Bursa
Açık
21.4°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

NOT DEFTERİ: Bir garip başkanlık hikayesi/ Sandıkla gelen neyle gider?

30 Ekim 2017 Pazartesi, 17:30

Son günlerin siyasi jargonunda "sandıkla gelen sandıkla gider" cümlesi çok moda...

Tartışmalar ve sandık üzerine yapılan polemikler, istifaya zorlanan belediye başkanları beraberinde önemli bir soruyu gündeme getiriyor.

Belediye başkanları, il ya da ilçelerde genelde bilinen, tanınan ve tercih edilen kişiler... Onları göreve getiren de götüren de yine o yerleşim birimlerindeki seçmenlerdir. Bunun en tipik örnekleri, yerel-genel seçim kıyaslamasında ortaya çıkar. Yerelde başarılı olan bir yöneticiyi, işinin başında görmek isteyen seçmen sayısı hiç de az değildir. Özetle, genel seçimde görüşüne uygun bir parti ve liderine oy veren seçmen, iş yerele geldiğinde kendisine dokunan ve yararlandığı hizmeti veren yöneticiyi seçer.

Böylece, bazen siyasi görüş geride kalır.

Bu nedenle "Yerel yöneticiyi istifaya zorlamak ne denli demokratiktir?" sorusunu yanıtlamak gerekiyor.

Aslında bu konuyu tartışmak bile demokratik sistemle yönetilen bir ülkede abesle iştigaldir. Ama ne yazık ki burası Türkiye ve her partinin yönetim anlayışı kendi doğrularına göre savunuluyor.

Yerel yöneticiyi, yani belediye başkan adaylarını, parti üyeleri, yerel halk kendi içinden çıkaramaz, o adayı genel merkez veya en etkin isim(!) belirlerse, demokrasi adına savunduğumuz görüşlerin de bir değeri de kalmıyor.

Bu kısır döngüyü kırarak direnen ve demokratik hakkını savunan yönetici ve başkanlara da az da olsa rastlanıyor.

Bunu daha iyi anlatabilmek için Türkiye'de, belediye başkanlarının ilk kez doğrudan seçildiği bir seçimin öyküsünü ve Bursa'da yaşanan - sandıkla gelenin - yerel iktidar mensuplarının tüm zorlamalarına rağmen istifa etmeyerek, siyasi ömrünü bağımsız başkan olarak uzatan tipik bir örneği yorumunuza sunacağım.

TEK DERECELİ YEREL SEÇİM