Bursa
Açık
31.7°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

Okumayacağınız bir Bursaspor yazısı!

15 Mart 2020 Pazar, 22:53

Mali Genel Kurul yapılıyor...Yaklaşık 450 milyon TL, yani eski para ile 450 trilyon civarı borç var, en fazla tartışılan konu da eski başkan Ali Ay'ın ihraç edilip, edilmeyeceği, ya da oylamanın açık mı gizli mi yapılacağı...

Seçim zamanı sandığa gelen 5 bine yakın üye var, mali genel kurula gelenlerin sayısı 150 kadar... Kulübün eski haline gelebilmesi için tek yol olan Süper Lig'e yükselme aşamasında işler kötü gidiyor, buna rağmen az sayıdaki katılımcı üyeye en fazla haz veren boş tartışmalar ile suçu başkasının üzerine yükleme alışkanlığı...

Böyle bir atmosferde kulüp veya takımın son maçı hakkında yorum yapmak ne denli yerinde olur? İşte gerçek soru bu ve cevap verilmeyi bekliyor.

Şimdi iki yol var; birincisi son genel kurula geri dönerek, seçilme yönteminin centilmenlik dışı ve hatalı olduğunu şimdi de tartışmak veya ikinci yola giderek bundan sonra kurtuluş için ne yapılması gerektiğini konuşmak...

Galiba üçüncü yol tercih edilmiş ki, Ali Ay'ın ihracı bir numaralı sorun olmuş!

450 milyon TL tutarındaki borç nasıl ve hangi yönetim tarafından kapatılacak? Bunun için çözüm üretildi mi? Takım üst lige yükseldiğinde, bütçe açısından nasıl bir yeterlilik sağlanacak?

Bu kadar önemli konular varken, Bolu maçındaki puan kaybının, kaçmaya yüz tutmuş şansın irdelenmesi değerli olabilir mi ?

Ne yalan söyleyeyim, Balıkesir maçından hemen sonra durup düşündüm... Bu sezonun Bursaspor'u bu kadar çabuk nasıl sonuç aldı, rakibi bu denli nasıl sindirdi? Sonra da kendim yanıtladım; rakip ununu elemiş eleğini asmış olduğu için yeterince maça asılmadı herhalde dedim. Bu maça bakarak kendimizi aldatmayalım hissine de kapıldım. Bu söylediklerimin bir kıymeti yok biliyorum, bu maçın albenisine kapılmanın yanı sıra, seyircisiz oynanacak diye maça Selçuk ile başlamak, 5 maçtan beri kenarda duran Özer'e ilk on birde şans vermek Üzülmez'in şanssızlığı mı, cesaret eksikliği mi bilemedim!

Ben önden iyi bilecek değilim ya diyerek maçı izlemeye koyuldum. Kendi sahanızda oynarken, hem Şehu, hem de benzer oyun karakterli Selçuk ile atak organizasyonu başlatmak gerçekten cesaret ister! Böyle bir orta sahanın önünde kanatları beklerine bırakarak üç santrforlu oyundan çıksa çıksa gol kabızlığı çıkabilirdi, çıktı da...Neyse canım, bizden iyi bilecek şöhretli bir teknik direktör, çok genç ama deneyimli ve akademik kariyerli olduğu söylenen bir sportif direktör varken, ahkâm kesmek de ne oluyor?

Bereket ki, maçlar seyircisiz oynanacak bundan böyle... Bursaspor adına sahaya çıkan bu çok tecrübeli, kariyerli oyuncular için güzel bir ortam. En azından tepkileri duymayacak, görmeyecek ve maç sonu kent dışındaki evlerine rahatça çekilecekler. Bir de yabancı iseler, alacaklarını da UEFA marifetiyle kuruşu kuruşuna tahsil edecekler. Bizler de yasak savar gibi yapılan mali genel kurullarda kulübün trilyonlar tutan borcunu şarkı dinler gibi dinleyeceğiz!

Sonra da meraklı biri çıkacak, başkan olacak, giderken de ardında bir kamyon borç bırakacak. Aklı olan bu işe soyunmaz! Plan-program, kulüp yönetim sistemi, menajerlerin insafına kalmamak amacıyla kulübün oluşturduğu "oyuncu izleme organizasyonu" olsa falan desem ilgi görmeyecek zaten! Bunlar bizi kesmez, varsa yoksa tartışma hır, gür...

Başta söyledim, sizi tatmin etmeyecek bir Bursaspor yazısı yazacaktım, yazdım. Ben de öfkemi klavyeden çıkarıyorum, başka ne yapayım?

NOT: Makalemi yazarken, Hatayspor, Ümraniye'yi yendi ve arayı yine açtı. Şimdi de Akhisar-Erzurum maçını bekliyordum ki, İbrahim Üzülmez'in Özer ve Anıl'ı kadro dışı bıraktığı haberi geldi. Birkaç dakika sonra da Ali Ay'ın az bir oy farkıyla ihraç edildiğini duydum. Sıra, Yönetim Kurulu'nun olağanüstü toplantısına geldi, bakalım buradan ne çıkacak ?