Bursa
Açık
20.9°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

NOT DEFTERİ: Deniz ve arkadaşları...

09 Mayıs 2020 Cumartesi, 19:31

Benimki dahil, not defterlerinde çok özel bir yerde duran yaşanmış bir olay...

Senaryosu özgürlük, direniş, bağımsızlık ve kanla yazılan bir öykü.

Henüz bir lise öğrencisiyken, gelişmeleri anlamaya çalışıyor ve bu arada Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının serüvenini heyecanla izliyordum. Sonrası biraz karışık... Bu tür bir gençlik hareketine ve ABD gibi bir deve karşı çıkış eylemlerine hazır olmayan büyüklerimizin yorumları ile bizlerin heyecanı adeta çarpışıyordu. Aradan yıllar geçiyor ve bu hareketin nedeni, sonucu daha bir anlaşılır oluyordu... Bizler olgunlaşıp, bu ilginç serüveni daha yakından inceliyorduk. Gazetecilik dönemimde de bu arzu ve merak giderek artmıştı.

Deniz ve arkadaşları için son perde inmeden az önce Nurhak'taki yaşanmışlığı, o günün tanığı Hacı Tonak ve eski milletvekili Yahya Şimşek'in katıldığı canlı bir TV programında, 2013 yılında aktarmaya çalışmış ve ardından kent siyasilerinin birinden ihtar da almıştım!

12 Mart Muhtırası'nın getirdiği bir sonuç olan ve sonradan "Üç Fidan" diye adlandırılan üç özgürlük savaşçısı gence dair küçük bir kesiti, 7 yıl önceki programdan kalanlarla bir kez daha anlatmaya çalışıyorum.

12 MART MUHTIRASI ÖNCESİNDE TÜRKİYE

1969 genel seçiminde Süleyman Demirel'in Adalet Partisi bir kez daha birinci olarak sandıktan çıkmış ve yüzde 46 gibi yüksek bir oya ulaşmıştı. CHP'nin başına da İnönü'nün yerine Bülent Ecevit getirilmişti. Ecevit yeni söylemler ve proje önerileri ile iktidarı sürekli sarsıyordu.

Bu arada, ABD'nin 6.Filosu'nun üst üste iki kez İstanbul'a gelişi, alttan alta süren sağcı ve solcu gençliğin çatışmasını su yüzüne çıkarıyordu. Bir kesime göre ABD tarafından körüklendiği iddia edilen bu çatışma, giderek şiddetleniyor, üniversite öğrencileri arasındaki anlaşmazlık büyüyordu. 6.Filo nedeniyle çıkan çatışmalarda iki gencin ölümü ve sendikaların hak ve özgürlük mücadelesi, Türkiye'yi çalkantılı bir dönemin içine sokuyordu.

Cemal Gürsel'in ölümünden sonra Cumhurbaşkanlığı'na Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay seçiliyor, yerine de Memduh Tağmaç geliyordu. Ordu kademesindeki bu değişim sonucu, işçi ve öğrenci olaylarının yarattığı kargaşa bahane edilerek siyasete müdahale ediliyordu.

Siyaset arenasında da ilginç bir gelişme oluyor, 14 Mayıs 1969 tarihinde Celal Bayar-İsmet İnönü ikilisi barışırken (bu tarih de çok manidar), Demokrat Partili eski politikacıların siyasi haklarının geri verilmesine ilişkin yasa teklifi geri çekiliyordu. Buna tepkili olan askerlerin darbe girişimi de bir anlamda önleniyordu. Siyasette bunlar yaşanırken, iş dünyasındaki çalkalanma sürüyor, DİSK'e bağlı işçilerin 15-16 Haziran 1970'te İstanbul ve Kocaeli'ndeki eylemlerinde 4 kişi yaşamını yitiriyordu. Bunun ardından sıkıyönetim ilan ediliyordu.

Öte yandan, ülkede yaşanan bu kaos, 27 Mayıs İhtilali'nin baş aktörü emekli Korgeneral Cemal Madanoğlu cuntasını harekete geçirmişti. Cunta içindeki MİT görevlileri olayı fark etmiş ve 9 Mart 1971 tarihi için planlanan sol tandanslı darbe, emir komuta zinciri içinde kalan komuta kademesi tarafından önlenmişti. Darbenin hedefi ve sahipleri değişmiş, 12 Mart öğle saatlerine gelinmişti.

