Bursa
Çok Bulutlu
24.6°
Yüksel Baysal
Yüksel Baysal

Ne istiyorsunuz Kemal Kılıçdaroğlu'ndan?

28 Temmuz 2020 Salı, 22:08

Kemal Kılıçdaroğlu ile ilglii yazdığım yazının çok tartışma yaratacağını biliyordum.

Öyle de oldu; memnunum.

Şunun da altını çizeyim ki, ezici çoğunlukla destek gördüm.

Elbette eleştirenler de vardı.

Bazıları da bilinen eleştirileri tekrarladı.

Ama en iyi özeti Murat Barın yaptı.

Önce onun eleştirilerini maddeler halinde sıralayayım, sonra yanıtını vereyim:

"1- Ekmelettin İhsanoğlu'nu aday gösterdi (O dönemde Cumhurbaşkanlığı sistemi yoktu). Koskoca partiden bir aday yerine babası Mısır'a kaçmış bir aday. Tıpış tıpış..

2- Türkiye'de Laiklik sorunu yoktur diyerek bugünlerin önünü açtı.

3- Türban sorununu CHP çözer dedi ertesi gün devlet dairelerinde türban serbest oldu.

4- Milletveki dokunulmazlıklarının kaldırılmasına 'evet' dedi. Direnmedi. Sonra vekiller içeri alınmaya başlandı.

5- Adalet yürüyüşünün arkasında durmadı. Aslında o yürüyüş 17 Nisan günü başlamalıydı ve İstanbul'dan Ankara'ya yürünmeliydi ( Cumhuriyet'in başkentine TBMM'nin olduğu şehre).

6- Yenikapı mitingine katılmamalıydı. Katıldıktan sonra 'Kontrollü darbe' söylemi havada kaldı."

****

Murat kardeşim, seninle tamamen farklı düşünüyoruz. Çünkü:

1- Ekmeleddin İhsanoğlu'nun aday gösterilmesi bence de hataydı. Ancak onun da gerekçesi farklı toplum kesimleriyle ortak noktaya gelebilmek, CHP'yi tercih edilebilir parti yapmaktı. Nitekim bugün Türkiye'de pek çok kişinin ikinci partisi CHP oldu. Bu sosyolojik anlamda çok önemli...

****

2- Türkiye'de laikliği önceleyen siyaset hiç bir zaman tabandan destek bulmadı. Deniz Baykal yıllardır o politikayı izledi. CHP oyları yüzde 20'nin altına düştü. Ne yazık ki halk senin gibi bakmıyor, bu konuda yeterince duyarlı değil. CHP ve Kılıçdaroğlu'nun yaptığı en doğru şey, halka ekonomik olarak dokunmaktı. Aile sigortası gibi. Şimdi belediyeler AKP'nin yaptığının daha iyisini yapıyor. Laikliği korumanın yolu da güçlü olmaktır. Bak Ankara, İstanbul belediyelerinde Atatürk bayrağı asılıyor. Laik anlayış 11 büyükşehiri yönetiyor, samimi inançlı insanlara zarar vermeden...

*****

3- Baykal'ın CHP'si türbanda çok yanlış bir tavır aldı. AKP'yi iktidara taşıyan en önemli argümanlardan biri buydu. İnanç temelli siyaset CHP'nin işi değil. Kılık kıyafet üzerinden siyaset CHP'nin işi olmamalı. Bunu artık anlamak lazım. Ayrıca bu politikanın halkta karşılığı sıfır değil eksi... Çünkü Türk kadınının yüzde 60'ından fazlası başörtüsü, türban takıyor. Parti Meclisi'ne bir türbanlı kadının girmesi devrimdir.

****

4- CHP milletvekili dokunulmazlığı konusunda çok çok doğru bir tutum aldı. Yıllardır dokunulmazlık kaldırısın diye politika yapan bir partinin aleyhte oy vermesi düşünülemezdi. Kaldı ki milletvekillerinin tamamına yakını ilk oylamalarda olumsuz oy verdi. Ama son oylamada referanduma gitmesin diye olumlu oy kullandılar. Eğer o yasa referanduma gitseydi Tayyip Erdoğan CHP'yi PKK ile aynı noktada buluşturur, CHP'nin çanına ot tıkardı.

*****

5- Adalet yürüyüşü, dünya siyaset tarihinin en önemli yürüyüşüydü. Daha önce eşi benzeri görülmemiş eylemi eleştirmek ancak önyargı ile mümkündür kardeşim. Türkiye'nin demokrasi tarihine altın harflerle yazıldı. Nereden nereye, hangi tarihte yürüneceğinin bir önemi yoktu.

