Bursa
Açık
33°
Yüksel Baysal
Yüksel Baysal

Hekimler feryat ediyor!

17 Nisan 2020 Cuma, 19:23

Deneyimli bir çocuk doktoru, halen aktif olarak spor yapan, SSK'nın eski başhekimlerinden Dr. Murat Kaçar, koronavirüs sürecinde hekimlerin yaşadıkları sorunlarla ilgili bir ileti gönderdi.

İktidarın yıllardan beri üzerinde tepindiği hekimlerle ilgili nihayet istenilen şiddet yasası çıktı.

Ama bu yasanın çıkmasıyla sorunlar bitmiyor ki....

İşte Dr. Kaçar'ın yakınmaları:

"Günaydın Yükselcim, bazı konuları paylaşmak istiyorum.

Yanlış ve gecikmiş kararlar beraberinde sorunları daha çetrefil hale getiriyor. Tabip Odası'nın ivedilikle talebi Valiliğe bildirildi ve Bursa'da kamu-özel hastane ve tıp merkezlerinde çalışan tüm sağlık personelinin PCR testi pozitif çıkan olgularda acilen güvenilir hızlı antikor testleri ile İgG-İgM bakılması talep edildi.

Ancak bir aydan beri böyle bir tarama için kapımızı çalan olmadı.

Bursa'da valilikçe oluşturulan pandemi kuruluna Bursa Tabip Odası, Bursa Veteriner Hekimler Odası, Diş Hekimleri ve Eczacılar Odası'ndan hiçbir temsilci çağrılmadı.

Özel ve kamu hastanelerinin hepsi pandemi hastanesi ilan edildi. Eğer özel hastaneleri pandemi hastanesi ilan edersen kamulaştırdın demektir. Üç ay süre ile koşulları uygun olup pandemi hastanesi ilan ettiğin hastanelerdeki tüm doktor ve sağlıkçıların maaşlarını ve özlük haklarını ve hastane giderlerini Sağlık Bakanlığı bütçesinden karşılaman gerekir. Ki onlar da hastadan 3 ay süre ile tahlil ve tedavi ücreti talep etmesinler.

Hastaneleri erişkin ve pediatrik yoğun bakım sayısına ve kapasitelerine göre ikiye ayırıp bir grubunu koronavirüs pandemi hastanesi, bir grubunu da 'Hizmet Hastanesi' ilan edersin!"

Dr. Murat Kaçar'ın iletisi çok uzun...

Pek çok başka konuya da yer verdi ama ben özellikle 65 yaş üstünün yaşadığı sıkıntılarla ilgili söylediklerini de aktarmak istiyorum.

CHP Bursa İl Başkan Yardımcısı Ahmet Özdemir aradı. 66 yaşındaki Ahmet Özdemir, sokağındaki bir bankaya giderek, parasını çekmek istedi. Bankacı, "Size para veremeyiz" demiş kendisine... Tartışma olmuş...

Ahmet Özdemir, "65 yaşından büyükleri bankanın kapısından bile içeri almıyorlar. Güvenlik görevlisi, "Polise haber veririm" tehdidiyle gelenleri geri gönderiyor. Bu insanlar internet bankacılığını kullanamıyor. Para çekmesi lazım, buna bir çözüm düşünülmedi" dedi.

Dr. Murat Kaçar da bu konuda görüşlerini ve eleştirilerini dile getirdi:

"65 yaş üzerini bir aydır evde tutuyorlar ancak aynı evdeki geniş aile fertleri işe gelip gidiyorlar. Yaşlılarını enfekte etme riskini taşıyarak dışarıda çalışıp eve geliyorlar. Yaşlılara da, kamu iş yerleri, bankalar, su- elektrik-doğalgaz tahsilat bürolarının hafta içi günlerden birinde saat 11-16 arasında acil ihtiyaçlarını karşılamaları için kişisel korunma önlemlerini alıp sosyal mesafeyi muhafaza ederek sokağa çıkmalarına izin verilebilir. 65 yaş üstünün e-devlete, bankaların g-maillerine lüzumlu adreslerin cep telefonlarına indirilmesini sular seller gibi bildiğini zannediyorlar. 65 yaş üzerinde acaba kaç kişi elindeki cep telefonunun sadece konuşmaktan başka işlevleri ve fonksiyonları olduğunu biliyor veya kullanabiliyor?"

