Bursa
Açık
30.5°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Rastlantı belki... Bunlar da oldu ama!

02 Temmuz 2020 Perşembe, 22:30

Eski bir sözcükle tesadüf ya da rastlantı der geçeriz. Bir anlamda "kaderin cilvesi" gibi de algılarız bir çok olayı... Bunlar birey olarak başımızdan geçebilir veya toplumu ilgilendiren de olabilir. Çok dolandırdım ama hepsini örneklerle anlatacağım.

Biiir; gelenek ya da etik değerlere dayandırılan bir gerçek vardı ülkemizde... Altmışlı, yetmişli, hatta seksenli yılların bir bölümünden söz ediyorum. Aileye azami özen gösterilirdi toplu yerlerde. Örnek, yanında eşi olan bir erkek bir konuda hatalı bile olsa, ona hakaret edilmez, buna yeltenen olduğunda " hopp...Aile var." denirdi. Eş ve çocuk yanında, bir baba ile dalaşılmaz, hele darp gibi bir şey söz konusu olmazdı. Böyle olunca, hele kadına el kaldırmayı bırakın, kötü kelam bile edilemezdi. Yazılı olmayan toplumsal bir kuraldı bu... Ve de delikanlılığın birinci koşuluydu.

Şimdi öyle mi ya..! Sokak ortasında eşini döven, bıçaklayıp öldüren mi istersin, trafikteki bir hata yüzünden hamile eşinin yanında aracı yumruklanan mı...

Hayvanseverler ile karşı olanların kavgasına hiç girmiyorum. Onların ki, sanki bir sınıf savaşı gibi ! Uygarca bir alışkanlığın, hunharca bir kavgaya dönüşmesi adeta...

Bunlar genel olarak gördüklerim. Bir de "klavye delikanlılığı" var. Profesyonelce yapılmıyorsa eğer, burada "toplumsal bir ruh bozukluğu" söz konusu. İşte örnekler...Yakın zamanda siyasetçi kadınlar, erkek politikacıların eşleri de hedefe kondu. Son örnek Berat Albayrak ve eşine yapılan elektronik saldırı... Onaylanacak, konuşulacak bir tarafı yok. En azından insanlığa, delikanlılığa sığmaz ve acizlik belirtisi olarak nitelenebilir.

Ama; Sayın Cumhurbaşkanı'nın "z kuşağı" olarak adlandırılan gençlerle yaptığı tele-konferans görüşmesi sırasında, gönderildiği iddia edilen "size oy moy yok" mesajlarından birkaç gün sonra gündeme gelirse, ardından "sosyal medyaya yeni kurallar" diye bir konu, koca koca devlet büyüklerimiz tarafından dile getirilirse, cümlenin sonuna "ne büyük tesadüf" diyebilirim ancak...Daha fazlasını söylemeye de gücüm yetmeyebilir.

Seçmeni konsolide etme mekanizmasını, tek bir din ve mezhep üzerine oturtan bir İktidar, salgın, işsizlik, enflasyon, işçi hakları gibi temel sorunların konuşulmasını bir tarafa bırakıp, "hukuk gücünü" de istediği yönde kullanarak, bu güncel sorunları dile getiren iki muhalif TV kanalına 5 er günlük ekran karartma cezası verdirirse ve buna, bir Osmanlı padişahı aleyhine konuşmayı gerekçe gösterip ve de bir din uzmanının, inançlar üzerine yaptığı ve ortalamanın dışına çıkan sözlerine de dayandırırsa, buna ne diyebilirsiniz? Sizi bilmem ama ben "bu ne tesadüf ?" diyebilirim.

Üstelik, TV karartma cezasının, son olarak 25 yıl önce verildiği, bu uygulamanın AB sürecine girildikten sonra bırakıldığı da orta duruyorsa, yorum bu kez sizin... Rastlantılar bitmek bilmiyor, bu karmaşık gündem arasında...

