Bursa
Açık
20.6°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Tek tek düşen yapraklar!

05 Ocak 2018 Cuma, 14:02

Bursaray yolculuğumun hemen başındayım...

Eve dönüyorum.

Karşımdaki ikili koltukta tek bir kadın oturuyor.

Oldukça da yer kaplıyor ve elinde cep telefonu.

Ağladığını sanıyorum, muhabbet o kadar koyu ki, gülüyormuş oysa...

Hem cinsi bir yakını ile görüşüyor. Çünkü verdiği öğütlerin arasında, hamilelik öncesi yapılması gerekenler ve sonrası da var...

Konuşmanın volümü de yüksek.

Konuşma giderek çevreyi rahatsız edecek konuma gelmeye başladı, derken yanına bir başka kadın oturdu. Örtüsü, ten rengi biraz fikir veriyordu, ama aniden telefon geldi ve görüşmesinden Arap kökenli olduğunu anlayabildim.

Az önce solo olan telefon görüşmesi bir anda koroya dönüştü, hem de iki ayrı dilden sanki düet yapar gibi!

Kızacağım yerde düşünmeye başladım (Size de tavsiye ederim).

Ülkenin, Cumhurbaşkanı ve aynı zamanda iktidar partisi genel başkanı, durmadan ekranda sesleniyor, "yerli ve milli" diye.

Sanırım parola böyle... Ellerdeki telefonlar, hemen her gün siyasilerin bela okuduğu ABD malı... Cumhurbaşkanı'nın hitap ettiği kesim de karşımdaki iki kadına uzak değil.

Acaba bundan haberdar mıydılar?

Olsa ne yapabilirlerdi? Bu müthiş lüksten vazgeçebilirler miydi?

Onlara sağladığı bu sınırsız özgürlük, pardon sınırsız konuşmayı başka kim sağlayabilirdi?

Acaba tarım ürünlerinin büyük bölümünün ithal olduğu ile ilgililer miydi?

Pazardan ağızlarının suyu akarak aldıkları sarı ayvaların, Türkiye'den Hollanda'ya gittiğini, düşman ilan ettiğimiz bu ülkenin, bizden aldıklarını ihraç ederek ekonomisini nasıl büyüttüğünü onlara biri anlatsa ne sonuç çıkarabilirlerdi? Ya da inanırlar mıydı?

Gereksiz bir sürü sordum kendime... Sormasam, sinirden patlayabilirdim çünkü bu Türk-Arap düetinden...

Bu müthiş ikili tek tek koltukları boşalttıktan sonra, az önce aldığım bir haberi düşündüm.

Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin önemli bürokrat ve danışmanları, hazan rüzgârına kapılmış gibi bir oraya bir buraya savrulmuş.

Yıllardır, Uluslararası Bursa Festivali'ni organize eden, Tarihi Kentler Birliği adına sayısını bilemediği kadar müzenin yapımında emeği olan, aynı zamanda Avrupa Müze Akademisi Türkiye Temsilcisi unvanı bulunan, Kent Müzesi Koordinatörü ve bu müzenin açılıştaki yüzde 60 oranındaki objesinin sahibi, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı Kültür Sanat Danışmanı Ahmet Erdönmez'e "Artık yeter" denmiş, o da müzelerdeki birikimini toplayıp, evine, pardon Kültürpark bulunan Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı (BKSTV) içindeki küçük bir odaya taşınmış.

Bitmedi... Adem Vural... Bu ismi söylediğinizde, özellikle 2009 seçimi öncesi iktidarı, muhalefeti, hangisi olursa olsun partilerin belediye başkanı olması için peşinden koştuğu bir isimdi. Yıllarca SSK bünyesinde ne kadar tanıdığı varsa yardımına koştu. Şimdi BUSKİ dahilinde "daire başkanlığı" sıfatı verilerek kenara konmuş.

Başkanı olacağı daireyi arıyormuş!

Osmangazi ve Bursa Büyükşehir Belediyesi'nde kendini kanıtlamış, mesleği olan gazeteciliği bu iki kurumda da gereğince temsil etmiş, Basın Şube Müdürü Saffet Yılmaz'ı da rüzgâr, yeni binadan alarak, tarihi belediye binasının zemin katına Sosyal İşler Şube Müdürü olarak, asosyal bir mekâna sokmuş.

Buna benzer birçok atama ve yer değiştirme sürüp gidiyor.

Bundan ne amaçlanıyor?

Doğal olarak bu soruyu, Bursaray'daki o düet yapan kadınlara soramıyorum.

Benim sorum kamuoyuna!

Nerededir, ne zaman ortaya çıkar bu kamuoyu, o da meçhul ya!..

Bu bir rövanş kadrolaşması mı, yoksa taşları yerlerine koymak mı?

İkinci ihtimalse; muhalefet nerede? Bunca yıl bu adamlar neden iş başındaydı, hangi kurumları zarara uğrattılar, hangi hizmeti aksattılar?

Benimki de hayal işte... Siz hiç hesap soran bir siyasetçiye rastladınız mı?

Ben rastlıyorum... Havalar kötü, araçlarını da garajda bıraktılarsa, Bursaray'da...

O da binde bir.