Bursa
Açık
30.7°
Selahattin Adıgüzeller
Selahattin Adıgüzeller
sadiguzeller@gmail.com

İhanet İşleri Başkanlığı!

22 Haziran 2020 Pazartesi, 20:39

Bir gün doğanın intikamını en acı şekilde alacağını bile bile, rant uğruna havaya, suya, toprağa ihanet edenler bizde...

Bir gün yüz yüze bakacağını bile bile, üç kuruşluk dünya menfaatleri uğruna dostluğa, arkadaşlığa, akrabalığa, komşuluğa ihanet edenler bizde...

Bir gün vebal alacağını bile bile, başka heyecanlar uğruna, aşka, sevgiye, sadakate ihanet edenler bizde...

Bir gün hesap sorulacağını bile bile, siyasi hırsları uğruna, vatanını, milletini satanlar, bayrağına ihanet edenler bizde...

Bir gün vicdan azabı duyacağını bile bile, makam, mevki, koltuk uğruna, davasına, ülküsüne, partisine ihanet edenler bizde...

Bir gün pişman olacağını bile bile, geçici zevkler uğruna sağlığına, boşa geçen zamanına, en güzel yıllarına ihanet edenler bizde...

Say say bitmez...

O yüzden de kafama takılır bazen, ihanetin her türlüsünün yaşandığı güzel ülkemizde, birçok gereksiz başkanlıklar var da İhanet İşleri Başkanlığı niye yok diye düşünürüm hep...

Kurulmalı!

Kurulmalı ki, ihanete bağlı mağduriyetlere bu başkanlık baksın, ihanetleri önleyici tedbirler alsın, uygulasın!

Hatta önce Hiçişleri Bakanlığı kurulmalı, İhanet İşleri Başkanlığı da bu bakanlığa bağlanmalı!

SELDEN NASIL KURTULDU?

Hafta sonu sel felaketinin yaşandığı ilçelerimizden gelen görüntüler, haberler, atlattığımız afetin boyutunu da ortaya koymakta...

Özellikle Kestel'e bağlı Dudaklı, Aksu ve Kayacık mahallelerindeki hasar da büyük acı da...

Hafta sonları eşiyle Bursa'nın köylerini gezmeyi seven Memleket Hastanesi eski müdürü Selahattin Erkan da pazar günkü afetten dakika farkıyla kurtulanlar arasındaydı...

Erkan, yaşadığı o korku dolu dakikaları dün telefonda anlatırken, hala kurtulduğuna inanamıyordu:

"Alaçam'a oradan da Kazancı'ya geçmeyi düşünüyorduk ama inanılmaz bir araç yoğunluğu vardı. Herkes pikniğe gelmiş. Akşamüstü hava birden kararınca ortalık tenhalaştı. Yaz yağmurudur diyerek biz dönmedik. Dönmediğimize de pişman olduk sonradan. Yağmur öyle bir bastırdı ki, aracımıza zor bindik. Yüksek olmasa bizim aracı da sürüklerdi, toprak yollarda giderek çamurlaşan yağmur suyu... Yolda mı gidiyoruz, derenin üzerinde mi belli değildi. Aksu deresinin taşmasıyla suyun yüksekliği tarlalardaki şeftali ağaçlarını örtmüştü. Dudaklı'ya girecektim son anda bir köylünün tarif ettiği kestirme yolu kullanarak ana yola çıktık. Dudaklı'ya girmiş olsak belki biz de çıkamazdık. Geçtiğimiz yerlerde insanların o feryatlarını, çığlıklarını, koşuşturmalarını ömrümce unutamam! Nasıl kurtulduğumuza hala inanamıyorum! Allah bir daha böyle afetler, felaketler yaşatmasın ülkemize, kentimize, köylümüze!"

Erkan'ın temennisine ben de katılıyor, sele kapılarak hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diliyorum.

Şehrimize geçmiş olsun.