Bursa
Açık
31.5°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

NOT DEFTERİ: Çanakkale, şehitler ve Müstecip Onbaşı

21 Mart 2020 Cumartesi, 23:16

Tarih 12 Ağustos 2006... Günlerden Pazar ve Bursa Gazeteciler Cemiyeti üyeleri, Bursa Defteri Yayın Kurulu, Uludağ Üniversitesi'nden hocalar, bir sivil toplum örgütü yönetimi ve bir grup araştırmacı ile birlikte Çanakkale'deyiz. Dönemin Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in bizzat katıldığı ve organizasyonunu üstlendiği bu önemli gezide, hemen herkes oldukça heyecanlı. Fazlaca bilinmeyen Bursalı Çanakkale şehitlerine ve şehitlik alanına gidilecek. Tüm Gelibolu Yarımadası gezilecek, ama en önemlisi Bursa Jandarma Taburu Şehitliğinin görülmesi. Düşlenen tam anlamıyla gerçekleşemiyor. Çünkü şehitlik yolu otobüsler için uygun değil. Bu nedenle 8-10 kişilik küçük bir grup gidecek ve izlenimlerini aktaracak. Kalan grupta şehitliği göremeyenlerden biri de bendim.

Zaten o dönemin önemli bir tarih-kültür dergisi olan Bursa Defteri'nin Eylül 2006 sayısında konu enine boyuna ele alındı. Sonraki yıllarda da Bursa Büyükşehir Belediyesi şehitlik alanında gerekli düzenlemeleri yaptı.

Sizi 14 yıl geriye götürerek o unutulmaz günü yaşatmak istiyorum. Gezinin bu bölümünü kaleme alan Gül Kolaylı'nın satırları aynen şöyleydi:


"İtilaf Donanması'nın 18 Mart 1915'te Çanakkale Boğazı'nı geçmesinin ardından, bölgedeki savunmayı desteklemek amacıyla Bursa Merkez (Seyyar) Jandarma Taburu, Binbaşı Tahsin Bey komutasında Gelibolu Yarımadası'nda yer alıyor... Tabura, önce General Liman Von Sanders, sonra da Anafartalar Grup Komutanı Miralay Mustafa Kemal tarafından, Kireçtepe ile İsmailoğlu Tepesi arasındaki kesimi savunma görevi veriliyor. 1915 yılının Temmuz sonu ve Ağustos başında yoğunlaşan saldırılara rağmen Conkbayırı ve Kocaçimen tepelerindeki Türk direnişi düşmana geçit vermiyor. İttifak güçleri bunun üzerine Suvla Plajı'na çıkarma yaparak Kireçtepe'ye doğru saldırıya geçtiğinde, Mustafa Kemal 9 Ağustos 1915 tarihinde, yörenin savunmasını Bursa Merkez Jandarma Taburu, Gelibolu Jandarma Taburu ile 31. Alay'ın 2. Taburu'na verirken, bu birliğin başına da Bursa Merkez Jandarma Taburu Komutanı Binbaşı Tahsin Bey'i atıyor. Birlik 9 Ağustos ile 14-15 Ağustos tarihinde denizden ve karadan gelen topçu ateşi destekli saldırıda, çok sayıda şehit vermelerine rağmen mevzii terk etmiyor ve düşman çekilmek zorunda kalıyor. Türkler dünya tarihinde eşi olmayan bir savunma destanı yazmışlardır. Bu destana Bursa Jandarma Taburu'nun neredeyse tümünün şehit düşmecesine koyduğu katkı, Bursalıların gurur duyması gereken tarihi bir mirastır."

Gazeteci Gül Kolaylı'nın gezi notlarındaki bir bölüm gerçekten çok duygusaldır. Kolaylı, Mehmet İhsan Gençcan'ın "Çanakkale Savaşlarından Altın Harfler Kitabı"na ait şu alıntıyı aktarmıştır yazısına...


"... Dövüş bittikten sonra, gaziler şehit ve yaralı arkadaşlarını geriye taşıdılar. Kireçtepe ile Büyükmısırlık Dağı arasında kendi elleriyle kazdıkları mezarlara gömdüler. Kendi elleriyle ve süngülerle kazıdıkları taşlara isimlerini işlediler. Bir bir itina ile başlarına diktiler. Ayrıca mermi kovanlarını toplayıp ilk anıtı buraya yaptılar. Sonraki günlerde jandarma bölüklerinin kahramanlığını ve şehitlere gösterdikleri duyarlığı duyan Mustafa Kemal, alınlarından öpmek üzere buraya geldiğinde, mezarları da ziyaret etmiş ve bir de fotoğraf çektirmiştir."

Osmanlı'nın ilk başkenti olmasıyla, Yunan işgali gündeme geldiğinde anılan Bursa, aslında Çanakkale'de savaş alanında verdiği yaklaşık 3 bin 500 ve yaralıların hastanelerde ölmesi ile 7 binlere çıkan şehitleri ile kayıplarda ilk sırayı alır. Bursa'nın Seyit Onbaşı gibi bir de bilinmeyen kahramanı vardır...

YENİŞEHİRLİ MÜSTECİP ONBAŞI

Müstecip Onbaşı 1884 yılında Yenişehir'in Orhaniye köyünde doğdu, aynı köyde 1959 yılında öldü. Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında Çanakkale'de görevlendirildi. 18 Mart 1915'te Çanakkale Boğazı'ndan geçemeyen bazı düşman denizaltıları Marmara'ya geçmişlerdi. Bu denizaltılar Osmanlı savaş ve ticaret gemilerine önemli kayıplar verdirmişlerdi. Fransız bandıralı Tourquoise (Firûze) adlı denizaltı da 22 Ekim 1915 gecesi Boğaz'dan Marmara'ya geçmişti. 30 Ekim günü gemi Nara önlerinde karaya oturdu ve su yüzüne çıkmak zorunda kaldı. Karada mevzide bulunan 7.5 santimetrelik topun nişancısı Müstecip Onbaşı, ustalıkla nişan alarak Tourquoise'ı vurdu ve denizaltı kaçamayarak teslim oldu.

Müstecip Onbaşı, bu başarısından dolayı "savaş madalyası" ve bir "altın saat" ile ödüllendirildi. İstanbul'a çekilen Fransız denizaltısına Başkomutan Vekili Enver Paşa'nın huzurunda törenle Müstecip Onbaşı adı verildi.

Fransızlar Mondros Mütarekesi'nin ardından gemiyi romorkör ile çekerek ülkelerine götürdüler.

Yine bir gezi grubuyla Müstecip Onbaşı'nın doğduğu Orhaniye Köyü'ne gittiğimizde, feracesiyle uzaktan bizi merakla izleyen en küçük kızını göstermişlerdi. O anda bir kahraman kızının neler hissettiğini epeyce düşünmüş ve merak etmiştim.

Jandarma Taburu şehitleri ve Müstecip Onbaşı'yı bir kez daha anabilseydik ne mutlu bizlere...

Ruhları şad olsun.

(Kaynak: Yılmaz Akkılıç)