Bursa
Parçalı Bulutlu
24.4°
Yüksel Baysal
Yüksel Baysal

Cumhuriyet aynı zamanda bir sağlık devrimidir!

23 Mart 2020 Pazartesi, 22:55

1923 yılında Cumhuriyet ilan edildiğinde toplum sağlığı tablosu vahimden öteydi.

Ortalama ömür 40'tı.

Balkan Savaşları, Çanakkale savunması, Milli Kurtuluş Savaşı, ardından mübadele ile nüfus erimiş, sağlıklı insan sayısı azalmıştı.

'Osmanlılardan Cumhuriyete Bilim' adlı yapıtında Osman Bahadır, o günkü tabloyu şöyle özetliyor:

"Sıtma bütün ülkeyi kasıp kavuruyordu. 12 milyon nüfusun yarısından fazlası sıtmalıydı.

... Bir milyon kadar veremli vardı. Nüfusun yüzde 5'i frengi hastasıydı."

Bunun yanı sıra 250 bin kadar trahomlu hasta bulunduğu tahmin ediliyordu.

Ayrıca, kızamık, kızıl, tifo, çiçek, difteri gibi hastalıklara yakalanmış insanlar da vardı.

***

Cumhuriyeti kuranlar sağlık konusunda bir seferberlik başlattılar.

Osman Bahadır, üç aşamalı bir plan uygulandığının altını çizer...

1-Uzman yetiştirme...

Turgut Özakman'ın yazdığına göre Cumhuriyet ilan edildiğinde Türkiye'de sadece 340 hekim, 430 sağlık memuru vardı. 160 da ebe...

Bir başka kaynak, rakamları şöyle verdi: 554 hekim, 69 eczacı, 560 sağlık elemanı, 134 ebe ve 34 hemşire...

Samsun Frengi Hastanesi hekim ve hemşireleri-Yıl 1933

Şu anda bir hastanenin hekim sayısı bile daha fazla değil mi?

Bütün bunlarla yola çıktı Atatürk ve Cumhuriyet...

***

Cumhuriyetin ikinci hedefi kurumsallaşmaydı. Hastane ve dispanserler açmak istiyordu.

Cumhuriyet'ten önce yani Osmanlı Devletinde sağlıkla ilgili bir bakanlık yoktu. Sağlık işleri 'Dahiliye Nazırlığı'na bağlı 'Sıhhiye Umum Müdürlüğü' tarafından yönetiliyordu. Yani sağlık hizmetleri bir genel müdürlük düzeyinde götürülüyordu.

23 Nisan 1920'de Büyük Millet Meclisi'nin açılışından 10 gün sonra, 3 Mayıs 1920 gün ve 3 sayılı Kanunla "Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaleti" kuruldu.

Sıhhiye ve Muaveneti İçtimaiye Vekaleti

Yine Özakman'ın belirttiğine göre, "1924 yılında 150 ilçe merkezinde muayene ve tedavi evi kurulması kararı alındı. Muayene ve Tedavi Evleri, 5-10 yataklıdır. Beş yataklı olanlarda hükümet tabipleri, 10 yataklı olanlarda ise ayrı bir hekim görevlendirilmiştir. Muayene ve tedavi evlerinde hasta muayenesi ücretsiz olup, yoksul hastaların ilaçları da parasız verilirdi."

Üçüncü hedef, hastalık taraması yaparak, gerçek tabloyu öğrenmekti.

Dördüncü hedef, teşhis ve tedaviydi.

Beşinci hedef ilaç üretimiydi ki, Hıfzısıhha kuruldu.

Altıncı hedef, koruyucu önlemler almaydı.

Prof. Dr. Kayıhan Pala, dün İsmail Küçükkaya'nın programında 'Toplum el yıkamayı başarırsa, salgın hastalıkların yüzde 40'ı azalır' deyince şaşırdım.

Yedincisi, halkı bulaşıcı hastalıklara karşı eğitmek...

Sekizincisi, idari organizasyon yapmak...

***

İşte Cumhuriyet'in başarısı buradan geldi.

Sadece ekonomik zorluklarla değil, bugün de toplumu etkisi altına alan ve bir türlü aşısı bulunamayan cahillikle de savaştı Cumhuriyet...

Osman Bahadır şöyle tanımlıyor durumu:

"Bu topluluk, büyük zorluklar içeren ve fedakarlıklar gerektiren mücadelesinde sadece mikroplara karşı değil, eğitim olanağını bulamadığı için hurafelere esir düşmüş insanların önyargılarına karşı da savaşmışlardır."

***

Köye aşı için gidenlere saldırılar oldu; "Ölüm Allah'ın emri" denilerek...

Jandarma dipçiği tehdidiyle hastalıklara karşı insanlar aşılandı.

***

Cumhuriyet kurulduğunda doğan her iki çocuktan biri ölüyordu.

Bütün bu yoklukların üstesinden gelerek, adeta sıfırdan bir ülke kuruldu.

Eleştirileri anlarım da, nefretle, kinle beslenen bu cahil sürüsünün yaşam varlığını bile bu adamın, bu Cumhuriyetin çabalarına bağlı olduğunu anlamamalarını anlamıyorum!