***

Bu konuda bir yakınma da banka çalışanlarından geldi. Özellikle kamu bankalarının iş yükü bu dönemde daha arttı ve bankaların içleri ana-baba günü gibi oldu.

O konuda da bir düzen getirilemedi. Emeklilere paralarının evlerinde teslim edilmesi, ödeme kolaylıklarının sağlanması ve bazı ödemelerin ertelenmesi banka çalışanlarını da rahatlacak, koronavirüs tehdidinden bir miktar uzaklaşmış olacaklar. Ama ne yazık ki ortada önlem diye bir şey yok. Virüs yayma merkezlerinden biri de banka içleri ve önleri oluyor.

PROF. DR YÜKSEL ÖZKAN'DAN SAĞLIK BAKANINA SORULAR?

CHP Bursa Milletvekili, Prof. Dr. Yüksel Özkan koronavirüsle ilgili Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca'nın yanıtlaması isteğiyle TBMM Başkanlığ'na bir soru önergesini sundu.

Bir salgının yönetiminde üç temel ilkenin olduğunu belirten Prof. Dr. Özkan, "1. Temasın engellenmesi, 2.Tecrit yani karantina, 3.Test uygulanması. Bunların hiçbirinin başından beri zamanında ve sağlıklı uygulanamadığına tüm vatandaşlarımız tanık oldular" dedi.

Yüksel Özkan'ın yanıtlanmasını istediği sorular da şöyle:

"1. Güvenirliğinin yüzde 95 oIması, salgının toplumda yaygınlığını, ölüm oranlarının daha sağlıklı göstermesi düşüncesi ile bu süreci başarıyla yürüten birçok ülkenin yaygın bir şekilde yaptığı antikor testlerini uygulamayı planlıyor musunuz? Bu konuda herhangi bir hazırlığınız var mıdır?

2. PCR testi, negatif kişilere rutin olarak antikor testleri uygulanmakta mıdır?

3. Salgından daha doğru bilgilerin edinilmesi ve bu bilgiler ışığında sürecin daha sağlık yürütülmesi için yaygın bir seroepidemiyolojik çalışma planlanmakta mıdır?

4. Daha önce, sağlık çalışanlarına 5 günde bir periyodik olarak PCR testi uygulanmasını bir genelge ile duyurmanıza rağmen, bunun gereğinin maalesef yapılmadıği görülmektedir. Başta sağlık çalışanları olmak üzere bu dönemde birçok sektörde fedakarca çalışan ve risk altında olan gruplara antikor testi yapmayı planlıyor musunuz?

5. PCR testi negatif çıkan, ancak klinik seyir ve akciğerde bu hastalığa özgü Bilgisayarlı Tomografi (BT) bulgular ile COVID-19 tanısı alıp ölenlerin Dünya Sağlık Örgütü, lCD hasta koduna 'Olası COVID-19' yazılmadığı, kayıtlarda ölüm sebebinin sadece 'viralpnömoni' olarak geçtiği doğru mudur?

6. Sadece PCR testi pozitif olanların ölüm nedenine COVID-19 olarak kayıt edildiği doğru mudur? Eğer bunlar doğru ise sizlerin her gün TV ekranlarında açıkladığınız sayılar ne kadar doğru ve sürecin şeffaf yürütüldüğü ne kadar inandırıcıdır?

7. İtalya'da bilim insanlarının, Palermo'da bir futbol maçı sonrası virüs enfeksiyonun geniş kitlelere yayılmasının 'salgında bomba etkisi' yaptığı açıklamaları hatırlanırsa, 10 Nisan gecesi 31 ili kapsayan sokağa çıkma yasağının duyurulmasından sonra gelişen vahim tablo karşısında, Sayın İçişleri Bakanı'nın sayıyı azımsayarak '300 bin kişi 2 saat süre ile sokağa çıkmıştır' şeklindeki yaklaşımı salgın ile mücadeleyi sekteye uğratmamış mıdır? Ayrıca bu kritik dönemde sorumsuzca yapılmış olan bu hatanın 'salgında bomba etkisi' oluşturacağını düşünüyor musunuz?

8. Herhangi bir siyasi kaygı olmadan, COVID-19 salgını ile mücadelede toplumun sağlığını önceleyen, Bilim Kurulu'nun önerileri ve aldığı kararlar ne oranda uygulanıyor?"