Bursa
Açık
20.9°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

NOT DEFTERİ: 8 Mart kimin günü?

07 Mart 2020 Cumartesi, 22:54

Böyle de soru mu olur diyenler çoğunlukta olacak... Kim bilmez ki 8 Mart'ın ne olduğunu gibi eleştirel cümleler de kurulacak bu başlıktan sonra...

Aslında tartışmayı ben açmadım, kadın örgütleri ve bu günü var eden Batılılar tartışıyor. Doğrusunun da "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olduğuna kanaat getiriyor insanlığın önemli bir bölümü... Nedeni de çok basit; kadınların Amerika'da bir hak arama mücadelesi sonucu, yanan bir fabrika ve kömüre dönen kadınlar... Sonra da onların anısına, bu tür çarpıklıkları önleyecek, kadına eşitlik getirecek çözümler için önemli sayılan bir gün.

Bunu çoğumuz biliyoruz. Buna karşın 8 Mart gündüz vakitlerinde sokakta eylem yapan kadın hakları savunucularını, gece de kadın kadına vur patlasın çal oynasın türünden eğlenceye dalan grupları görürüz yıllardır...

Bu ikinci grup, 8 Mart'ın çıkışını bilerek mi böyle davranır, yoksa yıl da bir kez de olsa kadın özgürlüğünü geceye taşıyan bir fırsat olarak mı görür?

Tehlikeli sularda gezdiğimin farkındayım! Bu cümleleri kurmaya çalışırken, önüme bir etkinliğe dair ileti düştü... Sevgili kardeşim Sibel Bağcı Uzun göndermiş. Başlığı da "Kadınlar Dünya'yı Çalıp/Söylüyor..."

Neredeyse aklımdan geçeni duymuşlar da bu adı koymuşlar diyecektim ama metni okuyunca gerçeği anladım:

"Kadınlar Dünyayı Çalıp/Söylüyor" ifadesi fırsatı ve gücü kendilerinde keşfeden kadınların dünyayı sanat yoluyla güzelleştirip, yaşanır kılacaklarına, cinsiyetlerinden kaynaklı yaşadıkları dezavantajları metaforik bir biçimde çalıp/söyleyerek ortadan kaldıracak gücü elde edeceklerine dair bir gönderme özelliği taşımaktadır. Dünyayı çalıp/söyleyen kadınlarımızın sayısı ve nitelikli ürünleri arttıkça Kadınlar Dünyayı Çalıp/Söyleyecek...

Bu açıklama not defterimdeki 8 Mart gerçeğine "cuk oturdu" diyebilirim.

BİR YANGIN VE YANAN EMEKÇİ KADINLAR

Birkaç kaynaktan aldığım bilgiler doğrultusunda 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nün doğuşu Amerika'ya ve bir fabrika yangınına dayanıyor. 20. yüzyılın başında, giyim endüstrisi, New York'un en çok işçi istihdam eden sektörüdür. 1908 ekonomik krizinden sonra ücretler epey düşmüş, kullanılan iğne-iplik, elektrik ve oturulan sandalyelerin ücreti bile işçilerden kesilmeye başlamıştır. 65 saate varan haftalık çalışma süreleri bazen 75 saate çıkarken, haftalık ortalama ücret ancak 5 dolardır.

Triangle fabrikasının sahipleri Harris ve Blanck, sendika karşıtı tutumlarıyla tanınmıştır. 1909 sonbaharında 150 sendikalının işine son verilir.

22 Kasım 1909'da, Local 25 Sendikası, genel grev çağrısı yapar.

25 Kasım 1909'da yaklaşık yüzde 80'i kadın, 20 bin gömlek işçisi greve çıkar.

Temel talepleri, alt işveren (o dönemdeki taşeronluk) uygulamasına son verilmesi; 52 saatlik çalışma haftası; günlük ücretsiz fazla mesainin 2 saati aşmaması; ücretlerde yapılan malzeme ve elektrik bedeli kesintilerine son verilmesidir.

Bazı tarihi belgelerde "en büyük kadın grevi" olarak adlandırılan grev, Şubat 1910'da sona erer. Sadece bir şirket sözleşme imzalamayı reddeder: Triangle Gömlek Firması...

Takvimler 1911'in 25 Mart'ını göstermektedir. Triangle Gömlek Firması'nda, sönmemiş bir sigara izmaritinden kaynaklandığı tahmin edilen yangın, sekizinci katta başlar. Çalışanlar asansörlere, yangın merdivenlerine koşar. Ancak sadece bir asansör çalışır haldedir ve yangın merdivenlerine açılan kapılar kilitlidir.

Hayatını kaybeden 146 kişiden 129'u kadın, bunların 48'i de sendika üyesidir.

5 Nisan'da 80 bin kişilik bir cenaze yürüyüşü düzenlenir. 1910 yılında da II. Enternasyonal, Danimarka'nın Kopenhag kentinde toplanır.

Alman Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, bu büyük yangının "International Women's Day" (Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirir ve öneri oy birliğiyle kabul edilir. Dünya Kadınlar Günü için ilk kez 19 Mart 1911'de Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre'de anma günü yapılır.

Gösterilere yüz binlerce kadın katılır, oy verme, seçme seçilme, meslek edinme ve mesleki eğitim görme hakkı ister.

İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştır, fakat her zaman ilkbaharda anma günü yapılır. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921'de Moskova'da düzenlenen 3. Uluslararası Kadın Konferansı'nda gerçekleşir.

Birleşmiş Milletler ancak 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak anılmasını kabul eder.

Türkiye'de ise 8 Mart ilk kez, 1921'de komünist kadınlar tarafından Ankara'da bir bağ evinde düzenlenen toplantıda anılır.

Ancak 8 Mart'ın tekrar anılması için 54 yıl geçmesi gerekmiştir...

1975'te Ankara ve İstanbul 'da İlerici Kadınlar Derneği'nin girişimiyle 8 Mart ilk kez kamuya açık olarak 400-500 kadının katılımıyla gerçekleşir.

12 Eylül askeri darbesi ile birlikte, kadın örgütlenmeleri de yasaklanır. Dört yıl süreyle kitlesel bir anma yapılamaz.

80'li yılların ortasından itibaren evlerde toplanmaya başlayan ve taleplerini sokağa da taşıyan kadınlar, çeşitli kampanyalar etrafında örgütlenirler.

90'lı yıllardan itibaren 8 Mart daha geniş katılımlarla anılmaya başlar

Son yıllarda ise birçok neden gösterilerek, kadınların bu amaçla sokağa çıkması önlenmeye çalışılır.

Her 8 Mart'ta yaşanan o tartışmaya sıra gelince... Emekçi kadınlar mı, sadece Kadınlar Günü mü? Çalışmayan ev kadınları emekçi mi değil mi? Son yılların tartışma konuları bunlar... Sonuç ne olur bilemem.

... Ve kadınlar hak ettiklerini alabilmek adına yine kendi usullerine göre, gece veya gündüz bu anlamlı günü değerlendirecek.

Finali her zaman tutan bir slogan ile yapalım, "8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nüz kutlu olsun..." diyelim.