Bursa
Açık
30.7°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Yüz yıl sonra...

22 Nisan 2020 Çarşamba, 19:00

İlk baharın tüm güzelliklerini sergilediği bir gündü. Tarih de 23 Nisan 1962. Atatürk Caddesi'nde tören geçişi yapıyor ve Bursa halkını selamlıyorduk. Ben ve minik arkadaşlarım çok büyük bir heyecan içindeydik. O yaşta bizleri herkes izliyor, gıpta ile bakıyordu. Bu bakışın anlamını kavrayacak durumda da değildik doğal olarak... Vilayet önündeki kalabalığın içinde, belki de işgal günlerini görmüş, acısını yaşamış veya karınca kararınca kurtuluş mücadelesine katılmış olanlar vardı. Bu hazin ama sonu mutlulukla biten öyküyü, odanın bir köşesinde kahvesini yudumlarken, büyük annesinden dinleyenler de olabilirdi. Ama, biz bunun da farkında değildik. Öğretmenlerimizin, 23 Temmuz (şimdiki Dörtçelik) isimli okulumuz için seçtiği ve ilkbaharı sembolize eden gelincik kıyafetine bürünmüştük. O heyecanla, bize armağan edilen bu bayramı doğuran olayın ne olduğu ve ne tür bedellerle sonuca ulaşıldığını, kimlerin payı olduğunu ne biliyorduk, ne de düşünebiliyorduk?

Sonra... Büyüdük, öğrenimimizi bitirdik, hanedan yerine halkın egemenliğini getiren Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ve Başkanı Gazi Mustafa Kemal'in "en büyük eserim" dediği Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş sürecini öğrendik. Laik, demokratik, sosyal hukuk devleti temeline oturmuş Türkiye Cumhuriyeti sayesinde elde ettiğimiz kazanımların değerini daha bir anladık. Çağdaş bir ülkenin kuruluşundaki ilk harcı koyanları iliklerimize kadar sindirdik. Sonra da yaşananlara yorum getirdik. Doğup büyüdüğümüz bu şehrin, Osmanlı Beyliği'nin İmparatorluğa dönüşmesindeki önemini, Milli Mücadele safhasında Bursa'nın işgali için duyulan öfke ve gözyaşını büyüklerimizden dinledik. Bu ulus için kentimizin taşıdığı değeri geç de olsa öğrendik.

En önemlisi de, yüzüncü yılını idrak ettiğimiz Büyük Millet Meclisi'nin beyinlerde yaptığı devrimi, kurtuluş mücadelesindeki görevini ve bu necip topluluğun Bursa'ya verdiği önemi bu gün bir kez daha derinden kavradık.

Bursa'nın bu yüce Meclis'e gönderdiği 8 temsilcisi ile yaptığı katkıyı anladık.

Bu gün yine bir 23 Nisan... Yüz yıl önce, ülkenin büyük bir bölümü düşman işgal tehlikesi altındayken, 23 Nisan 1920 Cuma günü öğle vakitlerinde neler yaşandığı geldi bir anda gözümün önüne... Ankara Hacı Bayram Camii'nde kılınan "cuma namazı" sonrası, büyük işlerin başlangıcını yapmak isteyen o yurtseverlerin, dualarla o küçük ama kutsal mekâna girişlerini okurken bir kez daha duygulandım. Meclis kapısında açılış duasını yapan Karacabeyli Mustafa Fehmi (Gerçeker) Efendi ile yine gurur duydum. Yüce Meclis'in açılışından bir süre sonra 8 Temmuz'da işgal edilen Bursa için, kürsüye konan siyah örtüyü (puşide-i siyah) hatırladıkça, yüz yıl sonra bile karışık duygular içindeyim.

... Ve, "ne ilginç rastlantı" dedim içimden. Yine işgal ve yine bir 23 Nisan... Bu kez gözle görülemeyen, elle tutulamayan bir canlı, tüm dünya gibi bizi de işgal etti, evlerimize kapattı.

1920 yılının Nisan ayında ülkemiz için farklı emelleri olan o topluluklarla bu kez aynı cephedeyiz. Bakalım birlikte savaşmayı bilecek miyiz?