Bursa
Açık
23.5°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Yeşil Beyaz Devrim

15 Mayıs 2020 Cuma, 18:54

16 Mayıs 2010...

Tam 10 yıl olmuş Türk futbolundaki tabuların yıkılışı... Ama tekrarı olmayan bir peri masalının yaşanmasının ardından geçen koskoca 10 yıl... Aslında Bursaspor'un kuruluşu bile benzersizdi, beş kulübün birleşmesiyle profesyonel alana giren kulüp modeli... Sonra da 1989 yılında 2. Lig Takımı ile yarattığı mucize de böyleydi. Küme düşerken kazandığı Federasyon Kupası bile bu hesaba dahil değil... 10 yıl sonra, 65'i devirip, tehlike altında kalmamak için zorunlu ev ikametimi sürdürürken, duygularım yine aynı.

Yeni fark ettim, çünkü devrimin öyküsünü 15 Mayıs 2010 günü Ekonomik Pusula gibi bir ekonomi gazetesine yazarken ne hissettiysem, şimdi de benzerini yaşıyorum sanki... Ama biraz buruk, biraz iştahsız, biraz kırgın biçimde! Kırgınlığım yeşil beyaz renklere falan değil, Bursa'nın arkasına takılıp, devrimi olağana çeviremeyen düzenedir, böyle biline!..

Hayatın önemli bir bölümüyle tatile girdiğinde, kent olarak yaşadığımız ve hak etmediğimiz "devre arasının" Bursaspor'a hiç yakışmadığını da söylemeliyim. 10 yıl önce ironi yaparak, sevinçten şaşkınlıkla, hani her öfkeli taraftarın ağzında sakız olan "Ne olacak bu Bursaspor'un hali" başlığını koymuşum makaleme, sanki bugünleri görerek!

Aynı mucize, "Tarih Yazıcı" bir yapımcı, "Sağlam duruşlu" bir yönetmen ile gönlü zengin, kendi Bursalı, ruhu "Teksaslı" gibi yırtıcı bir toplulukla bir daha neden olmasın?

Ben sadece dileğimi dillendirdim ve 10 yıl sonra kaleme kağıda döktüm eskiyi anınca...

Gelin siz de dönün o günlerin coşkusuna...

NE OLACAK BU BURSASPOR'UN HALİ

Tabular yıkıldı... Efsaneler bitti... "İstanbul bize bırakmaz.." safsatası çöpe gitti.

... Ve rüyalar gerçek oldu.

Pazartesi günü, benim için her şeyin farklı olacağını düşünmüştüm!

Güneş acaba aynı yerden mi doğacak?

Bazı fanatiklerin önerdiği gibi 16 Mayıs Bursa'da resmi tatil mi ilan edilecek?

Sokakta herkes öz Bursasporlular'a özel ilgi mi gösterecek?

Dana eti ile benzinin litre fiyatı mı ucuzlayacak?

Başbakan Bursa'ya açılım mı getirecek?

Deniz Baykal'ın kaseti sahte mi çıkacak?

Hiçbiri olmadı.

Gün yine aynı gün, telaş yine aynı telaş.

Sadece bir fark var!

Egosu şişkin Bursalı, daha bir gururlu, daha bir kibirli...

Yoksa herkes işinin ve aşının başında. Eğlenmesini de, çıldırmasını da dozunda bırakmış, caddeler bağrışlar yerine, yeşil beyaz formasıyla gururlu biçimde dolaşan insanlarla dolu.

Bir de şampiyonlar ligi şarkısı var dillerden düşmeyen...

Şampiyonlar Ligi tamam... Boğaz'da sallanan Bursaspor bayrağı tamam...

Yer yerinden oynadı bu da tamam...

Geriye kala kala, Real Madrid'i yenmek kaldı.

Amigo Selim onun da hazırlığını yapmış... Şampiyonlar Ligi'ndeki olası bir başarıda, Bursaspor bayrağı Eyfel Kulesinde sallanacakmış.

Bunlar işin fantezi tarafı.

Duygusal yanına (!) bakalım şimdi de...

Bursaspor evinde en azından 3 maç yapacak Avrupalılarla...

Yani, kentin tanıtımı için önemli bir fırsat... Otelciler için azımsanmayacak bir şans... Turizmciler için neredeyse açılım.

Kulübün kasasına girecek on binlerce euro cabası...

İsterseniz bunları da geçelim.

Bir gazetecinin kullandığı cümle ile girelim mevzuun ortasına;

Aslında ne oldu?

Ne olacak, kafalarda devrim yapıldı.

26 yıllık kötü gelenek bozuldu.

İstanbul dukalığı "iç karışıklıklar" nedeniyle yıkıldı!

Futbolda, paranın saadet getirmediği kanıtlandı.

Yerel profesyonel ligleri bulunan üç büyük kent dışında, ismini şehrinden alan ilk kulüp Bursaspor yine bir ilki başardı.

Yaygın medya sayesinde ülkenin her bir yanından destek alan İstanbul beyleri ve bir etnik kökenle, bir bölgenin takımı kimliği taşıyan Trabzonspor dışında, sadece kendi kentinden güç alan bir takım olarak ipi göğüsledi.

Aslında bu takım kaybettiği maçta şampiyon olmuştu!

Açayım.

İstanbul Büyükşehir maçını anımsayın... Atatürk Olimpiyat Stadı'na 30 bin 260 biletli seyirci alındı.

Yani, bir kentten, bir kente aynı gün içinde bu kadar insan, araçlarla taşındı ve maçı izleyip döndü.

Böylesi bugüne kadar ne görüldü ne de işitildi.

Bu durum, o kentin parasal ve duygusal gücünü gösterir.

Asıl şampiyonluk bu galiba.

İşte o gün şampiyondu Bursaspor...

Buraya kadar duygularla geldim.

Şimdi mantığımı devreye sokuyorum.

Bu kent insanı, yaratıcı, üretken ve başarılı.

Bunu takımına sinerji yoluyla yansıttı.

Ama bir o kadar da doyumsuz!

Tek korkum; aynı başarı yinelenmezse, Şampiyonlar Ligi istenilen biçimde sonuçlanmazsa ne olacağının bilinmemesinde...

Ne yaptın Ertuğrul Sağlam, ne yaptınız çocuklar?

Ey İbrahim Yazıcı, hiç mi düşünmedin bu kentin halini!

Sıkıldık mı, öfkelendik mi, rahatlamak için birbirimize çok sert biçimde şu soruyu sorardık:

Ne olacak Bursaspor'un hali?

(Ekonomik Pusula gazetesi-15.10.2010)