Bursa
Açık
20.9°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Şaşırma duygunuz yerinde mi?

26 Haziran 2020 Cuma, 21:53

Artık hiçbir gelişme karşısında şaşırmayacağımı umuyordum. Ama yanılmışım! Büyük konuşarak, küçük gelişmelerdeki gariplikleri bile atlar oldum! Örnek...

Üç gün önce sabah saatleriydi. Ekranda Ahmet Davutoğlu'nu izliyordum. Konuşması sırasında çok da üzerine basmadan bir cümle kurdu ki şaşırma fiilini, ya da duygusun demek daha doğru olacak birden hatırladım. Davutoğlu bir satıştan söz etti...Ama tarih vermedi. Sanırım yakın geçmişte yaşanmış bu olay... Üstelik, "ben siyasetten anlamam, karışmam, hele politikacılara hiç kulak vermem, açarım televizyonu maçımı seyrederim. Ya da kahveye uğrayıp iki çift laf eder geçer giderim" diyenlere ve elinden sigara ağızlığı ya da miniklerin biberonu gibi yada benim tabirimle "yaşam butonu" yerine kullanılan "cep telefonu" ile ilgiliydi bu olay...

Dikkat buyurun, sizin haberiniz varsa kusura bakmayın, ben yeni duydum; bir süreden beri Varlık Fonu'na devredilmiş olan Türkcell, yani benim de ilk günden beri kullandığım 532 li hattın sahibi olan GSM şirketi, 400 milyona Rusların Alfa şirketine satılmış(milyon TL mi, dolar mı onu anlayamadım).

Yerli ve milli gibi doğan bu şirketimiz, hem de ucuza gitmiş ve değerinin altında olmalı ki, (Davutoğlu'nun kurduğu cümle aynen böyleydi) "Varlık Fonu'nda geriye kalan eksi de görev zararı olarak yazılmış."

Kısa bir dönem için de olsa, ülkenin başbakanlığını yapmış bir muhterem zatın sözünü inanmak ve bu olay karşısında da galiba şaşırmamam lazım geliyor.

Bir yanda Suriye'de zayıflayan ortaklık, değer yanda Libya'da ters köşede kalan iki devlet ve depoda paketi açılmadan duran S 400'ler...

..Ve Ruslar'la yapılan ve mutlu sonla biten bir satış daha...

Hamza Yerlikaya gibi bankacılık, Şaban Dişli misali de dış politika birikimim olmadığı için, mütevazı biçimde sadece şaşırdım!

Telefon her çaldığında veya fatura geldiğinde ne düşünmeliyim bundan sonra ?

Koyu bir milliyetçi değilim ama, en azından ödediğim paranın helâl süt emmiş bir Türk vatandaşına gitmesini isterdim.! Neyse ki, artık ev telefonu kullanmıyorum veya kullanmıyoruz. Zaten Lübnanlı Hariri ailesi de telefon işini bıraktı, vallahi şimdiki sahibi bilmiyorum. Büyük ihtimalle Türk Telekom'da kalmış olabilir. Her şeyi de bilmek zorunda mı vatandaş ?

Nedir bu Z Kuşağı meselesi ?

Neyse ki, ülkemizde şaşırmak henüz parayla değil...Size şaşılası bir konu daha...GEZİCİ Araştırma Şirketi bir çalışma yapmış. Son 20 yılda doğan ve Z kuşağı adı verilen gençlere sorular yöneltmiş. Üstelik bu gruptaki seçmen sayısı, toplamın yüzde 20'si kadarmış. Önemli yani... Bazı istatistik bilgileri aklımda kaldı. Mesela Z kuşağı seçmeninin yüzde 70'i AB normlarını destekliyormuş (nereden öğrendilerse). Neredeyse yüzde 60'ı oy kullanırken " anne ve babamın attığı yere oy atmam" demiş. Yüzde 82'si, evleneceğim insanın, dini, mezhebi, ırkı hiç fark etmez diye buyurmuş. Yüzde 16 kadarı da oruç ve namaz ilgisinin olmadığını belirtmiş. Doğal olarak, sızan dedikodulara göre, bu durum İktidar için endişe kaynağı olmuş. Olmamak elde mi?

Nineler ve dedeler yaşamış olsa "Ahir Zaman geldi" derler ve şeytanın minbere çıkacağını söylerlerdi ! Biz öyle duyduk ve öğrendik onlardan...

Bir ilave daha yaparlardı ama söylesem mi? Bina ile, işte diğeri(söylemeye dilim varmıyor) artarmış güya...Bereket böyle bir şeye tanık değiliz!

Deniz Temiz Derneği ve mücadelesi

Sıkıcı gelişmelerden, yine sıkıcı ama çıkış yolu arayanların çabasını anlatan bir gerçeğe uzanalım. Bu çalışmanın ismini yıllar önce SİVİLAY Derneği'nde beraber çalıştığımız Av.Hulusi Tığlıoğlu'ndan duymuştum. Yaz olduğunda sürekli bunu vurgular ve özellikle Kumyaka'daki çalışmalardan söz ederdi. Önceki gün ekranda bu dernek ve türevlerinin Dünya çapındaki yöneticisi, armatör Şadan Kaptanoğlu'na TV ekranında rastladım. Birkaç cümlesi beni çok etkiledi. Örneğin "Deniz olmazsa hayat olmaz. Çünkü dipteki deniz ormanları oksijen üretiyorlar" dedi. Bu nedenle temiz tutulması gerektiğine vurgu yaparken, günümüzde bazen gündeme gelen "yeni kıta" yani o büyüklükteki deniz çöplüğüne dikkat çekti. Bir cümlesi daha var ki düşünmemek elde değil.

" Salgın, deprem, hortum sel felaketleri, hepsi birden ortaya çıkıyor. Doğa sanki insanlığa hatırlatma yapıyor. Düpedüz iklim değişikliği bu yaşadığımız. Sebebi de küresel ısınma" diyor Kaptanoğlu... Doğanın önemi için kullandığı "deniz ve tüm doğanın bize ihtiyacı yok, ama bizim var" cümlesi ders niteliğindeydi. Sıfır Atık Projesi ile birlikte çalışmaları yürüttüklerini vurgulayan Kaptanoğlu, bu projenin 1987 yılında BM tarafından ilk kez ortaya konulduğunu da hatırlattı ve önemine değindi.

Güzel çalışmalar... Başlatan Rahmi Koç, sürdüren yine burjuva sayılabilecek bir ailenin bir ferdi Şadan Kaptanoğlu. İlginç değil mi ? Bu tür tepki ve çalışmalar tabandan, sivil toplum dediğimiz duyarlı ama sade vatandaştan beklenirken, bu isimler öncülük yapıyor. Galiba dünya düzeni değişiyor ve biz farkında değiliz!