Bursa
Çok Bulutlu
25.5°
Yüksel Baysal
Yüksel Baysal

Evet, Türkiye'nin İdlip'te ne işi var?

03 Mart 2020 Salı, 22:44

Bir yalan cehenneminde kavruluyoruz.

Birinci yalan:

'İdlib'den çıkarsak, Hatay'ı, Kilis'i veririz!'

İdlib on yıllardır Suriye toprağıydı, şimdiye kadar niye vermedik? Suriye, değil bizden toprak istemek, kendi toprağını korumaktan aciz değil mi?

****

İkinci yalan: 'Çanakkale Savaşı neyse, İdlib de odur.'

Çanakkale vatan toprağımızdır. Nüfusunun tamamı Türk'tür. İdlib sınır boyumuzdur ama bizim toprağımız değildir.

****

Üçüncü yalan: 'İdlib'den milyonlarca insan sınıra yürüyor, Türkiye'ye göç edecek.'

Suriye devleti, pek çok şehri ele geçirdi, o beklenen göç olmadı.

Dördüncü yalan: 'Sınırımızdaki mazlumlar bizi ilgilendirmez diyebilir miyiz?'

Diyemeyiz elbette. İnsani yardım yapmalıyız. Ancak bütün mazlumlar için ilgili ülkelere savaş açamayız. Filistinliler eziliyor diye İsrail'e; zalim Esad'ı destekliyor diye İran'a savaş açamayız. Türkiye'nin milli güvenlik sorunu PKK terörüdür. Meşru savunma hakkımız bu konuda vardır.

Ancak İdlib bizim milli meselemiz değildir; olamaz da... Dünyanın jandarması biz değiliz.

Bu arada belirtmiş olayım ki, bu süreçte AKP'nin HTŞ sevdası ile MHP milliyetçiliği birbirine karıştı!

****

Burada sözü İYİ Parti Bursa eski İl Başkan Yardımcısı Haluk Hısımcıl'a bırakmak istiyorum.

Anavatan Partisi'nin kılıcının kestiği iktidar günlerinde Bursa İl Başkanı Hacı Ziya Hısımcıl'ın oğlu olan Haluk Hısımcıl, sosyal medyadan her satırına katıldığım aşağıdaki paylaşımı yaptı:

"Suriye, Irak, sonra Mısır ve Suudi Arabistan, yetmedi Cezayir!

'Hasan dağı arpalık eğer ekin verirse!

Her derede değirmen eğer suyu gelirse!

Her köylüden bir tavuk eğer köylü verirse!

Güzel gidiş bu gidiş eğer sonu gelirse!'

Biz kendi ülkemize sahip çıkalım bize yeter.

Suriye'yi dost edip 912 km sınırdan mayınları temizleten (hem de İsrail'e) daha sonra o sınırdan 4 milyon Suriyeliyi elini kolunu sallayarak geçirten, aynı şekilde Irak'tan 500 bin mülteciyi kakalayan aklı küçümsemeyelim.

Enver Paşa da böyle düşünmüştü.

Bir de Rusların Boğazlar'dan bizle dalga geçer gibi geçirdiği içi mühimmat dolu ve adları çok manidar gemileri geçirirken niye müdahale edemediğimizi düşünelim. Zavallı çocukların bal gibi Ruslar tarafından vurulduğunu bilmemize rağmen, üç maymunu oynamamızı bir irdeleyelim. Afrin'deki kırmızı çizgilerimizi ve sonra iki cep girişe razı olduğumuzu hatırlayalım.

Ülkeye NATO yardımı için daha önceleri attığımız salvoları unutmadan bugün nasıl talepkar olduğumuzu tekrar düşünelim. Enerjide yüzde 50 bağımlı olduğumuz Ruslarla harp etmenin yıkım olacağını hesap edelim.

Açığa çıktı ki, bu kahraman askerler günlerce yağan bombalar altında mücadele ettiler, sığındıkları binanın enkazı altında kaldılar. Bırakın helikopteri, cankurtaranlar bile bombadan nasibini aldı. Aziz naaşları ancak traktör tepelerinde getirilebildi. Ham hayaller bir ülkenin sonu olur. Elbet o günler gelecektir. Ama şimdi değil.

Halep'i alacak, Şam'da namaz kılacaktık. Halep'i alamadık ama şükürler olsun Halep'in tamamını ülkemize aldık.

Ordumuz kahramandır, savaşçıdır ama anlamsız hayallerle onları ziyan etmeyelim. Yemedikleri darbe kalmadı."

****

Bu yazının dipnotu: Kevgire döndürülen sınırdan geçenleri saymayan İçişleri Bakanlığı, her gün düzensiz göçmen çıkışıyla ilgili sayı yayınlıyor.

DOĞRU GÖRÜNEN YANLIŞ TEZLER!

Bu arada madde madde bazı tezleri çürüteyim:

1-"Hani siz Suriyeliler gitsin diyordunuz, şimdi neden gitmesine karşı çıkıyorsunuz?' diyerek geçmişteki yanlışlarına ortak bulmaya çalışıyorlar. Bildiğim kadarıyla küçük bir azınlık dışında Suriyelilerin kalmasını isteyen yok. Bu yapılanı eleştirmek, yakışıksız bulmak ayrı...

2-"Niye Esad denilen katili eleştirmiyorsunuz?" Niye eleştirmeyelim? Kendi halkına zulmeden bütün diktatörlere lanet olsun! Esad defolsun gitsin ama kendi halkının iradesi ile... İşgalle değil!

3-"İdlib'de ne işimiz var?" sorusu şehit olan askerlerimizin neden şehit olduğunun sorusudur. Yoksa şehitler bizim şehitlerimiz.

4-2012 yılında ilk düğmenin yanlış iliklenmesiyle başlayan süreç sonunda en çok zararı Türkiye gördü. PKK ordulaştı. Suriye ile savaş noktasına geldik. Ülkenin savaşa girmesine karşı çıkmak vatana ihanet değil tam tersine büyük vatanseverliktir. Tuzağa çekilmek vatan hainliği olabilir.

5-Hava savunması olmadan İdlip'e 15 bin asker yığmak, dahası Suriye devletinin resmi olarak davet ettiği Rusya ile karşı karşıya gelmek uluslar arası hukuk ihlali anlamına gelecektir. Biz Türkler hep haklı savaştan yana olduğumuz için kazandık.