Bursa
Açık
20.2°
Murat Karasalihoğlu
Murat Karasalihoğlu
paphlagonia@gmail.com

Kütük

16 Aralık 2017 Cumartesi, 13:12

Kent nedir?

Peki ya kentlilik...

Yaşadığımız kent neresidir, nasıl bir kenttir; biz o kentin neresindeyiz, ne kadarıyız...

Yaşadığımız kentin, vatandaşı olmak, atmosferini solumak, dükkânlarından alışveriş yapmak ve bir mahallesinde oturup günlük karmaşasına dâhil olmak, o kentin neyi, ne kadarı yapar bizi...

***

"Selden kütük kapmak" diye bir eylem ve bu eyleme dayanan bir deyiş vardır, bilir misiniz?

Eylemden başlayalım... Gerçekten bir sel olduğunda, geçtiği yollardan sürüklediği tomruk ve ağaçlar sel tarafından sürüklenirken bir yerde tıkanır kalırlar ve tıkanıklığın oluşturduğu yığınlar hem sel esnasında hem de sonrasında o bölgenin ahalisince toplanır...

Aslında o sel, bir denize doğru yol alıyordur illa ki ama bu yolda tıkanan noktalar, suyun akışına direnç olacak duraklar yaratır; o duraklar kendini daha güçlü kılacak sürüklenenlerden bir sur inşa eder...

Aslında denize, yani sonsuza giden bir akış ama aynı zamanda bir yok oluş vardır. O nedenle, selin geçtiği güzergâhtaki herşey/herkes/her olgu yok oluştan bir şeyleri kurtarmaya çalışır. Bilirler ki, selin kütüğü kaçtığında çok şey kaçmıştır...

***

"Selden kütük kapmak" cümlesinin sözüne ya da deyişine geldiğimizde ise sel ile anlatılan zamandır ve zaman çok hızlı, amansız, arkasına bakmaksızın ve geri dönüşsüz akar-yıkar ve siler...

Kısaca, geçer ve gider...

Bu deyişteki kütük ise "değerlerdir"... Binlerce yıldır biriktirilenlerdir.

Ve sel yani zaman, yani bugünün zamanı öyle bir akıyor ki, binlerce yıldır biriktirilen kültür ve kimlik değerlerinin oluşturduğu ormandan birer birer söktüğü ağaçları kütük yapıp sürükler kendi akışında. İşte o sonsuz denize, işte o bir daha geri gelmeyeceğe ve yok oluşa sürükler. Yani zaman, yani bugünün akışı binlerce yılın değer ve kimliklerini geri gelmeyecek, hatta hiç olmamışçasına inandırarak yok oluşa sürükler...

İşte selden kütük kapmak deyimi de, günümüzde zamansal akışa kapılmış sürüklenen değerlerimize sahip çıkmak, onları belleklerde tutabilmek, en azından vardı diyebilmek için yapılan çabalara verilen özdeyiştir...

***

Zaman, elbette kendi akışında doğal olarak değişimi ve dönüşümü yaratandır. Ama zamanın doğal akışına ek, aynı zamanda günümüzde tekdüzeleşen bir anlayışın yerleşmişliği, gelenek, geçmiş ya da köklerin bilgi ve empat (duygudaşlık) yoksunluğunda kavrandığı bir dünyada kent, kentlilik ve kimlik adına nereden bakılsa üç bin yıllık bir olağan ve alışılagelmiş yaşantı daha hızlı bir şekilde yok olmakta.

Üzerine, her kentin herhangi bir kent olduğu, her kültürün yerel renklerinden çıkıp ticari marka olduğu, aynılaştığı, ticarileştiği herkesçe bir yaşam, bir biriktirilmiş değil, sadece bir turizm emtia olgusu olduğu bir dünyada selden kütük kapmak bambaşka bir anlam yüklüyor varoluşuna.

***

Velhasıl, işin özüne geldiğimizde, yazmak, belgelemek, bilimi kullanmak, sokaktaki, kahvehanedeki vatandaşın belleğindekileri kayıt etmek çok önemli şu dönemde. Çok hızlı bir dönüşümün, küreselleşmenin en kötü yanının, yani aynılaşmanın yaşandığı bu çağda, kentleri yazmak, mahalle kültürünün varlığını görmek, dikine yükselen ve sürekli kentsel dönüşüm yaşanan bir dünyada yerel kültürlere atıflarda bulunmak, bugünün selde kütük kapma yarışıdır...

Tabii ki herkes binlerce yılın kültür birikiminde kent yazsın demiyorum, tabii ki zaman dediğimiz haksızlık yapıyor demiyorum, tabii ki diyalektiği biliyorum ve günün getirisini anlıyorum, ama yine de tekdüzeleşen bu hayatta yerelin, kentlerin, kültürlerin ve hatta sıra dışılığın renklerinin korunması gerektiğini düşünüyorum.

O nedenle, selden kütük kapma yarışına emek verilmesine kutsaniyet atfediyorum...