Bursa
Açık
22.1°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Orta var ama, CHP'den gol yok!

09 Ocak 2020 Perşembe, 23:18

Oldum olası, makale yazarken başlığa fena takarım... Geçmişte, önemli maçlardan sonra çalıştığımız kurumda manşet için saatlerce düşünürdük. Başlığın yazıyı okuttuğu savı aramızda sürekli tartışma konusu olurdu. İşte o günler aklıma geldi ve böyle bir başlıkla konuya girmek istedim. Şimdi merakla bekliyorum; siyaseti önemseyenler mi, futbol aşıkları mı makaleye dikkat kesilecek? Neyse işin ayrıntı tarafını bırakıp konuya hep birlikte girelim...

"Bursaspor Süper Lig'den düştü. Basın kan kaybetti. Belediyeler borçla boğuşuyor. Ankara'da bürokrasi anlamında temsil çok eksik... Bursa'nın dağı var, denizi var, ovası var, diyecek durumda değiliz... Çözüm kötü adam olmayı göze alan il başkanında... En önemli yer iktidar partisidir. Anahtar oradadır. Bursa bu kaliteyi yakalamak zorundadır."

Bu anlamlı cümleler AK Parti'nin Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı'nın yardımcılığını yapan Mehmet Tunçak'a ait. Tunçak, sütun komşularım (bu mecrada bu tabir doğru mu, bilemiyorum) Baysal ve Cankılıç ile Aralık ayı içinde yaptığı söyleşide bu cümleleri sarf etmiş. Mehmet Tunçak, bununla da yetinmeyerek, Bursa'da sivil toplum örgütü yöneticilerinin geçmişte çok etkili olduğunu dile getirdikten sonra, şehrin bu konuda da geriye gittiğinin altını çizmiş. Çok mu ileri gitmiş, az gitmiş, niyeti neymiş, böyle bir hünerim olmadığı için çözemedim. Ama, Doğanbey çirkinliğini, Esnaf Sitesi bezginliğini, ulaşımın zorluğunu, yarım kalan devasa projelerin akıbetini konu ederek bence çok da iyi yapmış!

Tasası partideki yol arkadaşlarına...

Ben burada Tunçak'tan ayrılarak CHP'li yöneticilere paragraf açmak istiyor ve yaklaşık 9 ay önceki yerel seçim sonuçlarına atıf yapmak istiyorum.

Sonuçları hatırlatmadan önce, bir an için seçim gecesinde Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Bozbey'in öfkeli dolu sözlerini ve çırpınışına dikkat çekmek gerek. Bizzat tanık olmadım, ama dostlarım canlı canlı bu öfkeyi görmüş ve anlatmışlardı. Bu öfke ve kamplaşma bazı özel konuklu toplantılarda, şimdi de ilçe kongrelerinde hala şiddetini koruyor!

Herkes kendine bir alan açmak isterken, atı alan Üsküdar'ı değil ama Gölbaşı'nı geçerek İnegöl'e varmak üzere...

Çünkü İnegöl'e varmadan Bursa'nın patronu olunmuyor! İçimden bir gülümseme geldi... Sevgili arkadaşlarım, AKP içindeki İnegöl hakimiyetini kastettiğimi sanacaklar, buna tebessüm ediyorum. Sözünü ettiğim bu değil. İnegöl gibi en büyük ilçeden gerekli oyu koparamazsanız, yerelde iktidar olamazsınız. Onu belirtmek istedim. İşte size hatırlatmalardan bir demet...

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçim sonucunda iktidar partisi adayı Aktaş, 898 bin 292 oy almış. Bozbey'in aldığı oy miktarı da 851 bin 360... Doğal olarak bu oyların içinde ittifak ortağı partilerin payı da önemli...

Sonuç olarak aradaki fark 47 bin civarında... Bursa gibi oy potansiyeli büyük bir metropol için çok da büyük değil...

Şimdi gelelim asıl konuya... CHP adayları, mevcut yöneticileri, rakibin yarıda kalan ya da hiç başlayamadığı projeleri, kötü kentleşmeyi, bitmeyen çile trafiği, kentin Ankara'dan görülen renksiz yapısını bir tarafa bırakarak, hemen her seçimde, üstelik demokrasi gereği deyip, sürekli tartışma ve hatta kavga halinde olmaya ne demeli?

Futbolda buna dense dense, yapılan muz ortaya kafayı vuramamak denir. Hani bu gerçeği düz biçimde anlatsam ilgi çekmez diye böyle bir yöntem seçerek, konuya mizahi biçimde yaklaşmak istedim.

Aslında tüm derdim, doğduğum ve halen yaşadığım bu kentin bu günkü acınası durumunun düzelmesi... Kendi dengindeki kentlerden geride kalmaması... Yatırım yok, öne çıkan özellik kalmamış, turizm yok hükmünde, istihdam bu kentin geçmişine uygun olmayan, yani kötü durumda, eskisi gibi Ankara'da Bursa'yı anlatacak yeterli desteği alabilecek sistem de politikacı da yok... Geriye ne kalıyor?

Üstelik Büyükşehir Belediyesi borç içinde... Kurum içindeki atama ve yer değişiklikleri hizmette eskiyi aratan türden. Başkan ve ekibi bir yandan kaynak yaratma peşinde, diğer taraftan koltuğu korumanın derdinde... Üstelik bu durumu sürekli dile getirip, kamuoyu oluşturma geleneğini neredeyse unutan akademik odalar ve sivil toplum bu denli sessizken, muhalefet ortada yok.

Doğal olarak bunlar benim gözlemlerim.

Acaba abartıyor muyum? Ya da benim yaşadığım başka bir kent mi?

Hadi ben işi büyüttüm, AKP'nin ilk yıllardaki il başkanı Tunçak neden böyle konuşuyor. Ayrıca, geçmişteki çalışma temposunu takdir ettiğim Hüseyin Şahin bile bu dönemde neden suskun kalıyor? Bir düşünün bakalım.

Genelde muhafazakâr kimliği ile bilinen Bursa seçmeni, 2019'da yaptığı tercihi, muhalefetten gerekli hamleler gelmezse bir daha yapmayabilir.

Benden söylemesi, gol atmak beceri ve takım halinde oyun ister!