Bursa
Açık
19.1°
Yüksel Baysal
Yüksel Baysal

AK Partili bakanın bile hakkını teslim ettiği kurum!

05 Mart 2020 Perşembe, 22:51

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk bile Köy Enstitüleri'nin hakkını teslim etti:

"Bence devam etmeliydi çünkü kendi doğası içinde özgün bir tasarım içeriyordu. Günlük siyasi sıkıntılar vardı, belirli kişiler ya da gruplar, Köy Enstitüleri'ni kendi dünya görüşlerinin bir doktrinasyon aracı olarak kullanmaya başladılar. Köy Enstitüleri, doğru bir projeydi ve kendi içinde evrilebilirdi, bir tekamül olurdu ama bunun kısmen kötüye kullanımı, bu tür bir özgün tasarımın Türkiye'den çıkıyor olmasının da özellikle Marshall Yardımları politikası çerçevesinde düşündüğümüzde çok istenmediğini görüyoruz. Yani 'Türkler özel bir şey yapmasın, uçak yapmasınlar, Köy Enstitüleri gibi orijinal okulları olmasın, Türkiye'nin kendi demiryolu stratejisi olmasın."

***

Kemalist sol gelenekten gelenler için zaten bir ağıt konusudur bu okullar.

Yıllardır konuşurlar ama bir araya gelip, bu okulların yeni versiyonlarının yapılması için harç koymazlar!

***

İstisnası Bursa'da faaliyet gösteren Çağdaş Eğitim Kooperatifi'dir (ÇEK).

Köy Enstitüleri kurulduğunda Türkiye nüfusunun yüzde 70'den fazlası köylerde yaşıyordu.

Şimdi tablo çok farklı; halkın yüzde 90'ına yakını artık kentlerde bulunuyor.

Öyleyse ne yapmak lazım, Köy Enstitüleri yerine Kent Enstitüleri kurup, yaşama geçirmek!

Okuyan, düşünen, sorgulayan bireyler yetiştirmek!

***

1990'lı yılların sonunda Bursa'da kurulan, anaokulu, ilkokulu, ortaokulu, lisesi ve yurtları da olan bir kurum haline geldi Çağdaş Eğitim Kooperatifi...

Bu şehirde 800 civarında öğrencisiyle aydınlık insanlar yetiştiriyor.

***

İşte Bursa'nın bu özgün kuruluşunun, ÇEK'in önceki akşam ödül töreni vardı.

Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi'ndeki geleneksel ödül töreni mükemmeldi.

Katılım çok iyiydi; ödül seçimi dört dörtlüktü.

ÇEK ÖDÜLLERİ KİMLERE VERİLDİ?

Çağdaş Eğitim Kooperatifi, bu yıl eğitim ödülünü çok yerinde bir seçimle, felsefe öğretiminin simge isimlerinden biri olan 1936 doğumlu Ionna Kuçuradi'ye verdi.

Kuçuradi, 1968 yılında asistanken Hacettepe Üniversitesi'nde felsefe bölümünü kurdu. Daha sonra Türkiye Felsefe Kurumu ile İnsan Hakları ve Felsefesi Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin kuruluşuna katıldı.

Felsefe Kurumu Derneği'nin öncülerinden biri olan Kuçuradi, 1980 yılına kadar bu kurumun genel sekreterliğini yürüttü. Prof. Nusret Hızır'ın ölümü üzerine başkanlığa getirildi. Bu derneğin adı 1979'da Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye Felsefe Kurumu olarak değiştirildi. Bu değişiklik, aynı yıl içinde kurumun Uluslararası Felsefe Kurumları Federasyonu'na (FISP) üye olmasını sağladı ve 1982'de Uluslararası Felsefe Kurumları Federasyonu'nun yönetim kurulu üyeliğine, 1988'de genel sekreterliğine, 1998'de başkanlığına seçildi.

***

Yaşayan felsefe efsanesi Bursa'daki törene katılmadı ama görüntülü bir mesaj gönderdi.

