Bursa
Açık
31.7°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

NOT DEFTERİ: Bursa'nın küçük kıyameti! 1855 depreminde neler oldu?

01 Şubat 2020 Cumartesi, 22:56

Yakın geçmişte, ülke çapında yaşadığımız depremler ve yarattığı korku, bu konuyu gündemin ilk sırasına oturttu. Toplum bir anda yardımlaşma ve bütünlük görüntüsünü alabildiğince ortaya koydu. Kurtarma ve yardımlaşma çalışmaları büyük bir titizlikle yapıldı. Ama daha önemli olan depremin doğal afet olduğu, bu nedenle yaratacağı her türlü yıkımın nedenleri ve önlemlerini konuşma faslı yine ertelendi.

Neyse, bunları daha farklı yayınlarda bolca ele alabiliriz. Not defterimi karıştırırken, aile büyüklerimin dostlarından birinin başından geçen gerçek bir olay aklıma düşüverdi. Çünkü içinde bulunduğumuz şu korkulu, endişeli ve acılı günlere dairdi geçmişte yaşanan bu olay...

Bursa'da "Zelzeleler" isimli bir iş yeri var. Sanırım halen varlığını koruyor. Yeri de Kayhan'dan Tatarlar Köprüsü'ne inen cadde üzerinde...

Bana anlatılana göre, 1855 yılında Bursa'da "küçük kıyamet" adıyla ünlenen çok büyük bir deprem felaketi yaşanmış. Bunu hisseden ailenin en küçük ferdi Mehmet, zaman zaman olduğu yerde bir sağa bir sola sallanıyormuş. Sormuşlar neden diye... O da büyüklerinden duyduğu şekilde "zelzele zelzele" diye yanıt veriyormuş. Bu sözler, aileden çıkmış yakın çevreye yayılmış. Küçük çocuk büyümüş Mehmet Efendi olmuş. Bir süre sonra işini kurmuş ve bu kez "Zelzele Mehmet Efendi" diye anılmaya başlamış. Zamanla bu isim marka haline dönüşerek iş yerinin adını oluşturmuş. Doğrusu ve yanlışı ile benim dinlediğim hikâye ya, eskilerin deyimi ile darb-ı mesel böyle.

İşte bu nedenle 1855 depremine dair bilgiye ulaşmak istedim ve bulabildiğimi de size aktarmaya çalışacağım. Aslında ifade, 1855 depremi değil, depremleri olmalıydı. Çünkü birden fazla ardı ardına depremler yaşanmış. Buna ait bilgi de "İşaretnüma" ismindeki bir kitaptan edinilmiş. Bu yıkıcı depremlerin ayrıntısına girmeden, bu önemli kaynağın yazarı Hacı Çelebi hakkında bilgi vermek gerekir diye düşünüyorum.

Tam adı Gökmenzade Seyyid Hüseyin Rifat Efendi... 1910 yılında Kandilli Rasathanesi'ni kuran Fatin Güven'in babası Rifat Efendi, 1855 yılındaki küçük kıyametin her anını yansıtan biçimde kaleme alarak, "İşaretnüma" adlı kitabı oluşturmuş. Ve kitabı Osmanlıca'dan çevirerek bize bu bilgiyi ulaştıran Bursalı tarihçi Raif Kaplanoğlu...

Bu kadar gurur bize yeter diyelim ve depremin öyküsünü Kaplanoğlu'nun çevirisi ve yorumuyla satır satır öğrenmeye başlayalım.

İLK DEPREM VE ARTÇI SARSINTILAR

"İlk şiddetli deprem 16 Şubat 1855 Çarşamba günü, saat 09:10'dan itibaren gün içinde üç kez aralıklarla tekrar etmiş olan ve Susığırlık'tan (Gürsu) Bursa'nın doğusunda bulunan Değirmenlikızık köyüne kadar tahribat yapmıştır. Bu ilk depremde artçılar ertesi sabaha kadar 10-15 dakikada bir sürmüştür (yazarın ifadesiyle 'Arz karar etmeyip yer titredi durdu.' Sonraki günlerde 3-5 deprem daha olmuş. Kırk günden sonra ise depremler son bulmuştur. Hayat normale dönmeye başlamışken, 31 Mart 1855 Perşembe gecesi saat 01:00'de, "kudret topu gibi havadan bir gürültü kopup" çok şiddetli bir deprem daha olmuştur. Çok uzun süren bu deprem 16 Şubat depremine kıyasla beş on kat daha fazla tahribat yaratmış, örneğin ilk depremde Bursa Ulu Camii'nin iki kapısı yıkılırken, ikinci depremde dört kapısı yıkılmıştır. Bu ikinci depremin artçıları sabaha kadar saatte 5-6 kere vuku bulmuştur. Yazar, "eğer artçılardan biri ilk deprem kadar şiddetli olaydı, Uludağ parça parça olur, dere-tepe dümdüz olurdu" ifadesini kullanmıştır. Yazar Çelebi, Uludağ'dan şehre kayaların düştüğünü, yerlerin yarıldığını, Kükürtlü Hamamı yanındaki Hatice Sultan Türbesi civarı ile Bademlibahçe'nin üst tarafında ve Kara Mustafa Hamamı civarında yol üstünde yerden sıcak su kaynadığını yazmaktadır."

