Bursa
Açık
32.3°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Savunma yürüyor da!..

23 Haziran 2020 Salı, 19:58

Siyasi sıkışmışlık, kan kaybeden İktidar, sonu belirsiz bir salgın tehlikesi, insanı çileden çıkarmak için seferberlikte adeta!

Alanya-Trabzon maçı bitiminde çıkan tartışmada taraflar, savunmalarını kabinenin iki üç bakanına kadar dayandırdı.

Öte yandan, baro başkanları bu kez haklarını savunmak isterken Ankara girişinde "savunmasız" kaldı!

Spor makalemde Bursaspor'un son beş yılını özetlerken, önceki gün eski başkanlardan Ali Ay, beni arayarak bir anlamda "savunma" yaptı.

İster istemez başlık da yukarıdaki gibi oldu...Gerçekten de savunma yürüyor da nereye yürüyor, işte esas soru bu ve yanıt bekliyor.

Barolardan başlayalım... Özellikle üç büyük kentin baro yönetiminin seçim sistemini değiştirme eğilimindeki İktidar, avukatları ayağa kaldırdı ve Ankara yürüyüşü doğdu. Kent girişinde durdurulan yaklaşık 50 ilin baro başkanı, 150 metrelik yürüyüş talebinden dolayı polis tarafından ablukaya alındı ve geceyi yağış altında sokakta geçirmeleri sağlandı! Zaman zaman küçük itişmeler, hafif yumruklaşmalar da oldu. Ekranda gördüğüm kadarıyla avukatlar bu kez yakın savunmada çok başarısızdılar!

Oysa, onların durdurulma emrini veren bakan, genel müdür ya da polis şefi bir gün işi düştüğünde o itip kaktığı avukatlardan birinin kapısını çalacaktı. Üstelik devlete karşı hakkını aramaya kalktığında da yine avukat bürosuna uğrayacaktı bu zevat... Ama bu düşünülmedi 26 saat boyunca... Sonunda, karar "istinaf" tan döndü (!) ve avukatlar kısa yürüyüşlerine başladı. Sonrasını izleyemedim. Konu aslında basitti; çoklu baroyu üç kentte uygulayıp, delege sayısını, küçük barolarla dengeye getirmek ve iktidar görüşüne yakın görünenlerle, Barolar Birliği başkanlık seçiminde etkin olarak "mutedil başkanlarla" çalışabilmek (Demek ki, Feyzioğlu gibi biri bile kesmiyor).

Yani, HSK'nın yeni yapısından sonra sıra savunmaya ve Yargı'nın bu kolunu bükmeye gelmişti.

Bu kadar direnmek nedendi? Bildiğim, gördüğüm ve yaşadığım kadarıyla, toplantı ve yürüyüşlerde valiliklere bilgi için program gönderilir, mülki amirlik de sakınca görmezse görüş bildirmez ve kolluk gücünü, toplantı veya yürüyüş yapacak grubu koruma amaçlı gönderirdi. Üstelik bu Anayasal hak, AB sürecinde daha da genişletilmişti. Bu nedenle "pandemi" bahanesiyle bu set çekmeyi pek aklıma sığdıramadım.

Amaç ne olabilirdi? Olay ve gerginlik çıksın, sonra da baroların şu anki yöneticilerini ideolojik saplantılı, ülke bütünlüğüne bozacak kadar gözleri kararmış göstermek ve böylece kişinin "savunma gücünü" oluşturan bu kurumu zayıflatarak muhalif sesleri iyice kesmek mi olabilirdi? Başka bir yorum yapamıyorum.

Futbol siyasetin neresinde?

Gelelim önceki gecenin ilginç maçına... Trabzon son anda yediği golle galibiyeti kaçırdı. Doğal olarak sinirler gerildi. O sırada sesler geliyor ama ne olduğu görünmüyordu. Sonradan bir TV programına bağlanan Trabzonlu yerel gazeteci bir hanımefendi olaya açıklık getirdi! Kendisine laf atılan Başkan Ağaoğlu elini kaldırıp, önündeki camın arkasına hareketlerde bulununca, Alanyalı yönetici veya yerel gazeteci olma ihtimali olan bir iki kişi, polis şefine dönerek "Hala ne duruyorsunuz, alın Trabzonluları Çavuşoğlu duymasın bak..." diye anlattı bu ilginç olayı...

İşte püf noktası burası...Bu yıl Trabzon'un yılı iddiası, takımın kalite ve gücünden değil de, siyasetten aldığı kuvvetten sanan beyinler, Kabine'nin iki hatta üç önemli bakanını (Biri Alanyalı, diğer ikisi Trabzonlu) adeta karşılaştırıyor! Bana garip geldi ama, acaba ülkenin geleceğinde liderlik için bir çekişme mi yaşanıyor sorusu da kafamda oluşuyor.

İşte böyle; "ben futbolseverim, siyasetle işim olmaz" diyen "kurnaz çoğunluğa" önemle arz edilir bu gelişmeler...

Ali Ay ile kısa görüşme

Bursaspor'un son beş yılını özetleyen makalemdeki bir bölümden dolayı, isim zikretmememe rağmen, yine de kimi kastettiğim anlaşılacağı için ve doğal olarak beni aradı eski başkan Ali Ay... Nazikçe geçen konuşmamız sırasında, önemli olarak, kulübe tahsis edilen arsanın kendisi tarafından satın alınması konusunun altını çizdi. Bu konuda yargı süreci de olduğunu ve ifadesini vererek, konunun kapandığını iletti. Yasa karşısında bir hatası olmadığını belirtti bir anlamda... Arsa için 28,5 milyon TL'lik bölümü alacağından düştüğünü, ayrıca 19 milyon TL nakit verdiğini belirtti. Söz konusu taşınmazı satması halinde, aldığı değerden fazla kazancı olduğu takdirde, gerekli ödemeyi de yapabileceğini söyledi. Halen 15 milyon euro alacağı olduğunu da ekledi. Çoğu kez, bütçeyi güçlendirecek projelerde kendisine köstek olan bir gruptan, isim vermeden söz etti. Daha da önemlisi, kulübe yeni borç getirmediğini, farkın döviz artışından kaynaklı olduğunun altını da çizdi. Bir süre sonra yüz yüze görüşmek üzere sözleştik. Konu, savunmadan açıldı madem, bu hakka saygılı olamazsak, biz de hakkımızı arayamayız diyorum.