Bursa
Açık
17.9°
Yüksel Baysal
Yüksel Baysal

125 yıl önce dağ ilçesi Orhaneli'nin fotoğrafı!

21 Mayıs 2020 Perşembe, 00:09

Bursa'yı, bu şehrin güzelliklerini, tarihsel geçmişinin gerçek fotoğrafını kitap aralarından çıkarmak lazım.

Çok sık atıf yaptığım Dr. Şeraddin Mağmumi'nin "Bir Osmanlı Doktorunun Anıları" tam da böyle bir yapıt.

"Yüz Yıl önce Anadolu ve Suriye" alt başlığını taşıyan eserin önemli bir bölümü Bursa'ya ayrılmış durumda...

1895 yılında kolera salgını nedeniyle İstanbul'dan Bursa'ya gelen Dr. Mağmumi, anılarını kaleme almış, o dönem Bursa şehrini ayrıntılı bir şekilde anlatmış...

Keşke, Bursa Büyükşehir, Osmangazi veya Nilüfer belediyelerinden biri çoktan bıraktıkları bu kitap yayınına başlasa veya bu kitabın sadece Bursa bölümünü yayınlasalar ne güzel bir hizmet olurdu.

***

125 yıl öncesinin Orhaneli-Beğce (Beyce) kasabasını anlatıyor mesela...

Kolera salgını nedeniyle karantina yüzünden köylüler Bursa pazarına gelemiyorlar.

Şüpheli bir ölüm nedeniyle Dr. Mağmumi, Orhaneli'ye gönderiliyor.

Ortada yol yok, iz yok. Osmanlı kendi ata topraklarına ulaşmak için bir şey yapmamış:

"Bursa sancağının en büyük ve yüz elli parçaya yakın köyü kapsayan Atronos ilçesinin merkezi olan Beğce kasabası, tersine küçük bir köy düzeyindedir."

Bunları yazdıktan sonra kasabayı da şöyle anlatıyor:

"Kasap vb, bulunmadığından memurların yiyecek sağlamakta pek çok sıkıntı çektiklerini gördüm.

...

Yörede meyve ve sebze bahçeleri değil, numumelik bir meyve ağacı bile yok.

...

Şosesi henüz yok. Telgraf hattı uzatılmamış. Kışın dağlar kapanınca geçilmek olanağı olmadığından aylarca adeta kuşatılmış gibi oluyor."

***

Kitabın yazarı, Bandırma ve Balıkesir'in bazı köylerinin Beğce'den daha gelişmiş olduğunu kayıt altına aldıktan sonra bugün bile sorun olmaya devam eden yol konusuna sözü getiriyor:

"Yerli halk fakir olup arazi de tarıma uygun olmadığından kereste, odun, kömür yapıp taşımakla yaşamlarını kazanmaktadırlar. Hayli palamut topluyorlarsa da şosesizlik nedeniyle taşımakta engellerle ve güçlüklerle karşılaşmaktadırlar. Birkaç yıl önce şose yolu yapımına başlanmış ve Bursa'dan sekiz kilometreye kadarı tamamlanmışsa da mühendislerin keşif işlemini yanlış yapmaları yüzünden uzatılmasının olanaksızlığı anlaşıldığından bırakılmıştır."

(Sayfa-71).

Görüyor musunuz rezaleti?

Gerçi daha birkaç yıl önce Bursa Yenişehir arasında hızlı tren inşaatında yanlış zemin nedeniyle milyonlar kaybedilmedi mi?

1930'larda Orhaneli Hükümet Konağı... (Orhaneli İlçe Jandarma Komutanlığı arşivi)

Yazar, yol boyunca güzellikleri de anlatıyor.

"Güneş ışınlarının girmediği yeşil tüneller" diyor dağa doğru çıkarken...

Uludağ'dan aşağı doğru inerken, "İnsan eliyle bozulmamış olan doğa güzelliğiyle meydana çıktı" tanımlamasında bulunuyor.

1940'larda Orhaneli'de Kurban Pazarı (Mehmet Aydın Dokuyan arşivi)

Yazar, o yörede yaşayan bu devletin has bekçileri, kuruluşun kahramanlarını da şöyle anlatıyor:

"... dağlar arasında gördüğüm dağ köylerinde kanlı canlı güçlü kuvvetli adamlar göreceğimi sanırken, firengiden dudakları yara içinde erkeklere ve kadınlara, bacakları firengi çıbanları ile dolu çocuklara rastgelmekten üzüldüm."

(Sayfa-75).

***

Bu yazının dipnotu: Osmanlı'yı övüp, Cumhuriyeti yerenler acaba şu izlenimleri okusalar, ne düşünürler?