Bursa
Açık
31.5°
Selahattin Adıgüzeller
Selahattin Adıgüzeller
sadiguzeller@gmail.com

Neden mizah?

16 Ocak 2020 Perşembe, 23:22

Bu soruyla ilgili komedyen Cem Yılmaz da çok güzel espriler yapıyor gösterilerinde...

Çünkü yıllardır medyaya verdiği her röportajında mutlaka bu soruyla karşılaşıyor. O da neden mizahı tercih ettiğini sabırla anlatıyor...

Röportajlarda olmasa da eş dost sohbetlerinde bana da çok sık soranlar oluyor aynı soruyu...

Ben de her defasında şu yanıtı veriyorum:

"Hayatımda bir defa ciddi yazmaya kalktım, onda da 50 bin lira tazminat davası açtılar hakkımda! Gel de mizah yazma!"

***

Bugün belki gözünüze 50 bin lira az gelebilir ama dediğim olay 1990'lı yılların başı... O tarihteki 50 bin liranın alım gücünü bir düşünün...

Davalık olan yazımın konusuna gelince...

Bir kamu hastanesinin koruma derneğinde saymanlık yapan vatandaş, derneğin bağış makbuz koçanlarıyla birlikte kayıplara karışmış.

Hastanenin başhekimi de durumu savcılığa bildirip suç duyurusunda bulunmuş, sayman hakkında yakalanma kararı çıkmış.

Bu iddiayı, belgeleriyle yazdım.

***

Ne var ki, polis tarafından aranan sayman, yazımı okumakla kalmamış, adliyeye giderek benim ve hastane başhekiminin hakkında tazminat davası açmış.

İkimizden de ayrı ayrı 50 bin lira istiyor!

Ayıptır söylemesi, meslek hayatımın ilk ve tek davasıdır. (İnşallah öyle kalır!)

Davaya bakan hakim, saymanın bağış makbuz koçanlarıyla nereye kaçtığından ziyade yazımda geçen "malı götürmüş" cümlesine takılmış...

Gazetemizin avukatına duruşmada bu cümleyi hatırlatıp sormuş:

"Malı götürürken yanında mıydı? Nereden biliyor götürdüğünü?"

Bizim avukat da kibarlığından, "Efendim, sayman malı götürürken yanında olsaydı, zaten yazmazdı o cümleyi müvekkilim!" diyememiş tabii...

***

Sözü uzatmayayım, bizim dava Yargıtay'dan döndü de rahat bir nefes aldık...

Davayı kaybetseydik belki de bugün hala o tazminatın taksitlerini ödüyor olacaktım.

Anladınız mı şimdi neden mizah?

Gördüm ki kalemim çok ağır, ciddi yazılar beni de çalıştığım kurumu da yaralar!

O günden sonra yazarlıkta parolam şu oldu:

Bırak millet götürürse götürsün malı

Selo, sen kaleminde eksik etme balı!

Mizahtan şaşma, çizmeyi sakın aşma!

Okur gaza getirse de manşetlere taşma!

GELENE ALKIŞ GİDENE YUH!

Biri bağımsız, dördü değişik partilerden 5 belediye başkanı önceki gün törenle AK Parti'ye geçtiler.

Alkışlar arasında başkanlara rozetlerini takan Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan transferlerin devam edeceğini söyledi.

Siyaset işte böyle bir şey...

Kendi partisine gelenlere 'büyük transfer' gözüyle bakılıyor, başka partilere gidenlere ise davaya ihanet eden bir hain!

Bu tüm siyasi partiler için geçerli bu anlayış!

Keşke geleni alkışladıkları gibi gidenlere de aynı hoşgörüyle bakılsa!

İşte bunu başardığımız gün ileri demokrasiye geçtiğimiz gündür!