'İNSAN ZAYİATI 3 BİN 600'



Bu deprem Kirmastı (Mustafakemalpaşa) ve Karacabey tarafında da büyük tahribat ve zayiat yaratmış, ancak Mudanya, Gemlik ve Orhangazi'de fazla kayba sebep olmamıştır. Hacı Çelebi, Bursa'nın köylerinin uğradığı zarar hakkında ayrıntılı bilgiler vermekte, 50-60 haneli Kite (Ürünlü) köyünde 47 kişinin öldüğünü, bütün evlerin, hamamın ve caminin yıkılarak sadece bir samanlığın ayakta kaldığını, 300 haneli Kayapa köyünde 110 kişinin öldüğünü, sadece 10 evin ayakta kaldığını, Çalı köyünde 17, Yaylacık'ta 72, Hasanağa köyünde 42 kişinin yaşamını yitirdiğini yazmaktadır. Tahtalı, Görükle, İrfaniye, Akçalar, Soğanlı, İzvat, Yenice, Çeltik, Armut, Yunuseli, Çavuş, Panayır, Küçükbalıklı, Demirtaş, İğdir, Dikencik, Kestel, Tepecik, Değirmenlikızık gibi diğer köylere ilişkin olarak da bilgiler vermektedir. Yazar, "Bursa'da 3 bin 600 nüfus telef oldu dediler ise de, hakîkat üzere adedi malum olmadı" diyerek gerçek rakamın bu olmadığını yazmıştır.
Depremin Bursa'nın farklı semtlerinde farklı şiddette hissedildiğini ve farklı tahribat yaptığını Hacı Çelebi hayretle kaydetmektedir. Muradiye tarafı deprem şiddetinin en az hissedildiği bölge olurken, Bursa ovası ve Ulu Camii tarafı en çok harap olmuş yerlerdi. Ahmetpaşa'da 30-35 haneden bir hane kalmış, Altıparmak, Yahudilik, Veledisaray, Şehreküstü, Kazzazoğlu, Hacıyakup, Doğanbey, Kiremitçi, Attarhüsam, Mizanoğlu, Narlı, Hocamenteş, Dayehatun, Kefensüzen, Sarıcasungur, Veledienbiya, Mantıcı, Yenipazar, Reyhan, Zaferanlık mahallelerinde en çok tahribat yaşanmıştır.

HACI ÇELEBİ: BURSA BİTTİ

Başka bir deyişle Bursa'nın ova tarafındaki ve hisarın altındaki semtleri en fazla tahribatı görmüştür. Bazı kale duvarları da bu depremde yıkılmış, kale dibinde bulunan bir ipek fabrikası yıkılıp yangın çıkmış, 40'tan çok işçiyle fabrika sahibi ölmüştür. Deprem sırasında yıkılan sobalar şehirde birçok yangına neden olmuş, deprem gecesi şehrin dört yerinde büyük yangınlar çıkmıştır. Hayrettinpaşa, Karakadı, Yiğitköhne, Hasanpaşa, Ebuishak, Bedrettîn, Kirişçikızı, Köseleciler, Şerefüddîn mahalleleri yangınlarda depremden çok tahribat görmüştür. Çarşı'da da bin 100 dükkân ile Karakadı ve Kayguluzade tekkeleri yanmıştır. Yazar, "Bursa'nın işi bitti" diye yazmaktadır.

Bursa'da sadece konutlar değil taştan sağlam bir şekilde inşa edilmiş resmi ve dini yapılar da yıkılmıştır. Hacı Çelebi'ye göre Bursa'daki 150 cami minaresinden sadece 3-4 minare ayakta kalmıştır. Yıldırım Camii büyük tahribat görmüş, Ulu Camii'nin iki kubbesi yıkılmış, dört kubbesi ise büyük tahrip görmüştür. Yiğitköhne ve Kanberler gibi bazı camiler dışında depremde sağlam kalan cami sayısı onu geçmezmiş. Tophane'de "Manastır" olarak anılan, Osmangazi ve Orhangazi'nin sandukaları bulunan ünlü türbe de tümüyle yıkılmıştır. Ayrıca I. Murad Türbesi yıkılmış, Yeşil Türbe, Emir Sultan ve Üftade Türbesi de tahrip olmuştur. Mahmutpaşa Hanı'ndan başka tahrip olmayan han kalmamıştır. Çarşı'da ise Bedestan, Sipahî Çarşısı, Kazazlar, Demirkapı ve İpek Han başta olmak üzere büyük bir yıkım yaşanmıştır. Hamamlardan dört hamam kalmış, okulların da çoğu harap olmuştur.