Bursa
Açık
22.1°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Salgın da var fırsat salgını da...

14 Mayıs 2020 Perşembe, 18:11

Söz etmeyeyim istiyorum, ama kaçamıyorum bir türlü salgın haberi ve yorumlarından... Öyle çarpıcı olanları var ki, virüs salgınını bile unutturacak türden. İlk örnek Yenişehir ilçemizin Kirazlıyayla köyünden... Lübnanlı bir maden firması, zaten ocak kurup çalışma yapıyormuş. Bu yetmemiş "atık havuzu" oluşturup, madeni işlemeye kalkmış ve olan olmuş. Madenin çevresindeki tarım arazisi bundan etkilenecek ve inşaat için ağaçlar kesilecek. Doğal olarak köylü tepkili... Meslektaşlarım günlerdir yazıyor ve haklı eleştirileri dile getiriyor. Ben de onlardan okuduklarımla yetiniyordum.

Bu kez olayın boyutu değişmiş. CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, bakmış olmayacak, geçmiş iş makinesinin önüne, "yasal süre beklenmeden, gerekli karar çıkmadan bu çalışmayı yaptırmam diyor." Eşi, meslektaşımız Yusuf Kayışoğlu da olayı fotoğraflayınca gözaltına alınıyor ve ifadesi alınarak serbest bırakılıyor. Bu durum olayı daha da çarpıcı hale getirerek dikkat çekiyor.

İşte salgın sırasında yaratılan salgın fırsatına çarpıcı bir örnek... Çünkü protestocu köy sakinleri, örneğin 4 günlük "sokağa çıkma kısıtlaması" nedeniyle eylem yapamayacak ve çalışmalar da hızlandırılacak. Salgından yaratılan çok belirgin bir fırsat karşımızdaki...

Dikkat ettiyseniz, son yıllarda yabancı maden şirketlerinin Türkiye'deki arama faaliyetleri, açtıkları ocaklar ve eylemler çok gündemde. Sanırım, boşalan devlet kasası buralardan gelen dövizlerle mi dolduruyor dersiniz?

İyice "masalcı baba" oldum farkındayım. Yine aklıma benzer bir "yabancı şirket" macerası geldi. Cargill falan diyeceğimi sanmayın, yanılırsınız. O zaten uluslararası bir vak'a... Ona kimse dokunamaz!

Benim ki yine Yenişehir civarından. Sanırım 2009 sonu veya 2010 yılının başıydı. Salgın falan da yoktu, ama gelişme çok güzeldi (!) onun için değinmek istedim. Yanılmıyorsam firmanı adı Marzinc'ti galiba... Katı atık yakma tesisi oluşturacaklardı. Ben de o süreçte, farklı bir kurumda makale yazarlığı yapıyorum. Bu konu gündemde olduğu için, böyle bir tesisin yöreye zararına değiniyorum. Üstelik Yenişehirli dostlardan şikâyetin yanında bilgi de ediniyorum. Bu bilgilerden biri beni de ürküttü ne yalan söyleyeyim. Çalıştığım kurum, oraya her gün külliyetli miktarda gazete gönderiyormuş. Satın alan da bu şirketmiş!

Neyse devam edeyim... Aynı kurumdaki genç ve heyecanlı bir yazar arkadaşım bana önce bu tür tesislerin Avrupa'daki örneklerinden söz etti ve izlenim için götürüldüğü (!) ülkedeki tesisin yöreye faydalarını anlattı. Bir süre sonra da cep telefonuyla koştu geldi ve kulağıma tuttu telefonu... Söz konusu şirketin sorumlusu beyefendi beni ikna edici birçok faktöre değindi, örnekler verdi. Ben yine aynı yerdeyim, ikimiz de neredeyse pes edecek durumdayız. Son soru bana düştü ve dedim ki "beyefendi, tamam her şeyi anlıyorum, önlemlerle çevreye kötü etkisi önlenebilir. İyi de bu projeden Yenişehir'in çıkarı ne olacak?"

Kısa bir sessizlik ve cevap: "Yenişehir, yeni bir şehir olacak..."

Fırsat salgını sürüyor, sakın sözümün bittiğini sanmayın!

Arkadaşım Ahmet Emin Yılmaz'ın sütunlarında gördüm.

Maske satışı serbest bırakıldığı için salgın fırsatçıları türemiş. Nasıl tespit ediyorlarsa, sektörün içinde olmayan ama maske üretmek için kolları sıvayan firmalara telefon ederek "sizin için TSE belgesi alırız" diye aracılık hizmeti sunmaya çalışıyorlarmış. Tam günümüze ve başlığımıza uygun bir yaklaşım.

Bir örnek daha vermek istiyorum ama değneğin iki ucunda virüs var!

Hani bir tartışma vardı ya, Adana'da "sahra hastanesi" kavramına uygun, sergi salonlarına sadece yataklar ve basit aparatlar yerleştirilmişti. Burada sadece mekan önemliydi. Tarihi filmlerde gördüğümüz gibi çadır yerine kapalı ve geniş bir alan tahsis edilmişti. Ama Cumhurbaşkanı buna çok sinirlendi. "İki salgın hastanesi yapıyoruz, hem de her türlü donanıma sahip 45 günde bitecek şekilde... Üstelik her ikisinin de yanında havaalanları var." demişti. Bazen kafamız çalışıyor böyle durumlarda...

Bir de kulağımızda yıllardır Bursa'daki "termal bölge " için düşünülen, akıntı havuzlarının olacağı, binlerce kişinin aynı anda doğal sıcak suda tedavisinin yapılacağı ve çevresindeki otellerde konaklayacağı bir proje vardı ya, işte o aklımıza geldi ve eşimle birlikte, haddimiz olmayarak fikir yürüttük! Hatta, bir iki hafta önceki makalemde belirtmiştim bu fikri... "Havaalanı ve yanında çok büyük bir hastane... Olsa olsa sağlık turizmi için yapılabilir" diye düşünmüştük. Yükleniciye baktım, çok ünlü ve önemli projelere imza atmış. Sonra da Sağlık Bakanı yarım ağızla "çok amaçlı olacak. Sağlık turizmi de yapılabilir" diyecek oldu ve son sözü Cumhurbaşkanı Erdoğan keşif sırasında söyledi.

"Her ikisi de havaalanı yanında. Bunu bile bilmezler eleştirenler... Sağlık turizmi için de kullanılabilecek bu hastaneler" deyiverdi.

Bakan önceki gün "salgın kontrol altında" dediyse, bu iki hastanenin, acele edilerek 45 günde bitirilmek istenmesine "salgın sırasında, salgın fırsatı" demek, mübah mı, haram mı?