Bursa
Açık
33°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

NOT DEFTERİ: NATO, NOTA ve tarihe bir NOT

01 Aralık 2017 Cuma, 12:11

Bursa'da 1950 sonrası yayınlanan bir yerel gazetenin spor sayfasındaki bir başlık çok ilgimi çekmişti.

"Kahraman General Tahsin Yazıcı

Bugün statta Kore Harbini anlatacak"

Virgülüne dokunmadan, imla kurallarına bakmadan yazdığım başlık aynen böyleydi.

Sonra da Kore Savaşı'na dair bilgi toplayarak, Bursa'da yaşayan Kore gazilerinin peşine düştüm. Amacım, çalıştığım kurumda periyodik biçimde yayınlanan belgesellerin bir yenisini daha yapabilmekti.

Heyecanlıydım...

Yaklaşık 60 yıl sonra, olayın kahramanlarının ağzından savaşı, o günleri dinleyecektim.

Beklediğim gibi oldu. Çekim sırasında, düşman ateşi altındaki dakikaları aynen yaşayan gazilerin gözyaşları, bir başka boyuta geçişleri beni de etkiledi. Habercilik nosyonumuz ağır bastığı için, kesmeden kaydettik o anları...

KUNURİ VE NATO

Kore Harbi denilince, konuyla ilgisi olanların aklına iki kelime gelir.

Birincisi Kunuri, ikincisi de NATO.

25 Haziran 1950 günü, Kuzey Kore, Güney Kore'ye saldırdığında, dünya neredeyse ayağa kalkmıştı. Çünkü, Kuzey Kore'nin arkasında Sovyetler Birliği ve Çin varken, Amerika başta olmak üzere Batı dünyası da Güney Kore'nin yanında yer alıyordu.

Türkiye'de ise henüz 40 gün önce genel seçimi kazanan Demokrat Parti'nin iktidarı başlamak üzereydi. Buna rağmen savaşın başlamasının hemen ardından Türkiye, mayıs ayında NATO başvurusunda bulundu. Bir süre sonra bunu yineledi, ama olumlu sonuç alamadı. Bu gelişmeler sırasında Birleşmiş Milletler (BM) Gücü 16 devletten oluşturulmuş, Uzakdoğu'daki bu savaş için hazırlanıyordu.

Askeri güç gönderen bu devletlerin içine, Türkiye de yaklaşık 5 bin kişilik kuvvetiyle dahil oldu. Cumhuriyet döneminde ilk kez yurt dışına asker gönderiliyordu. Bu tugay gönüllü askerler ve astsubaylardan oluşmuştu.

TÜRK TUGAYI GERİLLA SAVAŞINDA

Bu savaşa dair kaynaklar ve belgesel çekimi sırasında konuştuğum Bursalı gazilerden öğrendiğime göre, 29 günlük bir deniz yolculuğu sonunda Kore'ye varılmıştı. İlk kez deniz gören erler bile mevcuttu. Birçok sıkıntıya karşın Türk Birliği Kore'de törenle karşılandı. 19 Eylül 1950 tarihinde hareket eden birlik, 52 gün sonra cepheye yönlendirildi. Gerilla savaşı yapacaktı Türk Tugayı...

721 KORE ŞEHİDİ

Çarpışmalar başladığında Türk Tugayı cephede yalnız kaldı. Sonuç 26 Kasım-1 Aralık 1950 tarihleri arasındaki bir haftalık savaşlarda Türk Tugayı, BM Ordusu içinde asker sayısına oranla en çok kayba uğrayan birlikti.

25-27 Ocak 1951 tarihleri arasındaki çarpışmalar çok daha kanlı geçti. Türk Tugayı'nın başarısıyla sonuçlanan savaşın ardından, dünya görülmemiş bu direniş ve zaferi konuştu. Bu başarının bedeli 721 Kore şehidiydi. Karşılığı, Türkiye'nin uzun yıllar girme başvurusu yaptığı NATO'ya alınmasıydı.

Kore'ye birlik gönderilmesi için onayına başvurulmayan TBMM, 18 Şubat 1952 tarihinde Kuzey Atlantik Antlaşması ve Protokolünü kabul etti. NATO'ya girişle, bazı görüşlere göre, Türkiye-ABD ilişkileri daha da gelişti. Türk topraklarının güvencesi NATO güvencesi altına alınmış oldu. Bu son cümlenin altını çizerken, yine bir kasım ayını idrak ederek günümüze gelelim...

ABD'YE SARRAF NOTASI

Ajanslara ve TV alt yazılarına düşen haber aynen şöyleydi: "Dışişleri Bakanlığı, ABD'de tutuklu bulunan Reza Zarrab'ın durumu hakkında bilgi verilmesi için ABD'ye yazılı nota verdi."

NATO üyesi olabilmek uğruna, ülkesinden binlerce kilometre uzaklıktaki bir ülkede 721 şehit ve onlarca kayıp veren, binlerce gaziyle yurda dönen bir tugayı bağrına basan bu ülke, çift pasaportlu devşirme vatandaşı için NATO'nun en önemli üyesi Amerika Birleşik Devletleri'ne, örneği görülmemiş biçimde NOTA verirken, neyi amaçlamıştı? Dünyada dengeler mi değişiyordu? Sanırım bu gerçek hiç bilinmeyecek!..

Sadece bu olay anlatılırken, konuya ilgi duyanlar "Nereden nereye... NATO'dan NOTA'ya nasıl oldu da geldik" diyebilecekler.

NATO'lu, NOTA'lı tarihsel bir olaya ben de müsaadenizle bir NOT düşmek istedim.