ÖĞLE HABERLERİNDE OKUNAN DARBE METNİ

Muhtıra, 12 Mart günü saat 13:00'da TRT radyolarından okunan aşağıdaki metin ile ilan ediliyordu.

"Parlamento ve Hükümet, süregelen tutum, görüş ve icraatıyla yurdumuzu anarşi, kardeş kavgası, sosyal ve ekonomik huzursuzluklar içine sokmuş, Atatürk'ün bize hedef verdiği çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak ümidi kamuoyunda yitirilmiş ve Anayasa'nın öngördüğü reformları tahakkuk ettirememiş olup, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği ağır bir tehlike içine düşürülmüştür."'

Muhtıranın altına Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç ile birlikte kuvvet komutanları imza koymuştu...

Aslında 9 Mart'ta planlanan ve özgürlükleri kısıtlayan yönetim tarzına karşı hazırlanan bir darbeydi. Gerekçe olarak; "Bu Anayasa bize bol geldi" söyleminde bulunan Başbakan Süleyman Demirel'in bu tutumuna karşı çıkan, işçi-öğrenci kesimine uygulanan baskıcı politikalar ve mevcut siyasi rejim yerine daha sosyalist bir anlayışı, anti-demokratik yoldan getirmekti. Ama bu düşünce ve eylem fark edilince kadük kaldı. Sonuçta insan avı başlayarak Türkiye daha kötü bir ortama adeta sürüklendi.

ÜÇ FİDAN KIRILIYOR

Darbeciler, sol bir darbeyi önlemiş, buna karşın Muhtıra'dan hemen sonra Başbakan Süleyman Demirel istifa etmişti. Muhtıracılar, ihtilalcilerden farklı olarak, bu kez parlamentoyu açık bırakıyor, partileri kapatmıyor ve Anayasa'yı askıya almıyordu ama seçilmişler yerine Meclis dışından bir teknokrat hükümeti istiyordu. CHP Kocaeli Milletvekili Nihat Erim ismi üzerinde anlaşıldı. Erim, 26 Mart'ta partisinden istifa ederek "Partiler üstü Reform Hükümeti'ni kuruyordu.

Bu olumsuz değişim, gençlik hareketini farklı bir yöne götürmüş, silahlı direnişi de gündeme getirmişti. Bu aşamadan sonra peş peşe gelen adam kaçırma, fidye, banka soygunları giderek artıyor, buna karşın birkaç kez değişen ara rejim hükümetleri sıkıyönetim yardımıyla insan avına çıkıyordu. Bunun bir başka adı balyoz harekatıydı. Operasyonlar sürerken İsrail elçisi Efraim Elrom kaçırılmış ve ölü bulunmuştu...

Öte yandan, silahlı mücadeleyi seçen gençler için çember iyice daralıyordu. Bu arada, gençlik hareketinin ilk liderlerinden ve "Tam Bağımsız Türkiye" sloganı ile Türkiye üzerindeki ABD hegemonyasına en fazla karşı çıkan ve eylemleri ile ses getiren öğrenci Deniz Gezmiş ile Yusuf Aslan her yerde aranıyordu. Günlerce dağlarda bir grup arkadaşı ile yaşam savaşı veren Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan, Sivas yolu ile Malatya'ya giderken, Şarkışla ilçesinde 16 Mart 1971 salı gece yarısı yakalanıyordu.

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını kurtarmak için hareket geçen THKO'ya (Türk Halk Kurtuluş Ordusu) mensup altı genç, Elbistan yakınlarındaki Nurhak dağlarında kıstırılıyordu. Jandarma ateşi sonucu Kadir Manga, Alpaslan Özdoğan ve Sinan Cemgil bulundukları yerde yaşamlarını yitiriyordu. Yaralanan Mustafa Yalçıner ile Hacı Tonak da yakalanıyordu... Tam Bağımsız Türkiye sloganıyla şekillenen bu hareket, giderek sağ görüşün balyozu altında kalıyor ve kaçınılmaz son yaklaşıyordu. Kısa süren yargılama süreci, üç genç için ağır bir bedelle sonuçlanıyordu.

6 Mayıs 1972 tarihi de bir dönemin hüzün veren kapanışı oluyordu...

Direnişin, özgürlükçülüğün sembolü olarak ortaya çıkan ve silahlı eylemi seçerek eski arkadaşlarından koptuğu savunulan Deniz Gezmiş, kader birliği ettiği Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'la birlikte idam ediliyor ve perde iniyordu...