Bursa
Açık
15.5°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Şimdi karar zamanı

13 Eylül 2020 Pazar, 19:52

Maç tan önce merakımı gidermek için, şimdiki TFF 1.Lig, o günkü adıyla Türkiye 2.Ligi'nin ilk kez yapıldığı 1963-64 sezonunun puan cetveline baktım. O dönemden bu güne sadece iki takım Bursaspor ve Adana Demirspor kalmış. Karagümrük şimdi Süper Lig'de, diğerleri de sıra ile tarihe karışmış.

Bu veri bile Bursaspor'un önemini anlatmaya yeter sanırım. İşte bunları düşünürken bir de baktım maç başlamış.

Burak Kapacak'ı seyrederken gözümün önüne Mesut Şen geldi. Kısacık boyu ile kafa golü atan Ali Akman, bana Ersel Altıparmak'ı hatırlattı. Emirhan topu alıp çevresine baktığında Orhan Özselek'i izler gibiydim. Sedat'ın yatarak yaptığı her hamlede Erdinç Kayan aklıma düştü. Velhasıl, maç oynanıyordu ama ben eski yıllardaydım!

Sonra ana döndüm, bir de baktım çubuklu formasıyla Bursaspor, bir golle önde oynuyor. Öne geçmekle kalsa yine iyi; top rakip takım oyuncunun ayağındayken en az iki üç yeşil beyazlı pres yapıyor. Demirspor şaşkın, Bursaspor coşkulu, ben de mutluydum. Acaba diyordum... Acaba bu çocuklarla olur mu bir kez daha ?

Benim seyrettiğim, bu maçın 15-20 dakikalık uzun bir fragmanıymış sanki... Sonra takım durdu, Demirsporlu oyuncular kendine geldi ve baş belası gibi saldıran gençleri, becerileri ile kendilerinden uzak tutmayı başardı.

Acaba soyunma odasında neler konuşuldu, o maç başındaki enfes futbol devam eder mi acaba ikinci yarı başlamış bile...

Bir de erken gelen gol, ne mücadele gücü ne kolektif oyun, ne de moral bıraktı 8 genç adamda...Diğer üç deneyimli oyuncunun çabası da onları kendine getirmeye yetmedi. Önce topla oynama oranı rakip lehine değişti. Çünkü Demirspor'un kaptanı Anıl oyundan alınarak saha içi dağılımı değişmişti. Dörtlü savunma rakibi daha kolay durdurdu, hem de hücuma katkı sağladı.

Bir de Mehmet Akyüz klasiği vardı ekstradan...

Sonrasını da anlatıvereyim görmeyenlere...Yaramaz bir afacan gibi her topa atlayan, rakibi bıktıran Sedat, Demirspor'un iki golüne "hamle zamanlaması" hatasıyla katkı koydu! Bir golün yapılışına da Cüneyt imza atınca gerçeklerle yüz yüze geldik. Mücadele, oyun bilgisi ve enerji tek başına yetmiyor. Buna her an moralli kalmak, enerjiyi ekonomik kullanmak ve en kritik anda bireysel becerili oynamak da eklenince sonuç geliyor. Bunlarına toplamına da eskiler "tecrübe" diyor. Geçmişte olduğu gibi bu maça başlık konursa önerim şöyle olurdu.

" İlk yarının galibi DİNAMİZM, maçın sahibi DENEYİM..."

Gelelim asıl konuya... Bu maça bakarak mı karar verilecek, yoksa birkaç hafta daha mı beklenecek? Yeterli gözlem yapıldığında neler yapılabilecek ?

Daha fazla borca girilerek, emekli ikramiyesi peşinde koşan çok sayıda futbolcu eskisi mi transfer edilecek. Yoksa çok iyi bir teknik analizle, oyun bilgisi olan, bir kaçı da deneyimli sayılabilecek bu gençleri, daha verimli kılabilecek, daha az maliyetli birkaç iyi adam mı bulunacak ?

Birincisi yapıldığında sonuç garantisi de yok. İstenen alınamadığı takdirde kulüp bu kez tahta kapatmak yerine, "Tahtalıköy" de oynamaya mahkûm olur.

Belki de karar mekanizmasını bu sezonun hedefini saptamak için kullanmak gerekecek. Kesin şampiyonluk diyerek, hedef tutturulamazsa, bu borcu kaldıracak bir merci bulunamaz ve düşüş asansör hızıyla olur. Toplum baskısı göğüslenerek, " bu yıl düşmeyelim, gelecek sezon için hazırlanalım" seçeneğini de an azından tartışmak gerek.