pala, Uludağ Üniversitesi'ne en parlak dönemini yaşatan Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran döneminde, Tıp Fakültesi Başhekimliği yapmıştı.

***

2 binli yıllarda yazdığım bu yazı güncelliğini koruyor ne yazık ki. Yeni Rektör Prof. Dr. Saim Kılavuz'un iyi niyetli çabalarını görmemek mümkün değil ama yılların ihmalini 4 yılda tamamlaması çok zor. Keşke 2000-2008 yılları arasında rektörlük görevinde bulunan Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran'ın çizgisi sonraki yıllarda da sürdürülebilmiş olsaydı.

Yurtkuran'ın ardından gelen rektörler, iktidarın markajı nedeniyle rahat görev yapamadılar ve Bursa'nın en önemli kurumlarından biri olan Uludağ Üniversitesi bir türlü istenilen noktaya gelemedi.

Pandemi dönemi bunu bir kez daha kanıtladı.