Söylediklerinden anlıyoruz ki, Bursa'da Uludağ Üniversitesi Felsefe Bölümü'nün kurulmasında katkısı ve emeği var. Nitekim kendisi, "Bursa'nın bende ayrı bir yeri var, bölümümüzde yetişen Sevgi İyi gelip Felsefe Bölümü'nü kurdu" dedi.

***

Çağdaş Eğitim Kooperatifi'nin gecesinde ayrıca Prof. Dr. Ebru Aktan Acar 'Eğitim', Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği (BUİKAD) 'Hizmet', İşadamı Osman Canik de 'Teşvik' dalında ödül aldı.

ÇEK'in Kurucu Başkanı Korhan Durusoy, sonraki dönem başkanlarından Ali Arabacı, eski Milli Eğitim Bakanı Turhan Tayan, Nilüfer eski Belediye Başkanı Mustafa Bozbey de geceye katılanlar arasındaydı.

Ödül gecesinde açılış konuşmasını yapan Başkan Buğra Küçükkayalar, Türkiye'yi çağdaşlaştıran 3 Mart 1924 tarihinde çıkarılan devrim yasalarına vurgu yaparak, ÇEK'in eğitim kurumlarında 3 Mart ibaresinin mutlaka yer aldığının altını çizdi.

***

Küçükkayalar'ın konuşmasının ardından Ionna Kuçuradi'nin görüntülü açıklamaları izlendi. ÇEK eski Başkanı Prof. Dr. Ulviye Özer, rahatsızlığı nedeniyle geceye katılamayan Prof. Dr. Ioanna Kuçuradi'ye ödülünü İstanbul'da sunarken, BUİKAD Başkanı Oya Eroğlu, Prof. Dr. Ebru Acar Aktan ile Osman Canik, aldıkları ödülden dolayı duydukları mutluluğu ifade ettiler.

***

Gecenin finalini Yazar Sunay Akın yaptı. Seyircileri yakın tarihin derinliğinde yolculuğa çıkardı.

Hem güldürdü hem düşündürdü.

Sunay Akın gösterisinin sonlarına doğru özellikle Bursalı havacı Emrullah Ali Yıldız'ı anlattı.

Ekim 2018 tarihinde yine ÇEK'in gecesinde, bu şehrin unutulmuş, unutturulmuş değeri Emrullah Ali Yıldız'ı anlatmış, ben de yazmıştım.

***

Ancak söz konusu törenden önce Bursalı araştırmacı Deniz Dalkılınç, "Kağıt Uçak, Demir Kuş" diye sergi açmıştı.

O gün YeniDönem gazetesindeki köşemde şunları yazmıştım:

"Sunay Akın, sunumunun bir yerini Bursalı Emrullah Ali Yıldız'a ayırdı.

'Havacılıkta kullanılan otomatik paraşüt açma cihazı ile 'yelkenkanat'ı bulan kişi' olduğunu söyledi.

Birkaç ay önce Nilüfer Belediyesi'nin desteğiyle, Nazım Hikmet Kültürevi'nde açılan 'Bursa Havacılık Tarihi: Kâğıt Uçak, Demir Kuş' adlı sergide de Emrullah Ali Yıldız'dan söz edilmişti.

Ben de ilk kez orada öğrenmiştim bu ismi...

Araştırma ve proje koordinatörlüğünü Deniz Dalkılınç'ın, kreatörlüğünü Tuba Okat'ın yaptığı sergide Emrullah Ali Yıldız için '18 saati aşkın tek başına havada kalarak dünya rekoru kıran' nitelemesinde bulunulmuştu."

***

Kuşkusuz böylesine önemli bir isim için sadece bir sergi yeterli değil...

Emrullah Ali Yıldız yaşatılmalı...

Hem yaşam öyküsü gençlere öğretilmeli hem de bu şehrin bir yerine heykeli dikilmeli!

Hiç olmazsa bir sokağa, caddeye ismi verilmeli!