Bursa
Çok Bulutlu
25.3°
Yüksel Baysal
Yüksel Baysal

Doğrulara mezar taşı kazınan güzel ülkem!

27 Nisan 2020 Pazartesi, 18:46

Bugün sizi biraz geçmişe götürmek istiyorum. Korona günleri nedeniyle bol bol kitap okumaya ve eski arşivimi taramaya başladım.

Karşıma 2007 Temmuz'unda Kent gazetesinde yazdığım yazı çıktı.

2001 yılında Bursa basınından koparılmış, ancak İbrahim Öge'nin yayın yönetmenliği döneminde 2007 yılında rahmetli Yılmaz Akkılıç'la birlikte Kent gazetesinde yazarlığa geri dönmüştüm (Arada, yayın yönetmenliğini yaptığım Demokrat Bakış dergisini 12 sayı çıkarmıştım).

***

Kişisel yaşamım muhalif bir çizgide şekillendi. Yaşadığım koşullar ve çevre beni okumaya, düşünmeye, sorgulamaya, araştırmaya yöneltti. Bu da varolana itiraz gerektiriyordu. Bir başka deyişle Allah beni böyle yarattı!

İyi ki de öyle olmuşum, bizim meslek iktidara eklemlenerek, onun emrine girerek yapılamaz. O tür gazetecilik eğer tetikçilik değilse halkla ilişkiler faaliyetidir.

Örneğin, sevdiğim ve beğendiğim halde Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş veya bizden biri Mustafa Bozbey'in danışmanlığını yapamam.

***

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin sadece FETÖ ile değil, bütün İslamcı cemaatlerle ilişkilerini yanlış bulduğumu, o cemaatlerin de siyasete bu kadar müdahale etmesinin doğru olmadığını yazıp durdum.

İlginçtir 15 Temmuz darbesine rağmen AK Parti bu duruşunu değiştirmedi. Menzil'le ilişkiler, İsmailağa cemaatini ziyaretler, bütün atamaların imam hatip-ilahiyat ekseninde yapılması, halen anlayışın değişmediğini ortaya koyuyor.

***

Biliyoruz ki, ırk, din, mezhep, etnik kimlik üzerinde yapılacak siyaset sorunları çözmez, aksine büyütür.

Örneğin, Korona sorununu nasıl çözeriz diye düşünmeliyiz? Şekil A'da görüldüğü gibi korona virüsünün dini, mezhebi, etnik kimliği, cinsi yok!

***

Sözü daha fazla uzatmadan sizi 2007 yılında yazdığım yazıya götürmek istiyorum:

İslami cemaatlerin siyaset aşkı!

Kent Gazetesi

09.07.2007

Yüksel Baysal

"Türkiye ne yazık ki, siyasetin üzerindeki tarikat gölgesini bir türlü kaldıramadı.

Siyasetçiler her dönem, cemaat-tarikat liderlerinin kapısını çalıyor, seçim için aday veya destek istiyor. Her partinin özel tarikatları var.

Yeni Asya grubu DYP'ye, Süleymancılar bir donem ANAP'a; şu an DP'ye, Mahmut Hocacılar Saadet Partisi'ne omuz veriyor.

İlişki böyle olunca, bu durum sloganlara da yansımadan edemiyor.

Son mitingde 'Ahmet-Mehmet el ele' sloganıyla, Mehmet Ağar ile Süleymancılar'ın lideri Antalya milletvekili adayı, Ahmet Denizolgun kastediliyordu.

Genel olarak bakıldığında cemaatlerin liderleri neyi işaret ederse etsin, alt kesim, ağırlıklı olarak bugüne kadar MSP-RP-Fazilet Partisi'ne destek verdi.

***

Şu an İslami camianın en büyük örgütü konumunda olan Fethullah Gülen cemaati ise geçmişten beri Necmettin Erbakan çizgisine çok sıcak yaklaşmadı.

Ancak, Tayyip Erdoğan ve AKP için bunu söylemek mümkün değil.

Bir dönem DSP ile bile flört eden Fethullah Gülen grubu, ilk kez AKP'lilerden daha AKP'li bir görüntü ortaya koyuyorlar.

Zaman, Bugün ve Star gazeteleri izlendiğinde, ne demek istediğim daha iyi anlaşılır.

Tüm yayınlar AKP'yi övmek üzerine kurgulanıyor.

CHP'yi bir kenara bırakıyorum.

Çünkü düşmanlık oklarını her haberde batırıyorlar.

Bu gazeteler, Cumhurbaşkanlığı seçiminde TBMM'ye girmeyen merkez sağ partili vekilleri bile düşman kategorisine koyuyorlar.

***

Cemaatler geçmişten beri siyasetle ilgilendiler.

Ancak hiç bu kadar siyasetin tam göbeğinde olmadılar.

Hiçbir AKP militanı, Fethullah Gülen grubu elemanları kadar AKP için gayretli çalışma içinde değildir.

Bir de Said-i Nursi'yi izlediklerini söylüyorlar?

Oysa feyz aldıkları Said-i Nursi, bakın politika, mal-mülk ve çıkar üzerine neler söylüyor:

'Şeytandan ve siyasetten Allah'a sığınırım.'

'Menfaat üzerine dönen siyaset canavardır.'

'Siyaset öyle bir şeydir ki, yanımdaki şeytanı melek, karşıdaki melek gibi insanı şeytan gösterir.'

'Siyaset yalan bir şöhrettir. İnsanın malı olmayanı bile insana mal eder.'

Şimdi bir bu sözleri okuyun, bir de yapılanlara bakın!

AK Parti nihayet bir siyasal partidir.

Yanlışları ve doğruları olabilir.

Bu siyasal görüşün yaptıklarına, uygulamalarına daha doğrusu günahlarına ortak olmak değil midir, onu kayıtsız şartsız desteklemek?

Acaba diyorum, ABD bu konuda da Fethullah Gülen'in kulağına bir şeyler mi fısıldıyor?"