Bursa
Açık
32.2°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Yeni normal mi, tam normal mi?

02 Haziran 2020 Salı, 17:17

Bu bir güvensizlik sözcüğü değil, halkını iyi tanımak bence... Camdan dışarı baktığımda, ekranda izlediklerimi gördüğümde toplumun büyük bölümünün mart ayı öncesini yaşadığını fark ediyorum. Yüzlerde maske, arada bir öndeki ile sosyal mesafe olsa da kafalarda "tam normalleşme" var gibi geliyor bana...

Aslında biraz sabırla, bir iki hafta içinde ne olduğunu görebileceğiz.

Klavyenin başına oturduğumda başlık düşünürken ilk anda "Her şeyi devletten beklemeyelim!" diyecektim.

Çünkü, yasakların gevşemesi, seyahat özgürlüğü ve birçok iş yerinin rölantide çalışması toplumdaki bireylere müthiş bir sorumluluk yüklüyor. Herkes, önce kendini, sonra da karşısındakini düşünerek hareket edecek ve kendi bekçisi olacak.

Bekçi demişken aklıma dün yeniden açılan TBMM geldi. Bekçilerin yetki ve sorumluklarını artıracak yasa da görüşülecekti. Makaleyi yazarken henüz ne olduğunu öğrenemedim. Bekçi derken, çocukluğumuzdaki yaşlıca bıyıklı amcalar değil söz konusu olan, düpedüz yeni bir güvenlik biçimi. Ülkenin dört bir yanında sayısını bile unuttuğumuz üniversitelerden mezun işsiz gençler çoğunlukta bu teşkilatta... Eğitimli, genç ve güçlü kuvvetli çocuklar... Eğer yasa hazırlanan biçimde çıkarsa Jandarma Genel Komutanlığı bünyesine katılacak olan bekçilik kurumu, her türlü adli olayda polisin yanında da yer alacak.

Buna bir sözüm yok. Ama, Yüce Meclis açılır açılmaz, yoksulluğu önleyici, istihdamı sağlayıcı, ihracatı artırıcı ve de yeniden tarıma dönülecek bir yapıyı gündeme getirecek, iktidarın da çok sevdiği bir "torba yasanın" tartışılmasını isterdim. Ne yapalım güvenlik de önemli deyip geçelim. Halkımız uysaldır, geleneklere saygılı ve inançlıdır, sokağa dökülüp "iş ve aş istiyoruz" diye bağırmaz ama, belli mi olur tedbirli olmak da gerek!

Konu konuyu açıyor derler ya işte öyle bir şey!.. Aslına bakarsanız TBMM açılsa da açılmasa da devlet işleri yürüyor zaten... Çünkü, yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı ve ekibinde... Yasamaya gelince, zaten Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi işin önemli bir bölümünü çözüyor; söylentiye göre de iktidar partisi grubu, Beştepe'de hazırlanan yasa tekliflerini sadece Meclis'e getiriyor. Yürütmenin yanı sıra yasama da tamam! Geriye yargı kalıyor...O da demeçlerle yönünü buluyor zaten. Pardon unuttum, halen yargının bir parçası kabul edilen baroların seçim sistemi de gündeme gelecek ivedilikle... Onlara yarı kamu kurumu nitelikli TMMOB ve TTB seçimleri de ilave edilebilir. İlginçtir, ya da ben duymadım, TEB bu işin içinde yok sanırım. Yani eczacılar dışarıda bırakıldı gibi geliyor. Vardır büyüklerimizin bir bildiği!..

Yargı diyordum... İranlı Zindaşti konusu gündemde bu günlerde. Burhan Kuzu, derken, onu serbest bırakan hakim de sorgulanıyor. Çünkü kişisel hesabındaki miktar aniden kabarmış Zindaşti'nin hapisten çıkar çıkmaz...

Yargı derken, Danıştay, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay da aklıma düşüverdi. Geçtiğimiz günlerde "duayen" kabul edilen, muhafazakar kesimin temsilcilerinden bir gazeteci 27 Mayıs hakkında konuşurken, 1961 Anayasası'na atıfta bulundu. Bu anayasanın hukukumuza kazandırdığı Anayasa Mahkemesi ve Danıştay'a ve o zaman oluşturulan bir diğer kurum askeri yargıyı da ekleyerek, "Bu anayasa vesayet anayasasıdır" deyiverdi. Zaten, ifade özgürlüğü, çalışma barışı, sendikal haklar konusuna değinecek takati de kalmamıştı! Demokrasinin önemli unsurlarından denetlemeyi böyle gören bir zihniyetin dolaşımda olduğunu görmek beni gerçekten de kaygılandırıyor.

Ne diyordum? Dün yeniden iş başı yapan TBMM'den söz açmıştım. Muhalefet partileri ve onlarla birlikte Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi'nin değişmesini isteyen yeni kurulan iki partiyle beraber bu cenah giderek büyüyor. Farklı fikirler, farklı kesimlerin sesi ve yöneticileri farklı kültürden gelen ben diyeyim 6, siz deyin 8 parti bu dönemde konuyu sıcak tutacak gibi geliyor.

En temel nokta da, mevcut sistemin yargı denetimi konusunda aşırı özgürlüğü!

Biz yine kendi yaşamımıza dönelim ve "yeni normal" dönemde, virüsten uzak demokrasiye yakın günler bekleyelim derim.