Bursa
Açık
17.7°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

NOT DEFTERİ: Uludağ, Prof. Dr. İnalcık ve camideki kılıç

08 Ağustos 2020 Cumartesi, 18:06

Yıl 2006...

Uludağ Üniversitesi'nin organizesiyle 35 kişilik bir araştırma grubu ile Uludağ'ın fazla bilinmeyen güney cephesindeyiz. İlçeler dolaşılacak, tarih canlandırılacak ve notlar alınacak... Geziye, o dönem yaşayan en önemli tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık da davetliydi ve katılmıştı. Keles Kemaliye Köyü'ndeki bir sancak ve İnalcık'ın, "hutbede şeyhin elinde kılıç var mıydı?" sorusu, beni Ayasofya'nın Cami olarak açılışındaki "kılıç vakasına" götürdü. Bu sorudan şunu çıkarıyorum. İslamiyeti yayan bir devlet olan Osmanlı'da, yapılan her savaş "gaza" ve de mabetlerdeki kılıç da "dini değil, siyasi bir araç" olabilirdi. Bu geziyi, kılıç konusunu ve ilk "Cumhuriyet Kervanı"nı Not Defteri'mde sizinle paylaşmak isterim.

Cumhuriyet Kervanı 80 yıl sonra Uludağ'da

Aslında her şey 1926 yılında Cumhuriyet'in aydınlanma coşkusu içindeki bir grup insanın, Uludağ yöresine yaptığı ilk geziyle başlamıştı... Bursa Halk Evi'nin yayın organı Uludağ dergisinin dördüncü sayısındaki bir metin gerçeği tüm açıklığıyla anlatıyordu:

"Bursa Öğretmen Okulu Direktörü kıymetli pedagoglarımızdan Bay Hakkı Baha'nın (Pars) tertip ettiği büyük bir okul kervanı Uludağ'a çıkmıştı. Bu kervana Bursa Öğretmen Okulu öğrencilerinin hepsi, İstanbul Öğretmen Okulu'ndan 30, Siyasal Bilgiler Okulu'ndan 10, Bursa Lisesi'nden de (Erkek Lisesi) 25 misafir öğrenci iştirak ediyordu... Bu tetkik seyahatinden çok istifade edildi... Fakat esefle söyleyeyim ki, bu kervan bir defaya mahsus olmak üzere tertip edilmişti: Ve ferdiğ bir teşebbüs olarak kaldı!.."

Dergide belirtilmeyen iki konu da vardı. Bursalı tarihçi Raif Kaplanoğlu'nun araştırmasına göre, bu ilk gezi 1925 yılında, henüz Uludağ ismi konmadan ve İstanbullu grup içinde Bursalı Osman Şevki Bey'in katılımıyla yapılmıştı. Hatta, gemi Armutlu'dan Bursa'ya doğru yönelirken, dağın azametini gören Osman Şevki Bey'in "ne ulu bir dağ" söyleminin Uludağ ismini doğurduğu da iddialar arasındadır.

Araştırmacılar Uludağ yollarında

Yıl 2006... Aylardan temmuz... Bir grup bilim insanı, gazeteci ve araştırmacı, iki günlük Uludağ yöresi gezisindeyiz... Amaç 80 yıl önce yapılan ilk gezinin izlerine ulaşmak. Bursa'nın güneyinde ve doğallığını bozmadan yaşamını sürdüren bu bölge ve insanına daha bir dikkatli bakmak...

Rektör Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran'ın büyük desteği ile Uludağ Üniversitesi'nin organizasyonuyla yapılan araştırma gezisine, yaklaşık 35 araştırmacı davet edilmişti... Araştırma grubunun liderliğini Prof. Dr. Yusuf Oğuzoğlu yaparken, Türkiye'nin en ünlü tarihçisi Prof. Dr. Halil İnalcık da kervana katılanlar arasındaydı. 1 Temmuz sabahı yola çıkan ikinci Cumhuriyet Kervanı'nın ilk durağı Keles yakınlarındaki Baraklı köyü olmuştu... Baraklı'daki kahvaltı sonrası grup ikiye bölündü... Birinci grup kültürel anlamda bir çalışma için köye yönelirken, diğeri de yöredeki antik kalıntıların bulunduğu alana doğru tırmanıyordu.

İkinci Cumhuriyet Kervanı, neşeli geçen otobüs yolculuğuyla bu kez eski adı Kızıl Kilise olan Keles'in Kemaliye köyüne yöneldi...

Köy kahvesindeki sohbetin konusu Yunan işgali sırasında neler yaşandığıydı. Kemaliye köyü sakinlerinden biri, Canip ve Sadettin efenin kahramanlıklarını o günleri yaşamış gibi anlatıyordu. İnalcık, yerde dikili duran bir taşa dikkatlice baktı ve "bu gezinin en önemli anısı bu olabilir. Bu taşın üzerinde Bizans kartalı var" diye ilk açıklamasını yaptı.

Sıra Kemaliye'nin tarihi camisine gelmişti.

Tarihi cami içindeki bir sancak, Türkiye'nin duayen tarihçisi Halil İnalcık'ın çok ilgisini çekti... Sorular soruluyor, notlar alınıyordu... Sancağın üzerinde Şaban-ı Veli yazdığını söyledi İnalçık...

Orta yaşlı Kemaliye sakini, Bursa Valisi'nin bu sancağı hediye ettiğini, her zaman ortaya çıkarılmadığını, belirli günlerde açıldığını duymuştu. O sırada Halil Hoca ilginç bir soru yöneltti.

"Şabaniye tarikatı mı vardı burada?"

Köy sakini bu soruyu yanıtladı:

"'Nakşibendi'nin Halidiye kolundandı şeyhimiz' derlerdi."

Hoca bir soru daha yöneltti...

"Şeyh hutbedeyken elinde kılıç var mıydı?"

Kemaliyeli köy sakini bunu bilemeyeceğini, böyle bir şeyden bahsedildiğini duymadığını belirtti.

Halil İnalcık'ın bu sorusu yanıtsız kalınca biz de sancak ve kılıcın sırrını öğrenememiş olduk.

İkinci Cumhuriyet Kervanı, köyden ayrılırken, bilim insanlarının merakı bir türlü bitmiyordu. Grup Menteşe Köyü'ne ulaştığında, çevrenin ünlü halk ozanları çoktan yerlerini almıştı bile... Köy ozanı İzzet Arı'nın dizeleri daha önce, Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi'nin bir öğrencisi tarafından derlenmişti. Arı, bu dizelerden en anlamlısını grup için okurken herkes duygulanıyordu. Sonra da iki aşığın atışmasını keyifle izledik.

Grup, ilk günün yorucu temposunun ardından Kirazlı Otel'de dinlenmeye çekiliyor, akşam yemeğinde de ilk günün izlenimleri paylaşıyordu...

İkinci gün, Orhaneli, Harmancık ve Büyükorhan ilçeleri ile ören yerleri gezildi, yine izlenimler alındı ve yöre insanı yakından tanındı.

Dönüş yolunda, yorgunluğun yanı sıra 80 yıl önce yapılan tarihi bir gezinin izinde, çok farklı iki günlük izlenimler ve bunun keyfi paylaşılıyordu.