Bursa
Açık
31.6°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Söz bitti... Yürek konuşsun!

28 Şubat 2020 Cuma, 23:40

Başlıktan anlam çıkararak, ülke topyekûn bir savaşa girsin falan demek istemiyorum. O; ortak akıl ve akillerin vereceği kararla olur.

Sadece rakamsal verilerle şehitleri açıklamanın duygusal yönüyle ilgiliyim.

Hele, ülkenin en büyük tirajlı gazetesinde, hemen her şehit cenazesi sonrası çıkan ölüm ilanı, oldum olası içimi kanatır. O kutsal ilanın hemen yanında, varsılların yaşlı baba ve anneleri için verdikleri devasa taziye mesajlarına göre, nasıl da mahcup ve mahzun dururlar! İşte ona bir türlü tahammülüm olmuyor.

Nedeni de basit... Bizim kuşak henüz 70'li yaşları görmedi, ama iki ihtilal, Kıbrıs Barış Harekâtı, PKK terörünün özellikle askere yönelik çok sayıda imha hareketi, onlarca deprem, toprağın altında kalan binlerce vatan evladının acısı, muhtıralar ve terörün her türlüsünü yaşadı, üzüldü.

Buna 1975 ile 80 arasındaki anarşi dönemini ve hemen her gün yaşadığımız can korkusunu da ekleyin, yine de bir kandil günü bombalanarak şehit olan 33 askerimizin kaybını kendinize açıklayamazsınız. Daha da acı olanı, sadece sayısal bir veri olarak kayıtlara geçeceğini düşünerek kahrınız iyice tavan yapar!

Oysa, o gençler de bu vatanın en önemli parçası olmanın yanı sıra, ailelerinin göz bebeğidir. Onun acı kaybı karşısında insanların çaresiz kalışı, hayatı sorgulayışı hiç ama hiç bültenlerde, kahve sohbetlerinde önemli bir yer tutmaz. Bu duygusallığımın nedeni bu güne ait değil. Uzun süreden beri düşünüp, öfkeleniyordum zaten... Geçtiğimiz hafta bugün en yakın arkadaşımın 30 yaşındaki oğlunun ani ölümü ile benim bile yüreğim parçalanmıştı. Dün ortaya çıkan İdlib saldırısı için o güne dönerek muhasebe yapmak istedim, ama yapamadım. O şehitlerin, o genç fidanların ailelerini uzun uzun düşündüm. Acaba bundan sonra ne yaparlar, neyi tartışırlar, ABD ile Rusya'nın "it dalaşını mı " sorgular o ebeveynler... Yoksa, gelecek hayallerinin yok oluşuna mı ağıt yakarlar. Onları, iki emperyalist, kan emici devletin çıkar savaşı ne kadar ilgilendirir? Ya da onlara yem olmamak için, her gün taraf değiştiren güzel ülkemin sözüm ona akil beyinlerinin yanlış hesabını mı sorgularlar, bilemiyorum. Çünkü ben onların yerinde, onlar kadar duygusal olamam... İstesem de olamam.

Yaşadığınız ülke için en fazla istediğiniz nedir sorusu belki de söylediklerimin yanıtını verebilir. Nedir bu istekler?

Savaşsız, kavgasız, ölüm korkusu yaşamadan, insanca olanakların sunulduğu bir vatan parçası değil midir özlenen?

Şimdi bir kez daha düşünün; şu ana kadar 33 rakamı ile ifade edilen o genç fidanların aileleri bu söylediklerimi, sizin de en asgari isteğiniz olan konumu hak etmediler mi? O anaya, babaya, kardeşe, eşe, minik evlada, sevgiliye, arkadaşa, komşuya bunu nasıl anlatabiliriz?

Sorunun yanıtı ben de yok, olan da susmasın söylesin lütfen...

Artık sözüm bitti, yüreğimin sesini dinleyeceğim.