Bursa
Açık
22.8°
Türker Akıncı
Türker Akıncı

İtiraf ediyorum, tutuklanacaklarını biliyordum!

12 Mart 2020 Perşembe, 11:23

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı ölümle tehdit ettiler,

Erdoğan'ı ölümle tehdit edenleri kutsadılar,

Polislerimize katil dediler, kimyasal silah kullandığını iddia ettiler.

FETÖ'cü Karşı gazetesinde yazarlık yaptılar,

Yasa dışı ses kayıtlarını tek tek yayınladılar,

Ve son olarak MİT mensubunu deşifre ettiler.

İki yıldır her mecrada Oda TV'nin karanlık bir mecra olduğunu haykırıyorum belki de. Bu yolculukta Sayın Osman Gökçek ile birlikte yalnız kaldık ama vazgeçmedik doğruları söylemekten. Sesimizin duyulmadığını düşünüyorduk. Oda TV MİT mensubunu deşifre edince bir anda gözler onların üzerine çevrildi sonunda. O sırada canlı yayındaydık. Ben "savcılarımız artık bu karanlık oda için harekete geçecektir, inanıyorum" dedim. Öyle de oldu. Ama bu cümlem çok başka yerlere çekildi birden bire. İsmail Saymaz bana iftira atarak operasyonu önceden bildiğimi iddia etti. Evet... Biliyordum ama ben,

Devlete ihanetin hiçbir zaman cezasız kalmayacağını biliyordum.

Devlete operasyon çekenlerin er ya da geç tutuklanacağını biliyordum.

Devletin hep 18 yaşında ve hafızasının taze olduğunu biliyordum.

Savcılarımızın polislere katil diyenlere kayıtsız kalamayacağını biliyordum.

Tüm bildiklerim bundan ibaretti. Her gazetecinin ve çoğu vatandaşın düşündüğü noktalardı bunlar. Oysa ki benim derin devletten haber aldığımı ima ediyordu İsmail Saymaz. Sosyal medyadan defalarca ifade etmeme rağmen iftiralarına devam etti. Ve son olarak Halk TV yayınında utanmadan bu iftiralarını sürdürdü. Osman Gökçek ve ben yayına bağlanmak istedik. Ama o da ne!

Özgür basını savunan İsmail Saymaz!

İfade özgürlüğünün yılmaz bekçisi İsmail Saymaz!

Halk TV'ye bağlanamazsınız diye bağırdı canlı yayında. Kapattılar kapıları gazetecilere.

Oysa ki Saymaz'ın bu cümlelerinden bir saat önce bizler Beyaz TV yayınındaydık. Cevap hakkı olduğunu söyleyerek İsmail Saymaz'a yayına bağlanması gerektiğini kapılarımızın ona sonuna kadar açık olduğunu defalarca ifade ettik. Öyle ya gazetecilik anlayışı böyle olmalıydı.

Ama bizlere siz basın özgürlüğünden yana değilsiniz diyenler güç ellerine geçince bizi yayına aldırmadı. Sonra da ekranlarda ve gazetelerde havalı havalı özgür basın diye caka sattılar.

DÜNYA'NIN FİŞİNİ ÇEKTİLER!

Koronavirüs nedeniyle;

Slovakya OHAL ilan etti,

ABD Avrupa'dan yapılan uçuşlara kapılarını kapattı,

Washington'da OHAL ilan edildi,

İtalya'da tüm iş yerleri kapatıldı.

Türkiye'de görülen tek bir vaka bile inanılmaz paniğe neden oldu.

Kısacası Dünya'da hayat durdu.

ABD aşıyı bulmak üzere olduklarını açıkladı.

İran 2 hafta içinde buldukları aşıyı duyuracaklarını söyledi.

Çin artık sona geldik dedi.

Ve İsrail...

İsrail de "aşının çalışmaları sona erdi, yakında hazırız" açıklamasını yaptı.

İster istemez herkesin aklına gelen soru da "Acaba aşı yoluyla insanlar kontrol altına mı alınacak?" oldu.

Komplo teorisi deyip geçmeyin. Hem virüs hem de aşı sürecinin tamamen birilerinin kontrolünde olduğu çok açık. Ama bunu ABD, Çin'e karşılık yaptı demek ise biraz aceleci bir durum olabilir. Çünkü Dünya'ya verilen hasar zannettiğimizden çok daha büyük.