Bursa
Açık
32.2°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Umut... Umutsuzlar ve seçim!

25 Mayıs 2020 Pazartesi, 23:07

Bayram kelimesi çoğunlukla, özel bir günü, sevinci, barışı, saygıyı ve doğal olarak mutluluğu çağrıştırır. Bu kez farklı bir atmosferde bir bayram geçiriyoruz. İki günden arta kalanlara bakarak yorumlamaya çalışıyorum. Bizlerin belki de bir daha yaşayamayacağı sıkıntılı günlere rağmen, yine bir bayram çabası, niyeti ve mutluluk arayışı var.

Sadece yöntemler farklı... Salgın öncesi dijital ortamdan gözünü ayıramayanlara, salgın sırasında bu alanda olmayanlar da eklendi. Eklenen sadece bu muydu? Aileye, dosta, arkadaşa duyulan hasreti ne yapacaksınız? Bu kez zorunlu olarak kullandığınız "online" ortam size bir kez daha yüz yüze bayramlaşmayı, konuşmayı arzulatmadı mı? Dayatılan bu sistem tersine ihtiyaçları hatırlatmadı mı? Neyse bu faslı geçelim şimdilik...

Süreç itibariyle bayram sonrası için, az da olsa normale dönmenin umudu var. Umut kelimesi sihirli bir anlam taşır zira... İkiz kardeşi nedendir bilinmez umutsuzluktur, umudun!

Çocukluktan gençliğe geçmeye çalıştığımız 1970 yılında, Yılmaz Güney yapımı "Umut" filmi buna çok tipik bir örnektir aslında... Film zenginlik ve yoksulluktan bahseder... Adaletsizlikten bahseder. Filmin kahramanı Cabbar faytoncudur. Atına araba çarpar ve atı ölür. Yargı, ata çarpanı haklı bulur! Geçim kaynağı at olan kahramanımız da kolay yola yönelir ve milli piyango bileti alır. Çıkmayınca defineci olmaya karar verir. Olmayınca...

İşte umudun, mutsuzluğa dönüştüğü an.

Gurbet kuşları dönüş yolunda mı?

Bayramdan bu noktaya nasıl geldim, yanıtlanması gereken bu aslında... Yine mecburen salgından yola çıkarak anlatmaya çalışayım ve yine eski kuşağın anılarını tazeleyeceği "Gurbet Kuşları" filmine doğru bir yolculuğa çıkarayım sizleri...Anadolu'nun ortasından kalkan, çok çocuklu bir aile trenle İstanbul'a gelir ve Haydarpaşa istasyonunda o bildik görüntülerle, sırtta balyalarla umudun kapısını aralamak ister. Ardından gecekondu mahallesi, önce umut, sonra umutsuzluk ve hayal kırıklıları ile dağılan bir yuva...Ve keşkeler; geri dönme umudu başlar bu kez, ama vakit çok geçtir onlar için!..

Sonra da günümüze dönüyorum. 65 artı gruba izin belgesi kaydıyla yolculuk izni çıktı. Bir çoğu hemen Anadolu yollarına düştü, hem de sıla özlemiyle dolu dolu... Öngörüde bulunarak, bunlar öncüler diyorum. Salgın sonrası enkaz kaldırılırken, tarıma, üretime ve Anadolu toprağına ne kadar da uzak kalmışız ve ihtiyacımız var, bunu göreceğiz diyorum. Belki de 65 artı gruba, ortanca çocukları ve ileriki yıllarda torunları bile eklenebilecek. Yani "tersine göç" başlayacak gibi görünüyor. Eğer bu olmazsa, metropollerde aranan umut, gerçekten umutsuzluğa dönüşecek.

Umutsuz gruplar ve çıkış yolu

İktidarın en fazla ilgilendiği ve yaptığı atama TÜİK bünyesinde oluyor! Çünkü rakamlarla yaratılacak sanal gerçeklik, seçeni de seçileni de etkiliyor. Önce seçecek olana bakalım. Şu anda Şubat 2020 rakamlarına göre yaklaşık 8 milyon işsiz var. İş bulma umudu olmayan, kayıt altına girmeden günlük nafakasını çıkaranların sayısı net değil ama o da eklendiğinde bu rakam en az 10 milyonu bulabilir. Bu kişiler en az üç kişiye bakıyorsa alın size 30 milyon insan...

Kendilerine EYT grubu diyenleri, atanamayan genç memur adaylarını, üniversiteli işsizleri, asgari ücretin altında yoksulluk ve emekli maaşı alanları da unutmamak gerek, işte size "umutsuzlar" ordusu.

Her şeye, olağanüstü günlere karşın, salgından sonuç ve umut çıkarmaya çalışan iki grup seçmen topluluğu ve onların yönetimine talip olan siyasi partiler... İktidar, salgını başarılı bularak yeni bir umut tazelenmesi içinde, muhalefet ekonomik dar boğaz, salgındaki eksikler ile arkasına alma umudu taşıdığı umutsuzlar ordusu ile yarışa girme arzusu içinde gibi görünüyor.

Önce umut, ardından umutsuzluk ve bunu yok etmenin sonucu seçim...

Burada durup Orhan Veli'ye kulak verelim. Aslında sevdiğine söylediği sözler sanıyorum ama, siz istediğiniz gibi yorumlarsınız.

"O seçim, dedi ben seçim...

O seçeceğini seçti, ben hala geçim derdindeyim"