Bursa
Açık
31.5°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Olur mu olur !

19 Ocak 2020 Pazar, 22:15

Bir acayip lig...

Bursaspor 2006 yılında tekrar Süper Lig'e çıkarken, yepyeni ve bir üst ligde iskelet olmasa da ipi göğüsleyecek bir kadro kurmuş ve ilk 6 maçını kayıpsız geçmişti. Üstüne üstlük, ligden düşerken müthiş bir performans göstermiş, kamu oyunda hakkı yenmiş bir takım izlenimi hakim olmuştu. Gittiği her deplasmanda süper takım muamelesi görüyordu. Bu durum doğal bir üstünlük getiriyor, engellerin aşılması kolaylaşıyordu.

Bu günün Bursasporu'nun, o günlerden farkı neydi?

Öncelikle, yönetim için güven veren bir girişim olmamış, hayalini gerçekleştirmek için kulübün içinde bulunduğu sıfırı tüketmiş duruma bakmadan balıklama atlayan bir başkan adayı çıkmıştı.

Sonrasını bu gün için anlatmanın bir anlamı olmadığını düşünüyor ve şimdilik bu konuyu "es" geçiyorum!

Bu nedenle, bu maça gelinceye kadar, Bursa ve Bursalı'nın en gözde kurumuna karşı gösterdiği ilgisizliği protesto için yorum yapmadım.

Bir şey mi değişti diye kendime sordum ve davranışımın "yersiz ve anlamsız" olduğunu geç de olsa fark ettim.

Neyse konu ben değilim zaten, Bursaspor Futbol Takımı...

Bu cümleme dikkat edin; sadece saha içi ilgilendiriyor beni...

Önce başlıktan başlayacağım; ilk yarı bitiminde yazdım. Yani, gole rağmen, korkulu anlar yaşayan, bir türlü oyununu rakibine kabul ettiremeyen bir takım olduğu içindi, "olur mu olur" sözcüğü geldi aklıma...Oldu da..

Acaba neden dersem, yanıtını da vermem gerek. Bir kere bu ligde top oyunda çok az kalıyor. Akan oyun için bekle dur, bir türlü tempo ve pas bağlantıları oluşturulamıyor. Teknik adamlar bunun ardına sığınarak, fiziksel özellikleri iyi olanları takıma koyuyor sanırım.

Bursaspor'un nasıl gol bulabileceği ve bunu maç sonuna kadar nasıl koruyacağı gibi kilit soruya gelince...

Zaten ilk ve ikinci golde beklediğim pozisyonlar yaratıldı. Burak Kapacak, topu kapacak, rakibini sollayacak, sonra da ortayı yapacak. Kubilay veya Seleznov da vuracak, ya da dokunacak gol olacak. İkinci golde de Burak yerine, aynı kreatif özelliği olan Özer bu işi yaptı ve galibiyet geldi. Sahaya çıkan on birde orta alanda topu biraz ayağında tutabilecek, final pası yapma beceri ve cesareti olan biri olsaydı, maç daha rahat geçerdi diye düşünüyorum.

Ne yapalım, bu ligde çalışan teknik adamlar bizden iyi bilir, ne yaparlarsa kabulümüz!

Şimdi, Bursa dışından bir meslektaşım çıksa dese ki; Bursaspor'u bize tarif edebilir misin? Tabii takımı kastederek...

Maçı taraftarı ile birlikte oynayan, birlikte hücuma kalkıp, savunmaya birlikte çekilen, Burak'ın getireceği toplarla rakip kaleye inen ve Seleznov'un gövdesiyle gol bulan ve rakip ile serbest güreş yaparak oyalayan iki oyuncunun( diğeri de Kubilay) takımı... Diğerlerine de haksızlık etmeyelim; ekmeğinin peşinde Bursa'ya kadar gelip, "siz bilmezsiniz bu ligde işler böyle işer" sloganıyla sahada yer alan, koşan, savaşan bir grup gezginci arkadaş...

Galiba, kulübeden maçı izleyen, bazen de sahaya girebilen gençlerimiz var bir de... Gezginciler yorulunca, sipere pardon göreve gönderilen yerli mamul oyuncularımız. Kendini ispat ederek, yurt dışı ve üst liglerde yer alanların peşine takılmaya hazır ve bunun hayali içindeki geleceğin yıldız adayları yani...Hadi be çocuklar; gitmeden bize de parlak ışığınızı gösterin de, sadece siz süper olmayın, bize de süper ligde takım izleme şansı bir kez daha doğsun!