Bursa
Açık
17.9°
Yüksel Baysal
Yüksel Baysal

Mustafa Kemal Atatürk dinsiz miydi?

02 Mayıs 2020 Cumartesi, 20:33

Haçlı Seferleri bir tür din çatışmasıydı.

Tek tanrı inancına sahip İsa sevenlerle, yine tek tanrı inancına sahip Müslümanlar arasında çıkan çatışmalarda yüz binlerce insan öldü.

Ortaçağ Avrupa'sında Hıristiyanlar mezhep savaşları nedeniyle birbirlerini kırdılar.

Ve insanoğlu "laikliği" keşfetti.

"Senin dinin sana, benim dinim bana... Sen, mezhebinin yolundan git, benim mezhebime karışma... Benim inancım seninkinden farklı, bu seni ilgilendirmez, senin inancının beni ilgilendirmediği gibi" başlıklarında özetlenebilecek yeni bir anlayış gelişti.

***

Ayrıca, "Kimse kendini haşa Allah'ın yerine koyup konuşmasın!"

"Allah şöyle buyurdu" diyerek kendi dar görüşlerini insanlara dayatmasın!

"Kul Allah'a karşı sorumluluğunu yerine getirir, getirmez, kendi bileceği iş, günahı da, sevabı da kendisinindir" bakış açısı zorunlu hale geldi...

***

Dünya böylece daha barış içinde yaşamaya başladı.

Refah için çalışma yoluna koyulurken, bu kez inanç-din üzerinden değil, milli kimlikler üzerinden çatışma çıktı.

İki dünya savaşının arka planında, tıpkı din çatışmalarında olduğu gibi ekonomik çıkarlar, önde azgın milliyetçilik vardı.

Bunu ayrıca analiz etmek gerekiyor.

Mustafa Kemal Atatürk, İzmir dönüşü Uşak Garında dualarla karşılanıyor...

Mustafa Kemal Atatürk, laikliği keşfeden biri değildi kuşkusuz; dünyanın geldiği noktaya bakarak, ülkenin gelişimi için kul ile Allah arasına girmeye çalışanları bir kenara itti!

Yaptığı sadece şuydu; Allah-Peygamber adına konuşanların insanımızı yönlendirmesinin önünü kesti.

Bu işten geçinenler, din satıcıları rahatsız oldu. Atatürk'ü düşman belledi, halen onların kalıntıları bugün pek çok yerde karşımıza çıkıyor.

Dün adı Fesli Kadir'di, bugün Fatih denilen zerzevat!

Kah bir dinci gazetede karşımıza çıkıyor bu tipler, kah Saray'ın koruması altında atıp tutuyorlar.

***

Peki Mustafa Kemal Atatürk bazılarının iddia ettiği gibi dinsiz miydi?

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusuyla ilgili pek çok anı yayınlandı. Atatürk'ün silah arkadaşları, Kurtuluş Savaşı'na her düzeyde katılanların yaşam öyküleri, ya kendileri ya da bir başkası tarafından kaleme alındı.

Daha önce de söz etmiştim; Atatürk'ün yanında 12 yıl görev yapan bir ismin yaşam öyküsü ancak 2008 yılında gün ışığını çıkabildi.

Çankaya Köşkü'nün kütüphanecisi, polis memuru Nuri Ulusu'nun "Atatürk'ün Yanı Başında" ismini verdiği kitap, oğlu Mustafa Kemal Ulusu tarafından Doğan Yayınlarından ancak 21. yüzyılın başında yayınlanabildi.

Her satırında samimi duygularını yazan Nuri Ulusu'nun dindar biri olduğu belli; Celal Bayar'ı sevmesine karşılık, İnönün'den hoşlanmadığının da ayrıca altını çizeyim.

Bakın ne diyor Atatürk ve din konusunda;

"Atatürk için dinsiz ve mason olduğunu söylenler vardır.

...

12 yıl bilfiil gece gündüz yanında olan bir kişi olarak bu söylenenleri esefle karşılıyorum.

Hafız Yaşar vardı. Atatürk onu sever ve çok beğenirdi. Bazı zamanlar 'Hafız'ı çağırın' derdi.

Sofrada veya salonda Hafız Yaşar'ın makam ile okuduğu Kur'an-ı Kerim surelerini huşu ile dinlediğini ve gözlerinden yaş aktığını ve bu göz yaşlarını, ceketinin sol üst tarafındaki mendil cebinde, her zaman muntazam bulundurduğu beyaz keten mendil ile sildiğine yakinen hep şahit olmuşumdur."

Kur'an'ın Türkçe'ye çevrilmesi meselesiyle ilgili olarak da, çalışmaların 1926 yılında başladığını, Elmalılı Hamdi Yazır'ın çevirisinin 1935 yılında dokuz cilt halinde yayınlandığını, dokuz-on bin adet basıldığını anlatır kitabın ilerleyen bölümünde Nuri Ulusu...

(Sayfa-185).

***

Atatürk'ün dine bakışını anlatmak açısından bir başka alıntıyı daha bilginize sunmak isterim:

"Dini tarihimizi ve bilhassa peygamberimizi, savaşlarını, tarih kitaplarından çokça okur ve hayranlığını sıkça dile getirirdi, hele hele Bedir savaşını hep hayranlıkla anlatırdı; 'En büyük zafer' derdi. Yavuz Sultan Selim ve Timurlenk de hayran olduğu padişah ve komutanlardı ama en çok takdir ettiği kişiyse Hz. Muhammet (S.A.V) idi. 'O yoklukta ve mahrumiyette, o cehalette, yoktan var ederek bir devlet kurmak kolay iş değildir. Hz. Muhammet (S.A.V) o zoru başarmıştır' der ve takdir hislerini çokça zaman arkadaşlarına anlatırdı. Hatta zaman zaman TBMM'de de dile getirdiğine de şahit olmuşumdur. Bu mu Allahına, kitabına inanmayan Atatürk? Günahtır, ayıptır, yazıktır."

***

Atatürk'ün ezan sesini çok sevdiğini hem Nuri Ulusu'nun yazdıklarından anlıyoruz hem de kızı Nebile'ye özel olarak ezan okuttuğunu kaynaklardan biliyoruz. Ki Nuri Ulusu o anının ayrıntılarını da anlatır bu kitapta...

***

Sonuç olarak, Diyanet'i kuran, Kur'an-ı Kerim'i Türkçe'ye çevirten, aydın din adamlarının yetişmesi için çaba harcayan Atatürk'ün dinsiz olduğunu iddia etmek, kasıtlı değilse ancak cahilliktir!

Atatürk ne dinsizdi ne dinci, laikliği benimsemiş bir dindardı!