Bursa
Açık
31.1°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

NOT DEFTERİ: Yetmiş yıllık öykü; Yeter Söz Milletin

16 Mayıs 2020 Cumartesi, 20:03

Kısa bir süre önce Türkiye Demokrasi Tarihi'nde önemli bir yere sahip olan bir 14 Mayıs gününü daha geride bıraktık.

14 Mayıs 1950 günü yapılan seçim, Türkiye'nin tam olarak demokratikleşmesinin miladıdır. Arşiv çalışması ve o günlerin tanıkları ile geçmiş yıllarda yaptığım belgeselin metnine not defterimde rastladım. DP'nin kuruluşunu, bu tarihi seçim öncesini, seçim günü yaşananları, tanıkların yorumu ve belgelere dayanarak bir kez daha aktarmak istiyor ve not defterimden bir bölümü sizlerle paylaşıyorum.

DEMOKRAT PARTİ KURULUYOR

CHP bünyesinden çıkan isimlerle yeni kurulan Demokrat Parti, programını iki esas etrafında şekillendirmiştir: Liberalizm ve Demokrasi...

Bir anlamda Cumhuriyet Halk Partisi'nin ekonomi politikası olan devletçiliğin aksadığı yönler vurgulanarak, CHP'ye karşı çıkılmaktadır. İlk kuşkular dağıldığında büyük kitlelerin DP'yi desteklediği de görülür.

Bu arada, bozuk olan ekonomide dış ödeme dengesinin bozulması sonucu 7 Eylül 1946'da Türk Lirası'nın değeri düşürülür. Bu olay DP'ye daha çok prim kazandırır. 7 Ocak 1947 tarihinde, DP ilk kurultayını yapar. Bu toplantıda özgürlük ve demokrasi arzuları bir defa daha vurgulanırken, bunları içeren Hürriyet Misakı kabul edilir. Bunun üzerine DP'ye sert hücumlar başlar. Ardından, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile Demokrat Parti Genel Başkanı Celâl Bayar arasında bir dizi görüşme yapılır ve sonunda İnönü 12 Temmuz Beyannamesi'ni yayınlar. Beyannamede siyasal partilerin Türk demokrasisinin vazgeçilmez unsurları olduğu vurgulanır.

Bu gelişmelerden sonra Başbakan Recep Peker istifa eder ve yerine Hasan Saka getirilir. DP içerisinde iktidarla düzeltilen ilişkiler tepki çeker ve bir grup partiden ayrılır. Bu gruptaki, Fevzi Çakmak, Yusuf Hikmet Bayur, Kenan Öner, Osman Bölükbaşı, Sadık Aldoğan ve Yusuf Kemal Tengirşek, 20 Temmuz 1948'de Millet Partisi'ni kurarlar. DP, 17 Ekim 1948'deki ara seçimlere, MP ile birlikte katılmaz. 16 Ekim 1949 ara seçimlerinde de bu tavrını sürdürür.

DP ikinci büyük kurultayını 20 Haziran 1949'da yapar ve seçimlerde milletvekili adaylarının yüzde 80'ini örgütün saptaması kabul edilir. Öte yandan, 16 Şubat 1950'de gizli oy, açık tasnif ve yargı denetimini kabul eden, Yargıtay ve Danıştay üyelerinden oluşan bir Yüksek Seçim Kurulu'nu öngören yeni bir Seçim Yasası kabul edilir. DP bu kanuna çok çabalamasına rağmen nispi temsil ilkesini koyduramaz. Bu şartlar altında Türkiye, 14 Mayıs 1950 seçimlerine gider ve ilk defa "gizli oy, açık tasnif" sistemi uygulanır. CHP ve DP ülke genelinde seçimlere katılırken, MP sadece 22 ilde aday gösterir. Seçime katılım oranı yüzde 89,3 gibi çok yüksek bir düzeyde gerçekleşir. Celal Bayar'ın Genel Başkan olduğu Demokrat Parti, oyların yüzde 52.67 sini alarak 415 milletvekili çıkarır. Cumhuriyet Halk Partisi ise yüzde 39.45 oy oranı ile sadece 69 milletvekilliği elde eder. Yusuf Hikmet Bayur'un Millet Partisi de yüzde 3.11 oy oranı ile sadece 1 milletvekilliği kazanır.

