Bursa
Açık
20.6°
Selahattin Adıgüzeller
Selahattin Adıgüzeller
sadiguzeller@gmail.com

Bursa'nın lezzet markasına bu kaçıncı haksızlık!

17 Ocak 2020 Cuma, 23:26

Tarım ve Orman Bakanlığı güzel bir uygulama yapıyor...

Denetimlerinde insan sağlığını olumsuz etkileyecek taklit, tağşiş veya ilaç etken maddesi tespit ettiği firmaları açık açık medyada teşhir ediyor.

Fakat bu denetimlerde kaş yaparken göz çıkabiliyor arada!

Örnek mi?

Geçtiğimiz günlerde tam 229 firmanın yer aldığı yeni bir liste açıkladı...

Listede Bursa'dan da firmaların olması acıydı.

En çok da Yürük Gıda adında bir firmaya ait 'Bursa İskender' yazısını görünce şaşırdık.

1867 yılında dedelerinin başlattığı ve adı kentimizle özdeşleşen bu lezzetin üçüncü kuşak temsilcisi Yavuz İskenderoğlu'na bu kaçıncı darbe?

İskender kebabının lezzet ve hizmet kalitesinin günümüze kadar taşınması, dünyaca tanınması, marka patentinin alınmasındaki mücadelesini gazeteci olarak takip etmiş biriyim.

Normalde İskender kebabı adını İskenderoğlu Ailesi'nden izinsiz hiç kimse kullanamaz ama burası Türkiye, cezalar caydırıcı olmadığından hiç çekinmeden tabelayı asıyorlar.

Tabelayı asmakla kalmayıp, insan sağlığını hiçe sayan üretim veya satış yaparak hem kendilerini yakıyorlar hem de 150 yıllık lezzet markasını karalıyorlar.

Köşe komşum Yüksel Baysal'la dün Botanik Park'taki İskenderoğlu Konağı'na gittiğimizde Yavuz Bey, adeta burnundan soluyordu sinirden...

Arayıp soranlara, Bakanlığın açıkladığı listedeki o Bursa İskender'i ile uzaktan yakından bir ilgileri olmadığını anlatmaktan artık dilinde tüy bitmiş.

Marka hakları ve değerinin korunması noktasında yasal girişimlerde bulunmuş ama bu işler yalnız onun bireysel çabalarıyla olmaz ki!

Bakanlık, denetimlerinde tüketicileri olduğu kadar şehirlerimize mal olmuş patentli gıda markalarını da korumalı!

Markaların isimlerini izinsiz kullananları da tek tek açıklamalı!

SERPME DEĞİL DÖKME KAHVALTI!

Amerika'da yaptığı şov formatındaki sağlık programlarıyla ve sağlık üzerine yazdığı kitaplarıyla dünyaca tanınan Türk asıllı kalp cerrahı Mehmet Öz, "Kahvaltı etmeniz şart değil. Yapmadan güne başlasanız da olur. Kahvaltı geleneği reklamdan ibarettir" deyince tıp dünyası ayağa kalktı.

Öz'ün saçmaladığını öne sürenler, tam aksine kahvaltının en önemli öğün olduğunu savunanlar oldu. Kahvaltı kültürü ve çeşidiyle övünen şehirlerdeki işletmeler tepki gösterirken, Şanlıurfalılar, "Gel sana kahvaltıda bir ciğer yedirelim de miden bayram etsin" diye seslendiler.

Ben kahvaltı gerekli mi gereksiz mi tartışmalarına girmiyorum. Fakat son yılların modası serpme köy kahvaltısına bir çeki düzen verilmesini isterim.

Gelenin midesinden önce gözünü doyurmak için bin bir çeşit ürün koyuyorlar masaya, insan hangisini yiyeceğini şaşırıyor. Hepsini yese mideye yazık, yemese çoğu çöpe gidecek, hem israf hem günah...

4 kişilik aile için gelen serpme kahvaltıyla Afrika'da koca bir kabile doyar!