Bursa
Açık
22.1°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Siyaset gibi paranın yüzü de sıcak!

18 Mayıs 2020 Pazartesi, 00:00

Dün sabah, uzun süredir uzak durduğum TRT'nin, yeni bir yüzü olarak ortaya çıkan TRT 2'yi izliyorum. Bu kanal kısa bir süreden beri pazar sabahları western filmleri yayınlıyor. ABD ile ilişkilerin iyice gerildiği, Suriye'de ve döviz piyasalarında Türkiye'nin kıskaca alındığı günlerde, TRT dev bir adım atmış ve tepkisini "kovboy filmi" yayınlamayarak göstermişti hatırlarsanız!

Şimdi artık bu tepki yasağı kalktı sanırım. Demek ki, ilişkiler iyi düzeyde. Western ya da kovboy filmleri sadece benim değil, bizim kuşak ve bizden öncekilerin de vazgeçilmez tutkusuydu. Bu anlamdaki unutulmaz bir anımı sizinle paylaşmak istedim.

TMSF, Olay Medya'ya yeni el koymuştu. Birkaç gün sonra patronumuz Cavit Çağlar'ı telefonla arayıp geçmiş olsun demek istedik ve yakın arkadaşlarım görevi bana yüklediler nedense... Üstelik araç içinde medyadan Bursa'ya dönüş yolundayız. Cavit Bey'e dileklerimizi ilettikten sonra, kendisinden kısa bir öneri geldi.

"Kimseyle takışmayın, işinize bakın. Nasıl olsa durum bir süre sonra düzelir, normale döneriz" dedi. Normal bir uyarıydı... Bu cümlesi bittikten sonra da ilave etti ve "hani Esat'la (Kaplan) pazar sabahları bir program yapıyorsunuz ya, onu da kaldırın, yerine de kovboy filmi koyuverin gitsin..." dedi.

İlk anda şaşırdım, arkadaşlarıma iletince de başladık gülmeye...

Aslında haklıydı. Biz o programda (Sesli Düşünce) haddimizi aşarak (!) YÖK'ü, bazen Maliye Bakanını, çoğu kez de Başbakan'ın bize olumsuz gelen icraatlarını, önüne ardına bakmadan eleştiriyorduk. Bir kez bile uyarı da almadık. Yürüdükçe, yürüyorduk...

Ama asıl konu ve anlatmak istediğim bu değildi, bizim gibi patronumuzun da "kovboy filmi" alışkanlığıydı! Galiba yine aynı noktadayız ve en azından ben yine westernlerin yine tiryakisiyim. Yine, elim vardıkça, kulağım duydukça, dilim söyledikçe eleştiri de yapıyorum bu satırlardan...

İKİ DEV HASTANE KİMLERİ İYİLEŞTİRECEK?

Gelelim işin eleştiri faslına. Konu nedense "COVİD-19" dışına bir türlü çıkamıyor. Virüs, yapıştıkça yapıştı üzerimize, biz de izlenimleri yazıp çiziyoruz...

Haber aynen şöyle; 31 ülke ile hava trafiği açılıyor ve Ortadoğu ile Avrupa'nın bazı ülkelerinden hava yolu ile gelecek hastalar, Sancaktepe ve Yeşilköy'de yapımı süren iki salgın hastanesinde tedavi edilecek. Konuyla ilgili talimatlar da ilgili kurumlara, valiliklere tebliğ edilmiş bile... Anladınız değil mi hangi hastaneler olduğunu? İhalesiz, aceleyle ve 45 günde yapılmak kaydıyla, ülkemizdeki vakalar had safhaya geldiğinde tedbir için düşünüldüğünü sandığımız kuruluşlardan söz ediyorum.

Şimdi burada duralım ve fikir jimnastiği yapalım. Dünyayı saran virüs belası varken, söz konusu ülkelerden gelecek olanlar, estetik ya da mide küçültme ameliyatı için yola çıkar mı? Ya da, romatizmaları nedeniyle kür almak için ülkemize teşrif eder mi?

