Bursa
Açık
22.9°
Mustafa Gültekin
Mustafa Gültekin

İpekçilik yokuşundan siyaset yokuşuna!

24 Haziran 2020 Çarşamba, 23:56

İYİ Parti,

Bursa İl Başkan Adayı Selçuk Türkoğlu'ndan bahsediyorum. Henüz O üniversite, ben ise lise öğrencisiyken, koltuğumuzun altında kitaplarla İpekçilik yokuşunda başlayan bir tanışıklığın üzerinden yıllar akıp gitmiş.

Ben, Çelebi Mehmet Lisesi'nde öğrenciydim,

Selçuk Türkoğlu ise bir taraftan üniversitede okuyor, diğer taraftan Çelebi'nin kantininde çalışıyordu. O günlerden şahidim, dosta dostluğuna, düşmana düşmanlığına. Merttir, dürüsttür, iyi insandır.

Belki 30 yıl önce,

Kadim şehir Bursa'nın şefkatli bir ana kucağı gibi kollarını açıp, bağrına bastığı bir Anadolu evladıdır. Ülkücü'dür. Öğrenciyken Bursa Ülkü Ocakları'nda görevler yaptı. Eylemcidir. Ki; bunun anılardan örneğe ihtiyacı yok. Yakın zamanda Kamu-Sen Bursa Temsilcisi olarak sergilediği yüksek performans yeter sanırım.

Selçuk Türkoğlu,

20 yıl yaptığı sendika başkanlığından, İYİ Parti Milletvekili Adaylığı için istifa ettiğinde, bir daha sendikaya dönmeyeceğini de ifade etmişti. Ve seçim bitti, vekil olamadı ama sözünde durup sendikaya dönmediği gibi, memuriyetten de istifa ederek siyaset için kolları sıvadı.

Bu kolları sıvayışla birlikte,

Henüz daha il başkanı olmamasına rağmen tartışmasız bir siyasi otorite olarak şehrin siyaset gündeminde yerini aldı ve almaya da devam ediyor. Ben öyle görüyorum ki; Selçuk Türkoğlu, İYİ Parti İl Başkanı seçilmesi halinde Bursa'da muhalefetin bayraktarlığını üstlenir ve artık şehirde hiçbir şey eskisi olmaz.

Nitekim,

Bunun böyle olacağını, iki bardak çay içimlik sohbetimizde, "neden adaysın?" soruma verdiği, "resmen talan edilmiş şehirde, Bursalıların sözcüsü olmak, onlar adına ama onlarla birlikte mücadele etmek ve hesap sormak gibi bir görevimiz olduğuna inanıyorum. Buna talibim..." sözleri de göstermiyor mu? Selçuk Türkoğlu'nun, parti delegelerini ziyaret esnasında yaptığı sohbetlerde bile etkili bir muhalefetin ayak seslerini duymak mümkün.

Bu yazdıklarımı,

Eski bir dosta düzülen methiye gibi okuyup, güçlü bir iktidara karşı, üstelik belediyeleri olan, daha çok meclis üyelerine sahip ana muhalefetin bile yapamadığını, hiçbir belediyesi olmayan ve az sayıda meclis üyesine sahip bir partinin il başkanı nasıl yapacak diye düşünenler de çıkabilir.

Fakat kazın ayağı öyle değil.

Partisinin halkla önceden kalma bir kan uyuşmazlığı algısı olan ana muhalefet il başkanının açıklamaları doğru bile olsa beraberinde bir kuşkuyu da barındırıyor. Bu açığı kapatacak derinlikli bir eylem de görülmeyince söylenen söz yeteri kadar etki oluşturmuyor. Aslında bu durum, ana muhalefetin yakıcı sorununu da ortaya koyuyor ki; ne yapıp edip bu sarsıcı güven sorununu aşmalılar. Şu halde ülkenin siyasi yelpazesi itibariyle halk, Selçuk Türkoğlu'nun açıklamalarını daha ön kabulsüz dinleyeceği ve doğrusuna daha kolay ikna olacağı aşikar değil mi? Tabii, buna bir de, "medya onların olsun, meydanlar bizimdir" sloganıyla özetlediği eylemci ruhunu da eklersek, beklesin iktidarı uykusuz geceler...

İpekçilik yokuşundan

Siyaset yokuşuna geçen Selçuk Türkoğlu'nun, şehir adına yapılacak siyasette karşılığı böyle. Bir de İYİ Parti içerisindeki durumuna bakalım. Şu ana kadar resmi olarak adaylık açıklaması yapan tek isim Türkoğlu. Başka aday/lar çıkar mı bilmiyorum. Henüz resmi açıklama yapmamalarına rağmen mevcut İl Başkanı Yahya Bahadır, partinin kurucu il başkanı Yüksel Yılmaz ve Zafer Milli de aday olacak isimler. Fakat burada, mevcut başkan Bahadır ile kurucu başkan Yılmaz'ın birlikte hareket ettikleri, duruma göre birisinin diğerinin lehine yarıştan çekilebileceği de bilinen bir gerçek. İYİ Parti'nin, Bursa'da, Nilüfer hariç bütün ilçe kongreleri bitti. Nilüfer kongresi ise 5 Temmuz'da yapılacak ve sonrasında gözler merakla beklenen il kongresine çevrilmiş olacak.

SON SÖZ:

Tahta masalarına hayallerimizi, sevdalarımızı kazıdığımız Çelebi Mehmet'in kantininden söz açıp da parasız çok çayını içip, simidini yediğimiz kantinin işletmecisi, kitap kurdu Şenol Çevik abimizden söz etmez ve muhabbetle kulaklarını çınlatmazsak kanımız kurur. Şenol abi, su içer gibi kitap okuyan, ülküsüne bedel ödemiş birisidir. Kitabı seven bir öğrenciyseniz eğer paranız olsun olmasın karnınız asla aç kalmazdı, zira kantinde hep krediniz vardır. Kitap okumanın karın da doyurduğunu Çelebi'nin kantininde öğrendim ben.