Bursa
Açık
32.2°
Yüksel Baysal
Yüksel Baysal

Bir zamanlar kartaldı!

22 Kasım 2019 Cuma, 00:42

Bursa'nın 'kamu denetçisi' diyebileceğim biri, önemli bir saptamada bulundu:

"Doğru Yol Partisi Türkiye'nin ortalamasını temsil ediyordu. "

Gerçekten de öyleydi.

Demirel'in şu sözleri bunun kanıtı değil mi?

"Benim bir il başkanım Erzurum'dan camiden gelir; İzmir il başkanım meyhaneden!"

***

Siyasetle ilgilenmeye başladığım yıllardan bu yana Süleyman Demirel'e muhalif oldum.

6 kere gidip 7 kez gelmeyi eleştirdim; 'şapkayı alıp giden korkak' gözüyle baktım kendisine...

Ama şimdi iktidardan düşmemek için direnenlere bakınca, Süleyman Demirel'e haksızlık ettiğimi anlıyorum.

Çünkü demokrasi aslında gidip gelme rejimidir; toprağın verimi açısından nasıl nadasa gereksinimi varsa, siyasetin de dinlenmeye, başkalarına da fırsat tanımaya ihtiyacı vardır.

***

Birkaç gün önce DYP'nin Bursa'da bazı ağır toplarıyla akşam yemeğinde buluştuğumuzda bunları düşündüm.

Siyasetin geldiği noktada geriye dönüp baktığımızda, dün eleştirdiklerimize bugün artık başka gözle bakmaya başladım.

Neyse, Nilüfer eski İlçe Başkanı Ömer Seymen'in organizasyonuyla bir araya geldiğimizde eski günleri yad ettik, Bursa siyasetinin geçmişini konuştuk.

Deniz Elibol, Müjdat Halil, Ömer Seymen'in damadı, "Çamur" adlı romanın yazarı Erdal Erşehit'le masaya oturduktan kısa bir süre sonra Doğru Yol'un pek çok kademesinde görev yapmış olan Hüseyin Çiftliklioğlu, İçişleri eski Bakanı Mehmet Gazioğlu ile çıkageldi.

****

Ömer Seymen, gece boyunca her zamanki nüktedan tavrıyla bizi gülmekten kırıp geçirirken, Mehmet Gazioğlu Ankara'dan haberler verdi.

Bilindiği gibi Mehmet Gazioğlu TBMM'de KİT Komisyonu Başkanlığı da yapmıştı.

O akşam, DYP-SHP koalisyonu sırasında önüne gelen bir yasa tasarısı veya teklifine "Hayır" dediğinin öyküsünü anlattı.

Geçmişte böyleydi; gerek Doğru Yol, gerek ANAP, gerekse SHP'de, liderin her dediği kabul görmezdi, kanun olmazdı.

Milletvekilleri daha bağımsız, daha özgürdü.

****

Hem TBMM'de, hem de Başbakanlık'ta danışmanlığını yaptığım Ertuğrul Yalçınbayır'ı düşündüm!

Anayasa Komisyonu Başkanı olduğu dönemde ANAP milletvekili sıfatını taşımasına karşın Mesut Yılmaz'ın talimatının aksine oy kullandığı pek çok konu olmuştu.

Yalçınbayır bu özgürlüğünü en son 2003 Mart tezkeresinde kullanmıştı. ABD'nin Irak'ı işgaline fiili destek sağlamak isteyen iktidarın Başbakan Yardımcısı olmasına karşın aykırı oy kullanmıştı.

Ve o oyu siyasi yolculuğunun sonu oldu.

Partiye bir ağabey lazım diyerek davet edilen Yalçınbayır, önce "Ertuğrul Abi", sonra "Ertuğrul Bey", en sonunda da "Ertuğrul" olmuştu.

****

O günden bu yana tek parti iktidarında liderler güçlerine güç katarken, milletvekilleri sıradan bireyler haline geldi.

Son referandumla ise TBMM'nin gücü büyük oranda ortadan kalktı.

Milletvekili sayısının 600'e çıkarılmasına karşın TBMM etkisiz eleman haline geldi.

****

Saltanat, padişahlık, hakanlık bütün yetkilerin tek elde toplanmasıydı.

İmparatorluklardan ulus devlete geçilirken, yönetme yetkisi tek adamdan alınarak, millete, milletin temsil edildiği parlamentoya verilmişti.

1923 yılında "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" temel ilkesinden 100 yıl sonra yetkiler yeniden padişaha değil, ama tek adama verildi.

TBMM'nin işlevi de orada bitti!

****

Bugünlerde TBMM'de bütçe görüşmeleri yapılıyor.

Plan Bütçe'deki tartışmaları izliyorum, havanda su dövmekten öteye gidilemiyor.

Çünkü ne milletvekillerinin eskiden olduğu gibi özel bir ödenek bulma yetkisi var ne de bütçeyi reddetme hakkı...

Sadece konuşuyorlar, tartışıyorlar; o kadar!

Bu yazının dip notu: Bursa milletvekillerinden kent sorunlarıyla ilgili çözüm umudunu dile getirenler var. Bence Faruk Çelik sonrası o defter kapandı. Artık her şey Saray'da başlayıp, Saray'da bitiyor.