Bursa
Açık
32.2°
Selahattin Adıgüzeller
Selahattin Adıgüzeller
sadiguzeller@gmail.com

Bizimkisi bir sandık hikâyesi...

30 Mayıs 2020 Cumartesi, 19:55

Sandıkla tanışıklığımız, taa dört beş yaşlarında başlamıştı.

İlk gördüğüm sandık, anamın evlenirken getirdiği ceviz kaplamalı çeyiz sandığıydı.

İki yanında demirden sapları vardı, tam ortasında da kırık paslı bir kilidi...

İçinde anamın çeyizleri, üzerinde ise yatak yorganlarımız dururdu.

Öküz ölüsü gibi de ağırdı. Evde temizlik sırasında taşırken göbeğimiz kaçardı.

***

Bazı akşamlar açardı sandığı annem, naftalin kokulu, alın teri göz nuru iğne oyası çeyizlerini havalandırırdı.

Sonra katlar yine özenle yerine koyar, bunları yaparken her defasında çakır gözleri dolardı.

Bazen gizli gizli ağlardı.

Bir türlü kullanmaya fırsat bulamadığı çeyizlerini sonunda dağıttı kızlarına ve gelinlerine, o da kurtuldu biz de, maziye hüzünle bakmaktan!

Yer yatağında yatardık kardeşlerimle, benim yerim işte o sandığın yanıydı.

Işıklar sönüp de sessizlik çökünce odaya, sandığa dadanan bir ağaç kurdu mesaiye başlardı.

Acayip çalışkan bir kurttu...

Bütün gece hiç durmadan sabaha kadar kıtır kıtır yerdi sandığı... Korkardım, bir gece sandıktan vazgeçip beni yemesinden!

Zamanla alıştım sesine, ninni gibi gelmeye başladı tıkırtısı.

Ne sandıkmış ama yıllarca yedi bitiremedi, hala durur anamın evinde hatıra...

Baktıkça kurdun açtığı deliklere, giderim o naftalin kokulu günlere...

***

Okul yıllarında tanıştığım sandık, en korktuğum sandıktı...

Beden eğitimi derslerinde üzerinden atlatırdı öğretmenimiz. Tabii ben atlayamaz, zayıf not alma pahasına yanından geçerdim hep...

Okuldan da beden eğitimi dersinden de soğumuştum, üstü sünger kaplı o sandık yüzünden!

"Ben jimnastikçi olmak istemiyorum ki, hocam" demiştim bir defasında öğretmene, sen misin diklenen, tuttuğu gibi beni kendi elleriyle ters takla attırmıştı sandıktan...

Okul bitene kadar kurtulamamıştım bel ağrısından!

Gençlik yıllarımda ise limon sandığı ile tanıştık!

Kim söylemişse Vehbi Koç'un iş hayatına limon satarak başladığını, ben de aynı yöntemi denemiştim.

Harçlıklarımla biriktiğim paralarla Hal'den aldığım bir sandık limonu sırtlandığım gibi koşmuştum pazara:

"Çaya çorbaya limon, doldur torbaya limon!"

Tam Koç'a rakip olacakken, başıma dikilen zabıtalar, zenginlik hayallerimi sandığa gömüp, üzerine limonlarımı sıktılar bir güzel!

O gün bugün yüzüm ekşi, cüzdan hala sarı!

Fakat bugüne kadar gördüğüm sandıklar içinde en sevdiğim seçim sandığı oldu...

Çünkü anamın çeyiz sandığına çok benziyor!

İkisinin de üzerinde ağır yükler, içlerinde geleceğe dair dokunmuş ince nakışlı, renk renk motifli umutlar saklı.

Birinin içi naftalin kokuyor, diğerinin demokrasi!

İkisinde de alın teri, göz nuru, emek var...

Ve her ikisi de çok sık kullanılmasına rağmen iç ve dış darbelere karşı dayanıklı!