Bursa
Açık
29.3°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Tarih 'Yazıcı' ve kalecinin öyküsü

10 Mayıs 2020 Pazar, 23:27

Mayıs ayları, normal yıllarda futbolun tatile girdiği, mutluluk ve hüznün birlikte yaşandığı dönemleri yansıtır. Buna ahirete göçler de eklenir bazen... Aslında her ölüm hazin bir öykü, bazen de benzersiz rastlantıları içerir.

Üç göç hikâyesi ve iki büyük olayı konu edeceğim bugün...

Ercüment'i anlatmıştım geçtiğimiz hafta, bu kez onunla yaşam çizgisi değişen yine bir kaleci, Cemil Erdoğan'ın öyküsü ve Bursaspor'un tarihine benzersiz bir başarı imzası atan İbrahim Yazıcı'yı yazacak klavyem...

KADER DEĞİŞTİREN SAKATLIK

Kaleci Cemil bir maçtan önce Çilekspor formasıyla...

Tarih 1970'li yılların başı... Sonbahara girilmek üzere... Atatürk Stadyumu'nda Bursa Genç Karması'nın son çift kale antrenmanı... Grup maçlarına katılacak takımın 16 kişilik kadrosu belirlenecek. Kadronun iki banko kalecisi var. Üçüncüsü de Cemil Erdoğan. Kadroya girme şansımın olmadığı çift kalede ben de oynuyorum. Çalışmanın sıcak bir anında Ercüment, beyin sarsıntısı geçiriyor ve doğal olarak kadrodan çıkarılıyor, yerini Cemil alıyor. Öyküyü dönüşte dinliyoruz merakla... İlk maç kötü geçince ikinci maçta Cemil kaleyi koruyor ve Milli Takım seçicilerinin dikkatini çekiyor. Sonrası daha da ilginç; Cemil milli oluyor. Macaristan'daki turnuvada otelde tanıştığı Hideko (şimdiki adı Elif) ile bir süre sonra evleniyor. Bu benzersiz rastlantının şanslı olanı... Olmayanı ise hüzün verici... Ercüment'in defin günü, gözyaşlarına boğulan Cemil, aynı hastalığın pençesinden kurtulamadı ve arkadaşının ölümünden 15 yıl sonra mayısın aynı gününde aramızdan ayrıldı.

Kaleci Cemil en solda elinde top olan

Her ikisinin de ruhları şad olsun.

YAKIŞMADI DEMİŞTİM YAZICI'NIN ARDINDAN

Önce alt yapı antrenörü olarak, sonra da Başkan-Gazeteci ilişkisi oldu aramızda... İyi anlaştığımız da söylenemezdi. Ama kararlı, ne istediğini bilen bir yapısı vardı. İkinci kez başkanlığa soyunduğunda, "siyaset kulübe giriyor" endişesi ile karşı çıkmış ve çekilmesinin nedenlerinden biri olmuştuk arkadaşlarımla... Yaklaşık 20 yıl sonra üçüncü kez aday olunca gerçekten umutlandık. Onunla birlikte bize ve bütün kente bu kez şans gülmüştü. Hayal ötesi bir başarı ve "16 Mayıs Devrimi" ortaya çıktı. Bu başarı öyküsünün anlatımı ve kulübün geçmişinin yazımı da bana düştü bir kitapla...

Sonra!..

Hani "her ölüm zamansızdır" denir ya, bence bir "Tarih Yazıcı" için "çok zamansız" denir ancak. Yaşamımda sadece üçüncü kez gördüğüm muhteşem bir törenle defnedilirken, dergi için bir yazı kaleme almıştım, gelin birlikte okuyup, bir kez daha hatırası önünde saygıyla eğilelim.

Yakışmadı!

İbrahim Yazıcı...

Futboldaki mucizenin adı ve Bursaspor sevdalısı.

Bursa'nın mutena semti Kayıhan'da doğduğunda takvimler 1948 yılını gösteriyordu.

Atatürk Stadı hizmete girmek üzereydi.

Bir gün gelecek, Atatürk Stadı'ndaki şölende Bursa futbol tarihinin en büyük başarısını kazanan başkanı olacağını kim bilebilirdi?

Her çocuk gibi futbolla tanışması zor değildi... O günleri, Akınspor-Acar İdmanyurdu rekabetini izlemekle geçti.

Ardından Bursaspor'un kuruluşuna tanık oldu. O dönemde 15 yaşındaydı. Liseyi bitirdiğinde Bursaspor artık 1. Lig'de mücadele veriyordu.

Belki de hiç aklından geçmedi, bu güzide kulüpte en fazla başkanlık yapma onuruna erişeceği...

Bursaspor ile tanışıklığı babasının 1975 yılında yönetici olmasıyla daha bir pekişti. Hacı Mehmet Yazıcı, Bursaspor kapısından giren ailesinin ilk ferdiydi. Onu 3 dönem yönetime giren Hayri Yazıcı izledi. Yazıcılar artık Bursaspor ile özdeş olmuştu.

Federasyon Kupası kazanıldığında arkadaşı Cavit Çağlar'ın oluşturduğu yönetimdeydi...

Yıl 1988... İbrahim Yazıcı bu kez Bursaspor Başkanı...

1991 yılında, görevi devraldığı Orhan Özselek'e koltuğunu devretti. O arada politikaya atıldı. ANAP İl Başkanlığı, iki dönem milletvekilliği yaptı. Sonra yine uzun bir ara ve turizmde hamleler içine girdi.

2007 yılı bitmek üzereydi...

Bursaspor'un kapısından tam 16 yıl sonra yine başkan olarak girdi...

Bir iki teknik değişiklikten sonra Ertuğrul Sağlam'ı getirdi takımının başına... Ve ardından o muhteşem yıllar, şampiyonluk ve kupalar... Mucize bir şampiyonluk, mucize bir yönetim tarzı... Üstelik başarısı cezasız da kalmadı! Stadyum yerine mahkeme kapılarında hesap verdi Yazıcı...

Cezayı sadece ince hesap yapanlar değil, sanki kendisi de kendisine kesti... Stresten uzak kalacağına, onunla sarmaş dolaş deplasmanlara gitti...

Ve belki de son arzusuydu bir maçtan sonra göçüp gitmek...

Tarih 7 Mayıs 2013... Futbol Devrimi'nin üzerinden 3 yıl geçmek üzere...

50 yılın en büyük şoku yaşandı... Şampiyon Başkan final maçında yenik düştü.

Ardında, vefalı bir eş, iki başarılı evlat, geniş bir aile bırakırken, sanki binlerce futbolsevere el sallıyordu...

Azrail'e karşı mucize bir galibiyet aradı ama gerçekleştiremedi.

Beyaz forma yakışmadı be Yazıcı!