9 bağımsız milletvekili de TBMM'ne girmeyi başarır.

'YETER SÖZ MİLLETİN'

Rakamlar ve seçim sonucu Türkiye için adeta kırılma noktasıdır. Bu tarihi seçim, Türkiye'de 27 yıllık tek parti devrini sona erdirmiş olur. 1923'ten beri tek başına ülkeyi idare eden Cumhuriyet Halk Partisi, iktidarı halk oyu ile Demokrat Parti'ye devredecektir. Mustafa Kemal Atatürk'ten sonra 11,5 yıl cumhurbaşkanlığı görevinde bulunan İsmet İnönü artık ana muhalefet lideridir. 22 Mayıs 1950 günü Refik Koraltan TBMM başkanlığına seçilir. Ardından yapılan cumhurbaşkanlığı oylamasında DP Genel Başkanı, İzmir milletvekili Celâl Bayar 453 milletvekilinin katıldığı oylamada 387 oy alarak Türkiye Cumhuriyeti'nin üçüncü cumhurbaşkanı olur.

Hükümeti kurmakla DP Aydın Milletvekili Adnan Menderes görevlendirilir. Aynı gün Menderes, kendisinin ilk, Cumhuriyet'in 19. Hükümeti'ni kurar ve 2 Haziran'da da güvenoyu alır. 9 Haziran 1950'de DP Genel İdare Kurulu, Adnan Menderes'i genel başkanlığa seçer. Dünyada belki çok nadir görülen bir olay gerçekleşmiştir. Uzun yıllar ülkeyi kendi otoritesi ile yöneten iktidar, tamamen serbest, hür, kansız ve hilesiz bir seçim ile yerini bir başka partiye bırakmıştır. 1950 seçimleri, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde "Beyaz Devrim" olarak adlandırılır. DP'nin yasal anlamda ilk çalışması 16 Haziran 1950 tarihinde Arapça ezan yasağını kaldırmak olur. Radyoda dini yayınlar yapılması ve mevlit yayınlanması üzerindeki yasaklar da kaldırılır.

SEÇİMİN BURSA'DAKİ SONUÇLARI

Demokrat Parti seçim öncesi Bursa'daki örgütlenmesini büyük ölçüde tamamlamıştır. 1946 yılında kurucu il başkanı olan Dr. Ömer Onur, bir süre sonra yerini Sadettin Karacabey'e bırakır.1950 yılında yapılan il kongresinde ise Hayri Terzioğlu, 27 Mayıs 1960 tarihine kadar sürdüreceği bu önemli görevi devralır. DP, Bursa'da da oyların büyük bir bölümünü alır ve 12 milletvekilliğinin tümünü kazanır.

Ali Canip Yöntem, Raif Aybar, Selim Ragıp Emeç, Halil Ayan, Agah Erozan, Selim Hermek, Hulusi Köymen, Sadettin Karacabey, Necdet Yılmaz, Mithat San ve Haluk Şaman Meclis'e Bursa temsilcisi olarak girer.

14 Mayıs öncesini ve seçim gününü yaşayanlardan milletvekili Recep Kırım'ın değerlendirmesi şöyledir.

"Tek başına iktidara geleceğimiz belliydi. Heyecanla 14 Mayıs'ı bekliyorduk. O gece bazı semtlerde davullar zurnalar çalındı. Eğlence yapıldı ama başka partilere mensup arkadaşlara da zarar verilmedi. O güne kadar vatandaş ikinci sınıf muamelesi görmüş, canı boğazına gelmişti, yeter söz milletindir sözü ile mücadelesini sürdürdü."

Demokrat Parti'nin kazanmasındaki etkenleri, CHP milletvekili Nail Atlı da şöyle değerlendirir.

"O dönemin sıkıntılarından Demokrat Parti yararlanmayı bildi ve propagandaya geçmişe yönelik suçlamalarla girdi. Gerçekten halk sıkıntıdaydı. Demokrat Parti o dönemde iyi de yaptı. Köylere gitti...

Halk tipi milletvekilleri kasketleri giymeye başladılar. Yılarca susuz kaldınız, size su getireceğiz dediler. Halkın içinde olmaları, onların kafalarında bu parti bizim parti imajını yarattı."