Bursa
Açık
20.2°
Türker Akıncı
Türker Akıncı

Sosyal medya kapanacak mı?

03 Temmuz 2020 Cuma, 12:22

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sosyal medya ile ilgili hangi konuyu kastettiğini herhalde anlamayan yoktur.

Eğer varsa da ya orta zekalıdır ya da kötü niyetli.

Meselenin çok açık tabirle bir denetimden ibaret olduğunu anlıyoruz.

Elinizi lütfen vicdanınıza koyun sizce de sıkı bir denetim gerekli değil mi?

Sosyal medya çok sayıda güzel faktörünün yanı sıra maalesef hakaretin, küfrün alenen yapıldığı itibar suikastine uğranılan bir yer haline de gelmedi mi sizce?

Trol ordusunun önüne gelene iftiralar attığı mecraya denetim tabi ki gelmeli.

Hatta hükümete eleştiri olarak geç bile kalındı denilebilir.

Birileri Dünya'da birçok olay için planlar yaparken sizce sosyal medyayı boş bırakmış olabilir mi?

Tabi ki hayır.

Birilerinin bu planlarına karşılık bence devlet olarak aksiyona geçmekte zorlandık.

Bir operasyon merkezine dönüşen ve bugün kimi asalım mecrasına dönüşen sosyal medya için tüm tedbirler alınmalı.

En önemlisi sosyal medya bir terörizm mecrası olarak kullanılmaktan çıkarılmalı.

Çünkü artık terör bile dağdan sosyal medyaya inmiş durumda.

Tüm bu tedbirlerin alınmasını eleştirenlere de akıl sır erdirmek mümkün değil.

Avrupa'nın hemen hemen tamamında devletler uzun zaman önce sosyal medyadaki bu kötü ortamla ilgili tedbir almışken bizdeki batı hayranlarının bu önlemleri görmezden gelmesi ise ikiyüzlülüğün başka bir ürünü olarak karşımıza çıkıyor.

BAROLAR VE SİYASET

Barolar diyor ki; çoklu baro sistemiyle dibine kadar siyasete bulaşacağız.

İnsan merak ediyor tabi ki.

Şu anda mesela İstanbul barosunun yönetimi siyasetin tam içinde.

Baro başkanı yatıyor kalkıyor hükümetin icraatlarını eleştiriyor.

Mesele zaten siyaset de değil.

Mesele sınır operasyonu gerçekleştiğinde devletinin yanında olabilmek.

Mesele milletin inançlarını 1400 yıl önceden gelen karanlık ses diye görmemek.

41 bin kişinin üye olduğu İstanbul barosunda 8 bin oy alan yani yüzde 18 oy alan biri başkan oldu.

Ve başkan Mehmet Durakoğlu ben demokratik yollardan geldim dedi.

Ülkenin yüzde 52'sinin oyunu alan birineyse diktatör ifadesinde bulundu.

Aslına bakarsanız barolar ve tabip odaları gibi yerler vesayetin son kaleleri olarak görülüyor.

Yüzde 25'lik mutsuz kitlenin en önemli dayanak noktaları da iktidara gelemeyince hep bu alanlar oldu.

İşte tüm mesele de bu alanları kaybetmemek.

Çoklu baro sistemi sonuçta ilk kez Türkiye'de uygulanmayacak.

Demokrasinin öncü ülkeleri olarak görülen ABD'deki en büyük eyaletlerde ve İngiltere'de de bu sistem uygulanıyor.

Akıllı bir şekilde inşaa edilirse Türkiye'de de neden uygulanmasın?

Böylelikle vesayetin kırıntıları da temizlenmiş olacaktır.