Bursa
Açık
31.1°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Satın efendiler satın, geçmişi de satın!

07 Nisan 2020 Salı, 21:02

Toplumsal, hayır küresel bir sorunla baş etmeye çalışıyoruz değil mi?

Öyleyse, önce birlikte düşünme, en azından ortak bir noktada buluşma, yurt güvenliği, can güvenliği ve moral değerlerin korunması gibi düşüncelerle hareket etmemiz gerekmez mi?

Her iki soruya da ezici bir çoğunlukla "evet" dediğinizi duyar gibiyim!..

Ama, her gelişme bu çerçeve ve düşüncede olmuyor.

Kısa süre önce, salgının ilk günlerinde, maskeli, eldivenli bir ihale vakası yaşamıştık. Yani Kanal İstanbul Projesi'nin ilk ayaklarından biri olan iki köprünün yerlerinden taşınarak, yenilerinin yapılması ihalesiydi.

Sonuç ne oldu; bu kez, mutlak irade de bu girişimin yersiz olduğunu düşündü ve ilgili bakan, gayet demokratik biçimde (!) azledildi.

İçimiz soğudu mu?

Benim için aynı sıcaklık ve dikkat yerinde duruyor.

İsterseniz, eskiyi tümden silme harekâtı deyin, uymadıysa "atıl bir varlığın değerlendirilmesi ve dar günde gelir elde etme" deyin, benim ve aynı düşüncede olanların içine sinmeyecek bir ihale rüzgârı daha esmeye başlamış. Hem de şiddetini giderek artıran biçimde...

İki gün önce Türk Hava Kurumu'nun (THK) 7 taşınmazının satış ihalesi yayımlanmış. THK bünyesinde uzun yıllar sivil havacılık çalışmaları yapan Mustafa Kılıç dostum, bu gelişmeyi paylaşmış. Kılıç paylaşımına aynen şöyle devam ediyor:

"Kurum son bir ay içinde 10 taşınmazını satışa çıkarmış oldu. 2 Nisan'da ise 11 uçağının satış ihalesi yayımlanmıştı. Taşınmazların tahmin edilen bedeli ilanlarda belirtilmediği için bilinemiyor. Kurum internet sitesinde Kütahya Merkez ilçede 2 kat bahçeli ev için 2 milyon 350 bin TL tahmin edildiği bilgisine yer verilmiş. Uçakların satılmasına ilişkin olarak teklif mektubunda da şu bilgiler yer alıyor: '11 adet M-18 A/B Dromader uçağı, THK bünyesinde yangın söndürme uçağı ve zirai ilaçlama uçağı olarak kullanılmış ancak mevzuat değişiklikleri ve maliyet/performans değerlendirmelerinin ardından uçaklar 2012-2014 yıllarından sonra kullanım dışına çıkarılmıştır.'"

İhale gerekçesi böyle yazılmış.

Hafızamızı şöyle bir tazeleyelim... Geçtiğimiz yıl çıkan orman yangınları sırasında bir dizi tartışma yaşanmıştı. Uygulama ve açıklamaları ile çok dikkat çeken Tarım, Orman ve Hayvancılık Bakanı Pakdemirli, THK uçaklarını çok yetersiz bularak örnekleme yaparken alaycı bir tavır takınmıştı. Konu, bu kurumun ezelden beri destekçileri, gerçek dostları tarafından irdelenmiş, hatta yönetim zafiyetleri nedeniyle bunların yaşandığı dile getirilmişti. Bu özeleştiriye rağmen Bakan'ın üslubu daha bir başkaydı! Alaycı, aşağılayıcı ve üstten bakan bir tavır takınmıştı. THK'nın sivil havacılık geçmişini, yaptığı örnek çalışmaları ve deneyimli personelini hiçe sayarak, adeta ayaklar altına alarak, karşı düşüncedekilerin "gereksiz masraf ediliyor" tezini çürütmek adına hiç de hoş karşılanmayacak bir görüntü çizmişti. Belki de onu oraya taşıyan iradeyi bile kızdırmış olabilirdi. İthalattaki inanılmaz başarısı (!) nedeniyle hedef tahtasına konmuş olan bu Bakan, THK yaklaşımı ile de şimşeklerin odak noktasıydı.

Ne oldu bilinmez, gafları, basınla olan sağlam ilişkileri (!) ve Türkiye Cumhuriyeti'nin erken dönem temel taşlarından birine yaptığı saygısızlıklar unutuldu ve kelimenin tam anlamıyla derin bir nefes almıştı.

Bu nefes dönemindeki gelişmeleri de sivil havacı Mustafa Kılıç'ın açıklamalarından dinleyelim.

"THK, 16 Ekim 2019 tarihinden bu yana kayyumla yönetiliyor. Son genel kurulda seçilen yönetim kurulu asil üyesinin 9'u; yedek üyelerin ise hepsi istifa etmiş, Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesince 3 kişiden oluşan 'yönetim kayyum heyeti' atanmıştı. THK uçaklarının İzmir'de çıkan orman yangınlarında kullandırılmamasına itiraz eden THK yöneticilerinin AKP kadrolarıyla tartışmalarının hemen ardından istifaların gelmesi iktidar partisinin gizli müdahalesi olduğu kuşkularını yaratmıştı. THK olağan genel kurullarının Mart ve Nisan aylarında yapılması gerekiyordu. Kayyum heyeti Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesine başvurdu ve kuruma tam olarak hakim olamadıklarını gerekçe gösterip ertelenmesini istedi. Mahkeme de Kayyum heyeti tarafından takvim belirlenene kadar ertelenmesine karar verdi ve haber basına yansıdı. Kayyum heyetinin, kazandığı bu süreyi taşınmazlarının satılmasında kullanacağı anlaşılıyor."

Sivil havacılığı gençlere sevdirmek için kurulan THK, küçük hesaplar ve geçmişe yönelik bitmeyen öfke nedeniyle bu durumda...

İçinde bulunduğumuz salgın ortamında Sağlık Hukuk Bilim Uzmanı Prof.Dr. Ahmet Saltık diyor ki "Sahra hastaneleri biner kişilik iki adet kurulacakmış. Hem de 45 günde... Geç olabilir. Eğer Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sağlık örgütleri dağıtılmasaydı, bu hastaneler bir haftada kurulabilirdi. Askeri Sağlık Birimleri yeniden oluşturulmalıdır."

İşte ilginç sözler, işte bir bilim insanının değerlendirmesi.

Her eski kurumu, değersiz ve modası geçmiş diye nitelerseniz, gün gelir bu yorumunuz ayağınıza dolanır.