Bursa
Açık
32.3°
Selahattin Adıgüzeller
Selahattin Adıgüzeller
sadiguzeller@gmail.com

Ya Simit Sarayı'nı da Katar alsaydı!

18 Aralık 2019 Çarşamba, 23:57

Günlerdir yazılıyor, çiziliyor...

Ziraat Bankası, 500 milyon dolarlık kredi borcuna karşılık Simit Sarayı'nın yüzde 51 hissesini alacakmış.

"Kamuya ait o güzelim dev fabrikaları satan Devlet şimdi kalkıp simitçilik mi yapacak?" diye eleştirenler bir yanda, "Tank palet fabrikasına 50 milyon dolar bulamazken simitçiye 500 milyon dolar nasıl bulunuyor?" diye soranlar bir yanda...

Nihayet bu tartışmalara Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dünkü açıklamasıyla son verdi. Ziraat Bankası'nın Simit Sarayı'na ortak olmasını tasvip etmediğini açıkladı.

Oysa ben bu ortaklığa sıcak bakıyordum...

Ortaklıkları yatmamış olsaydı faydaları büyük olacaktı. Ne gibi mi?

Şöyle;

  • Yıllardır asgari ücret tartışmaları hep çay-simit üzerinden yapılıyor bu ülkede. Belki bundan sonra çay ve simit hesabı Simit Sarayı'ndaki fiyat tarifesine göre yapılır böylece asgari ücretlilerin umutları daha çok gevrekleşirdir!
  • Ziraat Bankası çalışanları öğle yemeğini en sağlıklı ve hesaplı nerede yiyeceklerine bir türlü karar veremiyorlardı. Gönül rahatlığıyla Simit Sarayı'nda yiyebilirlerdi.
  • Emekli maaşını almaya, kredi çekmeye veya yenilemeye gelen, emekli vatandaşlarımıza, çiftçilerimize, esnafımıza, bankada sıra beklerken çay- simit-peynir ikramı jesti yapılabilirdi.
  • Yoktur ama yine de varsa kredisini ödeyemediği için evine, işyerine, tarlasına, traktörüne haciz gelenler, haciz sırasında banka avukatları tarafından simitle teselli edilebilirdi.
  • Zabıta tarafından kovalanan seyyar simitçiler, en yakın Ziraat Bankası şubelerine sığınıp, zabıtalara, "Akıllı ol. Reis arkamızda. Yakarım" diyerek gözdağı verebilirlerdi.
  • "Ümidimi yitirdim simitle yaşıyorum" diyenlere, simidini Simit Sarayı'ndan almak şartıyla, banka tarafından cazip faiz oranına sahip, bol susamlı tüketici kredisi kampanyaları sunabilirdi. Yazık! Gereksiz tartışmalar yüzünden bu güzelim fırsatlar kaçtı.

ETİ KUZU, ATEŞİ MEŞE

YİYENE GELİR NEŞE!

Sonradan gurme yazar olarak, "Cağ kebabı, Erzurum'a mı ait yoksa Artvin'e mi ait" tartışmalarını kökünden bitirmek için bir çağrıda bulunmuştum, köşemde...

Çağrıma Artvinli gazeteci kardeşim Erhancem Öztürk'ten yanıt geldi. Beni ve kebabın patentinin Erzurum Oltu'ya ait olduğunu resmi belgesiyle gösteren Lütfi Taşçı Hocamı Yıldırım'da Artvin cağ kebabı (!) yemeğe davet etti.

Lezzet testine, Yıldırım Belediye Başkan Yardımcısı Alimolla Salih ve AK Parti eski milletvekili Niyazi Pakyürek de resmi gözlemci olarak katıldılar.

Sonuç;

Eti kuzudan, ateşi meşeden, lezzeti kardeşlikten gelen cağ kebap Erzurum'da doğmuş, Artvin'de büyümüş, namı tüm Türkiye'de almış yürümüş.

Yıllar önce Çoruh Nehri'ndeki Su Kavuşumu noktasında başlayan bu lezzet geleneğini, günümüzde başarıyla sürdüren Erzurum ve Artvinli kebap ustalarına selam olsun diyorum!