Bursa
Açık
31.6°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Virüsün yaptığına bak!..

20 Mart 2020 Cuma, 22:57

Gerçekten de olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. 68 ve 78 kuşağı iyi bilir ve "görmediğimiz bela kalmadı" diyebilir ya da diyebilirim. Ben de 78 kuşağının bir ferdi olarak, iki ihtilal, bir muhtıra ve hükümet değişikliği, 28 Şubat'ı ve 2007 cumhurbaşkanlığı seçimi öncesindeki garabeti yaşadık. Bu arada, 70'lerdeki ABD ambargosu, petrol krizi, 1971 öncesi ve 12 Eylül sonrası yaşanan insan avı derken 1999 depremi de kapıyı çalmıştı.

Hele, 1975-80 arasındaki ister gri, isterseniz siyah deyin işte o dönemdeki can korkusu bir başkaydı. Unuttuklarım mutlaka olmuştur. Neyse uzatmayalım, bu kez yaşadığımız hepsinden bir başka... Egemen devletler, uygar geçinen insanlar, ülkemizden kaçar gibi Avrupa ve Amerika'ya yeni bir yaşam için hicret edenler, zenginler-fakirler, patronlar-emekçiler aynı kefeye kondu. Hem de doğa tarafından... Ben konuyu inançlara falan bağlamayacağım, zaten tahmin edersiniz... Belki de doğa, kendisine gösterilen hoyratlığa cevap veriyor olabilir. Bu birinci ihtimal... Sonra da egemen ya da emperyalist devletlerin, biyolojik silahla yaptıkları it dalaşı da olabilir, diyeceğim ama kendileri de bu korkuyu yaşıyor. Sadece Rusya'dan ses çıkmadı, ABD ise başındaki çılgının rotasında şimdilik sessiz ve sinsice olayları izliyor gibi...

Aslında bu işi çözebilmek için bilim insanları dışında, biraz da meraklı olmak gerekiyor. Şu anda dünyadaki ticaret, sanayi, üretim ve enerjiyi elinde tutan ülkelerin başındakilere şöyle bir baksak, belki de bir sonuç çıkarabiliriz!

Aslında sizi sıkmayacak, kendimizle dalga geçecek bir yazı planlamıştım. Klavye dur deyince durmuyor ki! Hakikaten, evimizde kalmışken biraz da gülümseyelim istedim. Zaten bilgisayar başındaki bizim kuşak bile bu konuda oldukça faal... İşte virüs sonucu ortaya çıkan seçme-saçmalardan bir demet sunmak istedim. Malum bizim Çukur Kahve kapalı oradan haber alamıyorum. Söz, seçmelerimi beğenirseniz buldukça yazarım!

SALGIN MAGAZİNİNDE NELER VAR?

Bizim baş tacımız yaşlılardan başlayayım... Denizli ilk ve Bursa'yı yeni duydum, yerel yönetimler bazı parklardaki bankları kaldırmış. Sebep, yaşlılar birbirine yakın olmasın virüs bulaşmasın diye... Harika bir önlem!

Kaçakçılık ekipleri bir baskın sırasında kamyon zulasından öyle bir madde bulmuşlar ki, şaşırıp kalmışlar. Koruyucu maske çıkmış zuladan... Müthiş!

Urfa'da ilk örnekti belki, bazı yerlerde Diyanet'in cemaatle namaz kılmaya kısıtlama getirmesi nedeniyle, ibadethanelerin civarında kolluk güçleri bekliyormuş. Böyle bir önlem, hem de bu iktidar döneminde herkesin aklına gelemezdi, bravo!

Ne derece doğru bilemiyorum ama haberlerde vardı; ABD'nin bazı bölgelerinde bizdeki gibi mi bilemiyorum, "taharet musluğu" satışı patlamış. Ahir zaman gelmiş olmasın!

Akşam saatinde dükkanını toplamaktan imtina eden kuyumcu soyulmuş ve sadece 1 dakika içinde kıymetli ne varsa çalınmış. Fırsatçılığın da namusu kalmamış, bu da harika bir buluş!

Bırakın sokağa çıkmayın önerisini, ne tür yasak varsa delinmiş gençler tarafından... Asker uğurlama nedeniyle yapılması ne kadar sakıncalı hareket varsa sergilenmiş ve gençler gözaltına alınarak dava açılmış. Aferin çocuklar bildiğinizden sakın şaşmayın emi!

Sosyal medyadan bir arkadaşımız, üşenmemiş insanlar sıkılmasın diye tur planlamış. Ama hane içi bir tur... Ve de çok mantıklı. Tek kelimeyle bravo!

Son "ulusa sesleniş" konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, "65 yaş üstündeki vatandaşlarımıza kolonya ve maske dağıtacağız" diye söz verdi. Bunu dile getirdikten sonra baktım ki, yeni bir kavram oluşmuş "kolonyada yaşa takılanlar" diye... Buna sadece "mizah her sorunu çözer" derim.

... Ve saat 21.00'da yapılan alkışlı destek eylemi, pardon eylem değil selamlama diyelim. Çünkü öneren ve ilk destekçiler "eylem" kelimesi ile barışık değildir de ondan öyle dedim. Ama bir benzerlik dikkatimi çekti. Hani şu meşhur 2013 yılı var, olmayan kalmamıştı. Taksim'de ağaçlar kesiliyor diye önce gençler, sonra da tüm kendini bilenler ayağa kalkıp, buna benzer saatte, lambaları açıp kapatıyor ve bir kısmı da tencere-tava çalıyordu. Ne acayip değil mi, bu kadar benzerlik olur mu? İkisi arasında iki küçük fark var aslında... Birincisi, 2013'teki, otoritenin tutumuna karşı protesto eylemi, şimdikinin ise otoritenin uyarısıyla göreve destek gösterisi. Bakın burası çok önemli (!) ikincisini söylüyorum, birinci örnekteki eylemcilerin önemli bir bölümü, şimdikine de katılacaklar. Çünkü konu sağlıkçıların seferberlik halinde özveriyle işlerini yapması. Üstelik onlar, yönetimlerin değil, tüm halkın bir parçası... En güzel seçmemi en sona sakladım.

Sağlık sorunu ortaya çıkan bir hekim ilaç için eczaneye gitmiş. Eczacı, "beyefendi reçetesiz veremiyoruz" demiş. Eczacı "Ben doktorum" yanıtını almış ama haklı olarak "reçetesiz olmaz" diye diretmiş. Hekim, herhalde yetkili ki, oturmuş reçetesini yazmış vermiş. İlaçlar alınmış ve bu kez hesap çıkmış. Reçetesini kendi yazan hekime "muayene ücreti" tahakkuk etmiş. Bilmiyorum bir ilk mi, ama herhalde tıp literatürüne "kendini muayene eden hekimden devlet ücret aldı" ibaresi yazılabilir.

Sakın endişe etmeyin, bu ülke ve bu halka virüs ne yapabilir ki!