****

6- Kemal Kılıçdaroğlu'nun Yenikapı mitingine katılması doğruydu. 15 Temmuz darbesi bir tiyatro değil, gerçektir. Tayyip Erdoğan başta olmak üzere bazı yöneticilerin darbeden haberi vardı, o ayrı tartışma konusu... Haberi olsa bile Fethullalçı çetenin Amerika'nın göz yummasıyla darbeye kalkıştığı gerçektir. Kılıçdaroğlu bunu ifade ediyor ve ardından ekliyor: "Bu iktidar 20 Temmuz'da OHAL ile demokrasiye darbe yaptı."

Bu yazının dipnotu: Kemal Kılıçdaroğlu'ndan istedikleri genel başkanlıktan ayrılması... Tembellik yapmayın! Üye yapın, çalışın, delegeyi ikna edin, genel başkanı devirin. Burası Baykal'ın partisi değil, isteyen herkes üye olabiliyor. Delege seçilebiliyor. Mesela ben mahallede yarışı girdim, kaybettim. Sadece blok liste yapılmasına itiraz ettim. Bazıları anlamadan, dinlemeden, önyargılarıyla konuşup duruyorlar. CHP'de artık üyelikler Bursa'dan Ankara'ya giderken, Mezitler deresine atılmıyor.

KEMAL KILIÇDAROĞLU'NA BENİM ELEŞTİRİLERİM!

Önce şu noktanın altını çizeyim, mevcut sistemde parti genel başkanlarının organizatörlük dışında bir önemi kalmadı. CHP Genel Başkanlığı'na olduğundan fazla işlev yüklemek, kurtarıcı beklemekle eş anlamlıdır.

Türkiye'de üç önemli makam kaldı.

Cumhurbaşkanlığı, İstanbul ile Ankara Büyükşehir Belediye başkanlıkları...

Kemal Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanlığına aday olmayacağına göre, CHP'nin başında bulunması uzlaşma açısından bir sigorta değil mi?

****

Gelelim eleştirilerime...

Kemal Kılıçdaroğlu'nun lider olamayacağına ilişkin bir küçük, bir de büyük iki olaydan söz edeceğim.

2015 öncesiydi Bursa'dan 40 kişilik bir gazeteci-televizyoncu grubuyla Ankara'ya gittik; Genel Başkan Kılıçdaroğlu ile görüştük. Bursa basınını ağırlayan Kemal Bey, bu şehrin sorunlarına ilişkin tek bir cümle söylemedi.

Eğer birkaç cümle söyleseydi, birkaç gün Bursa basını CHP ziyaretinden söz ederdi.

****

Büyük olaya gelince; 15 Temmuz gecesine gidelim. Kemal Kılıçdaroğlu, Bakırköy Belediye Başkanı'nın evine sığınmak yerine (AKP iktidarının bütün önde gelenlerinin durumunu sorgulamak lazım) İstanbul'daki CHP'lilere çağrı yapıp, darbeye karşı sokağa çıkmalıydı. O zaman gerçek lider olurdu. Fırsat tepti.

****

Bunun dışında eleştilerin tamamı ya önyargılı, ya da verili koşulları iyi analiz etmeyen, toplumsal yapıyı tanımayan, ülkenin eğitim durumunun farkına varmayanlardır.

Hiç olmazsa şu bazı videoları izleseler gerçeği görecekler.

AKP iktidarının yaptıklarını yerden yere vurduktan sonra "Tabii ki oyum Tayyip Erdoğan'a" diyen kitlelerle nasıl bağ kurulabilir?

***

Murat Barın kardeşim başta olmak üzere CHP'nin 37. Kurultayı'nı eleştirenler keşke 13 maddelik bildirgeyi gündemlerine almış olsalar... Orada mesela "Kürt sorunu" maddesini çok sorunlu görüyorum. Nedir çözüm önerisi? TBMM eliyle yeni bir çözüm süreci öngörülüyorsa, CHP tabanı buna tavır alacaktır diye düşünüyorum.

Diğer maddelere itirazım yok.

****

Bu yazının dipnotu: Eleştiriyi kişiselleştirenlere yanıtımı sosyal medya üzerinden veriyorum. Bazıları da kendilerini kast etmediğim halde üzerlerine alındı. Oysa ben "Ke-mal" diye yazanları hedef almıştım öncelikle... Demek ki bazılarının yaraları vardı gocundular. Buradan bir kez ilan edeyim; kesinlikle milletvekili veya belediye başkan adayı olmayacağım. Bir kez denedim, nedeni de masanın karşı tarafına oturmaktı. Kitap okumak, yazı yazmak benim esas işim. Sevdiğim iş! Politika asla bana göre değil. Düşüncelerini ifade edemeyenler, bana buradan vurmaya çalışıyorlar. Gereken yanıtı en sert şekilde alıyorlar, alacaklar.