Sağlık Bakını Koca açıklamıştı; vakaların son günlerde en fazla artış gösteren illeri doğal biçimde İstanbul ve Ankara ile Bursa...

Ne büyük tesadüf ki, dün Başkent'te, tüm baroların temsilcileri buluşup, "çoklu baro" teklifinin TBMM'de görüşüldüğü sırada, bunu yasal biçimde protesto edeceklerdi. Birden araya "Corona Virus" teşrif etti! Vali de, Ankara'da 15 süreyle toplantı ve gösteri yürüyüşlerini iptal etti. Rastlantı bu, salgın malgın dinlemez, aniden ve ışık hızıyla ortaya çıkıverir!

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın açıklamalarının bir bölümünü duyabilmiştim. Vaka artışı olan iller arasında Bursa da vardı ama, bu illerdeki sayıları baştan beri ısrarla vermiyordu. Biz gazeteciler de kentimizdeki nadir "Halk Sağlığı Uzmanı" kimlikli arkadaşımız Prof.Dr Kayıhan Pala'ya soruyorduk belki de bilir diye... O da her defasında "bizim de rakamlardan haberimiz olmuyor" cevabını veriyordu. Pala, bizim mecra enbursa'da Esat Kaplan'ın sorularını yanıtlarken, sanırım bazı bilgiler vermiş. Birkaç gün sonra da bunlar Bakan tarafından da ekranda söylenmiş. İşte bu hatası mı, yoksa suç mu desem, kendisine soruşturma açılmasına yol açmış. Gerekçe de "halkı paniğe sevk etme" gibi oldukça ağır !

Bunu öne sürenler Bursa'da çarşı-pazar, AVM ve ana caddelerde bir tur atsalar, "paniği" kendi gözleri ile görebilirler !

Neyse buna da tesadüf diyelim ve Bursa'nın salgın konusunda konuşan tek aydını Pala'ya "geçmiş olur inşallah" dileğimizi iletelim.

Madımak'tan 27 yıl sonra

Sivas'a maça gittiğimde görmüştüm Madımak Oteli'ni... Namı, kendinden çok büyüktü. Dün de ekranda tanıdık bir yüz vardı; adı Ozan Bingöl...Münafık kanallardan birinde sıkça görünüp, vergi adaletsizliğini kanıt ve örneklerle anlatır. Bundan 13-14 yıl önce OLAY TV'den kendisi ile vergi programları yapardık. Dün onunla ilgili hiç bilmediğim bir gerçeği öğrendim. 37 kişinin diri diri yandığı Madımak olayından bir gün önce, 12 yaşındaki bir çocuk olarak Sivas merkezindeymiş. Köylerinden gelerek şenliklere katılmak istemişler. Olaydan bir gün önce de, Aziz Nesin'in imzalı kitabını edinmiş kendi elinden...Ve de yananlar arasında bulunan Muhlis Akarsu, Ozan'ın şenlik için aldığı şapkasına imzasını atmış. Bunları gösterirken " bir gün sonra öleceğini insan nasıl bilebilir ki?" diye acıklı bir cümle kurdu.

Şanssızlık ve tesadüf der geçeriz yine..!

Ama bir şanssızlık da Bursa için olmuştu. Dönemin İçişleri Bakanı DYP Bursa milletvekili Mehmet Gazioğlu'ydu... Bursa olarak, tarihe geçen önemli olaylarda orada olurduk oldum olası...1 Mart 2003 Tezkeresi'nde AKP Genel Sekreteri ve Başbakan Yardımcısı Ertuğrul Yalçınbayır'dı. Bursa rastlantıları bu kadar da değil...Eğitim sistemimizde 4+4+4 çıkarıldığında Bakan DYP Bursa milletvekili Turhan Tayan'dı. İyisi ile kötüsü ile günümüzde böyle önemli bir gelişmelerde Bursa'nın adı var mı ? Duyarsanız bana da haber verin lütfen...