Şeytan işte, insanı dürtüyor bazen... Bizdeki tedavi yöntemlerinin pratikliği, kamu sağlığı konusunda gelişmiş ülkelerin aksine henüz özel sektörden daha duyarlı bir yapıda oluşumuz, diğer ülkelere göre daha makul fiyatlarla hizmet vermemiz ve yetenekli sağlık personelimiz gibi faktörler göz önüne alınarak, ister misiniz, "COVİD-19'lu hastalar" ülkemizde tedavilerini yaptırıp, iyileşsinler... Ben şahsen isterim... Namımız yürüsün, sadece maske, test kiti ve solunum cihazını yedi düvele göndermek yetmez! Buna kesin tedavi de eklenmeli. Ne dersiniz, bu krizden kârlı çıkmak mümkün olur mu?

İşte bunu başaran ülkeye ve liderine güçlü derim.

Bu varsayımımı, olumlu bulun ya da eleştirin, hepsi kabulümdür!

İKTİDAR VE MUHALEFETTEN DÜŞÜNDÜRÜCÜ HAMLELER

Konu madem eleştiriden açıldı, devam edeyim. İktidar, nedeni bilenmez biçimde ve gece yarısı operasyonuyla, TÜİK Başkan Yardımcısı'nı görevden almış. Hem de 17 yıllık deneyimi ve bir dönem AKP'den vekil adayı olmasına rağmen... Şimdi ne düşünelim? Yıl sonu enflasyon rakamı "oluru nedir onu çıkar" mantığı ile mi hesap edilecek? İşin içine yine şeytan karıştı, kusuruma bakmayın. Bir de Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Oramiral Cihat Yaycı Paşa'nın, Genelkurmay emrine alınışı var. Akdeniz'de hakimiyet kurulması projesi, yani Libya ile anlaşarak, Yunanistan ve diğer egemen ülkelerin önünü kesme girişiminin mimarı, Mavi Vatan'ın babası diye adlandırılan paşa, aniden dinlenmeye alınıyor. Bazı münafıklar, bunu başka yerlere çekiyor. O yerler mayınlı olduğu için ben söz edemiyorum izninize sığınarak!

Bu sıkıcı ortamda, insanların günlük yaşamlarını sürdürme çabasında, deyim yerindeyse "yiğidin bir kuru soğana muhtaç olduğu" günlerde siyaset sahnesine mayını bıraktı ki İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener...

Demesi o ki, "Cumhurbaşkanı dediğin, baba gibidir. Bizi bir masa etrafında toplasa, fikrimizi sorsa, çözüm önerilerimizi alsa da bu durumdan bir an önce çıksak..." Bendeki meali böyle "memleket masası" fikrinin... Ama, masa toplanmadan devrildi. İktidarda kalışını güçlü oluşuna, en azından böyle görünmesine ve hiç geri adım atmamasına borçlu bir lider, kalkar da seninle aynı masaya oturur mu, önerenler de bunu biliyorlar sanırım, onun için öneriye "evet" diyerek, olmayacak duaya amin dediler. Cumhurbaşkanı tenezzül etmedi bile, ortağı gerekeni yaptı. Muhalefetin yanlış adımıydı bence.

Şunu da belirteyim; henüz "erken seçim" düşüncesi ortaya atılmamışken, Kılıçdaroğlu'nun "yeni partilerin TBMM'de temsili için elimizden geleni yaparız" sözleri de demokrasi etiğine uygun değildi.

Yarın 19 Mayıs 2020... Yeni bir devletin kuruluşu, bir milletin istiklali ve istikbali için en önemli ve ilk adım. Yani 19 Mayıs Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı... Kutlu olsun...

Ve Kadir Gecesi'ni idrak edeceğiz. Tüm İslam alemine ve özellikle ülkemize mübarek olsun.