Bursa
Açık
31.5°
Selahattin Adıgüzeller
Selahattin Adıgüzeller
sadiguzeller@gmail.com

Karpuzlar kelek oldu, yiyenler melek oldu!

16 Mayıs 2020 Cumartesi, 19:55

Çocukluğumun geçtiği mahallede, Almanya'da çalışan gurbetçi aile vardı.

Yazları tatil için gelirlerdi baba evine...

Sarı renkli tosbağa dediğimiz külüstür bir arabaları vardı, şaşırırdık onunla Almanya'dan nasıl gelip gittiklerine hep...

Bizim sokaktaydı evleri...

Bizlerle akran çocuklarının giydiklerine, yediklerine, oynadığı oyuncaklara yutkunarak bakardık...

Pahalı, kaliteli ve çoğunu ilk kez gördüğümüz şeylerdi.

En çok da kulaklarındaki wolkmen adı verilen müzik aletine gıcık olurduk.

***

Fakat onlar da bize özenirlerdi...

Sokakta domates veya salçalı, yağlı ekmek yememizi, seyyar dondurmacının peşinden koşmamızı, ağaçlara tırmanıp erik, kiraz, şeftali ve dut toplamamızı, sapanla kuş avlamamızı hayran hayran izlerlerdi.

Aynı yaramazlıkları onlar da yapmak ister fakat beceremezlerdi, gülerdik hallerine!

Yarım yamalak Türkçeleriyle Almanya'yı anlatırlardı bize ballandıra ballandıra...

Büyük binaları, geniş yolları, son model arabaları, stadyumda izlediği maçları, yemyeşil parkları, pazarlarını, marketlerini...

***

Hiç unutmuyorum...

"Biz karpuzu sizin gibi bütün değil dilim olarak alıyoruz" dediklerinde şaşırıp sormuştum:

"Niye dilimle alıyorsunuz, siz o kadar fakir misiniz?"

Bozulmuştular bana...

"Fakirlikten değil, Almanya'da gelenek öyle, insanlar çok tasarruflu... Yalnız karpuzu değil diğer meyve ve sebzeleri de hep kiloyla değil taneyle, dilimle alıyorlar" demişlerdi.

Anlattıkları çok ilginç gelmişti...

Çünkü bu anlattığım diyaloğun geçtiği yıllarda evlerde karpuzlar kavunlar bırakın taneyi küfeyle alınır satılırdı.

Traktörle dolaşırdı satıcılar, küfeye silme doldurur öyle tartıp satarlardı. Ve evlerin en serin yerinde saklanırdı kavun karpuzlar...

Bizim buzdolabı da karyola altıydı!

Yaz biter kavun karpuz bitmezdi evlerde...

Kelekleri sona bırakırdık!

***

Önceki gün, mahalledeki semt pazarında dolaşırken baktım tezgâhlarda dilim dilim İran karpuzu!

Görünce, gurbetçi çocuk arkadaşlarla yaşadığımız o anıyı hatırlayıp gülümsedim...

Küfeyle kavun-karpuzun satılıp alındığı o güzel yılları özlemle andım...

Ne dersiniz, o yıllar ülke olarak biz mi çok zengindik yoksa karpuz mu çok boldu ülkemizde acaba?

Neden mi soruyorum...

Pazarda dilim karpuzun bile fiyatını soranlar, korona virüs görmüş gibi yutkunarak kaçıyordu!

Hele önümde yürüyen karı kocanın yüksek sesli tartışmasına bayıldım...

"Hayatım... Yerlisi çıkacak elbet, az biraz daha sabret" diyen kocasına verdi zılgıtı tonton teyzem:

"Koronaya sabret, karpuza sabret, cimri kocaya sabret, döndüm sabır küpüne ayol?"

Gel de söyleme o türküyü...

Ah felek zalim felek...

Kimine kavun karpuz yedirdin, kimine kelek!