Bursa
Parçalı Bulutlu
24.3°
Yüksel Baysal
Yüksel Baysal

Akademik odaların söylediklerine kulak verir misiniz?

25 Haziran 2020 Perşembe, 18:34

Bir sel felaketini daha acı içinde idrak ettik.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Cumhurbaşkanımızın talimatı doğrultusunda Bursa'ya geldim" dedi; vatandaşımızın yanına koştu. Hemen bütün etkili-yetkili kişiler "Gerekenler yapılacak" diye demeç vererek olay yerinden ayrıldılar.

Sel gittti kumu kaldı derler ya, burada selin izleri silinecek gibi değil...

Geri gelmeyecek can kayıplarımız var.

Verimli tarım toprakları suya karışarak yok oldu.

Tarımsal üretim sıfıra indi.

Yurttaşlarımız büyük mağduriyete uğradı.

Arkadaşımız Erdal Şahan, Hubert Reeves'in çok güzel bir sözünü paylaştı:

"Doğa ile savaş halindeyiz. Eğer kazanırsak, kaybedeceğiz."

Sorun şu ki, doğayla savaşmak yerine doğaya uygun davranış göstermek, olası felaketlerin önünü kesecektir.

Bu konuda akademik odalar sürekli uyarılarda bulundular, bulunuyorlar.

***

Birkaç gün önce Türkiye Mimar ve Mühendis Odaları Birliği İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Feridun Tetik öncülüğünde bir toplantı düzenledi. Katılan dört oda başkanı sel felaketine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Şehri yönetenlerin dikkate alacağını sanmıyorum ama yine de uyarı görevlerini yapan bu insanların sözlerini aktarmak lazım.

Bakın özet olarak neler söylemiş akademik oda temsilcileri...

Meteoroloji Mühendisleri Odası Bursa Temsilcisi Feryal Biçkici:

"Ne yazık ki, vatandaşlar olarak bu tür afetlere karşı bilinçli değiliz. Bakıyorsunuz dere bir noktaya kadar geliyor, sonra derenin yatağı yok. Şu laf hiçbir zaman unutulmamalıdır, doğa bir gün öcünü alır. Bursa'nın mahallelerinde, köylerinde dere yataklarının yok olduğunu görüyoruz. Bunun önüne geçilmeli. Vatandaşlar bilinçlendirilmeli. Dere yataklarına ev kurulmamalıdır. Meteoroloji her an her uyarıyı yapıyor. Uyarıyı yaptıktan sonra gidip o dere kenarında durmanın anlamı yok. Herkes gökyüzüne baktığı zaman durumu görür. Bize bir şey olmaz mantığını bir kenara bırakalım. Bize her şey olur. Önlem almak zorundayız. Önlem aldıktan sonra her şeyi takdire bırakabiliriz."

***

Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Prof. Dr. Erkan Yaslıoğlu:

"Dere yatağına ev yapılmaz. Kuru dere yatağına su gelmedi diye ev yapmak yanlış. Su akmıyor dersiniz ama bir gün gelir felaket yaratacak durum ortaya çıkabilir.

Şu anlayışı değiştirmemiz lazım. Biz karşılıklı iki cephede değiliz. Biz toplumun korunması için, daha sağlıklı hizmet alınması için aynı cephede olan kurumlarız. TMMOB özellikle bu ülkenin vicdanı, toplumun vicdanı, doğruları söyledi, söylemeye devam edecek.

Liyakatın öncelendiği bir kamu yönetimi sistemi olsa, mimarlar, mühendislerin söyledikleri şekilde planlama yapılsa, inanın bu afetleri biz yaşamayız. İktidara gelenler, iktidar koltuğunu korumak için vatandaşın her isteğini yerine getirme gayreti gösterdiler. Bundan ötürü bilimsel verileri bile gözardı ettiler.

Umarım ülkemizde artık farklı bir iklim oluşur. Birbirimizle kavga etmek değil, bilimsel ve teknik doğruları hayata geçirmek için omuz omuza mücadele verdiği bir dönem olsun. Dünya değişiyor. Doğayla savaşmayacağız. Doğayı anlayıp, birlikte yaşayacağız. Doğadaki olayların birçoğunu biz yaratıyoruz. Havadaki karbondioksit oranı 285 ppm'lerden 485 ppm'lere dayandı. Buna bağlı küresel ısınma, küresel ısınmanın getirdiği iklim değişikliği, bunların da bu olaylarda etkili olduğunu unutmamamız gerekir."

Mimarlar Odası Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek:

"Mimari bir proje yaparken en önemsediğimiz konu sudur. Suyun önüne geçilmesi çok zordur. Su her şekilde akarını, yolunu bulur. İstenmeyen sonuçlar doğrurur. Doğaya baktığımızda su asla önüne engel tanımaz. Suya, doğaya uyumlu yapılaşma şarttır. Yaşanan felaketlerde ciddi zararlar görmekteyiz. Bursa'da gördüğümüz o ki kuru sanılan dere fonksiyon kazanmış. Biz farklı cephelerde değiliz. Biz bilim tarafındayız, doğa tarafındayız. Aynı masa etrafında oturmalıyız. Doğaya uymazsak ezip geçiyor."

***

Makine Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Fikri Düşünceli:

"25 Eylül 2010 yılında bu konularla ilgili açıklama yaptık. Alacahırka'da bir vatandaşımız sele kapılmış, bir vatandaşımız uyurken hayatını kaybetmişti. Akabinde 15 Ekim 2010 yılında İKK olarak basın açıklaması yaptık. Bugün söylediklerimizle ile aynı şeyi söylemişiz. 10 yılda kentimizdeki riskler açısından bir mesafe kaydedemedik. Kenti yönetenler kendilerini kentin sahibi zannediyorlar. Danışmıyorlar. Bilimsel verilere itibar etmiyorlar. Bir şey olmaz mantığı ile hareket ediyorlar.

Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, kentle ilgili 7 proje açıkladı. Afetlere, depremlere, sellere karşı bir önlem yok. Belediyenin gündeminde yok. Valiliğin de gündeminde yok. 2012 yılında konumuz 'Dirençli Kent Bursa'ydı.' Bizim eylemi kasttetiğimiz sanıldı. Oysa biz doğal afetlere karış dirençli kent önerisi yapmıştık. Dikkat çekmek istemiştik. O günden bu yana gerek deprem gerek diğer konularda bir adım atılmadı. Büyükşehir Belediyesi stadyumu taşkın alan üzerinde yapıldı. Uyarılarımız dikkate alınmadı. Yıldırım'daki cazibe merkezi taşkın alan üzerindedir. Yine Yakın Çevre Yolu'nun altındaki alanlar da taşkın alan içindedir. Yağmur sularını deşarj edecek herhangi bir önlem yoktur."

***

Hiç bir şey olmadıysa bile bir şey oldu. 7'si ağır, 33 bina hasar aldı. 30 bin dönümün üzerindeki tarım arazisinde de ürün yok oldu.