Bursa
Açık
32.3°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

NOT DEFTERİ: 31 Mart Vak'ası ve bir maç

28 Mart 2020 Cumartesi, 22:04

Bir futbol maçı, üstelik 1933 yılında oynanan bir müsabaka 31 Mart Vak'ası'na ne ölçüde benzeyebilir?

Bu sorunun nedeni, bir eski fotoğrafın üzerine yazılmış bir cümle...Cümlenin yanıtı bir süre önce tanıtımını yaptığım "Gazi'nin Stadyumu" kitabımın ilgili bölümünde veriliyor.

1932-33 sezonunda yeni yapılan Gazi Stadyumu'nda icra edilen müsabakalarda Bursa Işıklar Askeri Lisesi takımı ile San'âtkâran çekişmesine şahit olunur. İlk devre sonunda bu iki kulübün karşılaştığı müsabakada hadise çıkartan Askeri Lise, iki senelik boykot ile cezalandırılır. 31 Mart 1933 günü yapılan ve olaylı geçen bu maç ile ilgili önemli bir gelişmeye San'âtkâran takımının oyuncusu İsmail Candanoğlu'nun arşivindeki bir fotoğrafın arkasında rastlanır. Candanoğlu bu karşılaşma için sadece bir cümle sarf eder:

'31 Mart Vak'ası gibi...'"

Fotoğrafın üst kısmında '31 Mar Vak'ası gibi' yazıyor...

Bursa şampiyonluğu için karşılaşan ve Işıklar Askeri Lisesi takımının çıkardığı olay nedeniyle tamamlanamayan maçın öyküsünü bir de Bursa Gençlik ve Spor eski bölge müdürlerinden Faik Tinel'den dinlemek gerekir:

"Işıklar Askeri Lisesi hayli kudretli bir kadroya sahipti. Şampiyonlukta başa güreşen Işıklar Askeri Lisesi'nin, Sanatkârlar ile yaptığı şampiyonluk maçında hakem Kadri Tengri'nin dövülme olayı hâlâ konuşulur. Askeri Lise takımını halk pek sevmiyordu. Pek çok maçında hâdise çıkaran Askeri Lise takımı teminat üzerine maçlara iştirak ettiriliyordu. Bu teminatı veren Askeri Lise Müdürü Rasim Albay'dı. Fakat her şeye rağmen Askeri Lise-Sanatkârlar maçında beklenen hâdise patlak verdi. Şampiyonluk maçı olan bu maça Bölge İstanbul'dan hakem getirilmedi. Sanatkârlar takımının sol açığı Murat takımını 1-0 öne geçirdi ve devre bu netice ile son buldu. Devre arasında Askeri Lise idarecisi Yüzbaşı Zekeriya hakemi değiştirmek istedi. Futbol Heyeti Reisi Dr. Şahap bu isteği kabul etmedi. Bunun üzerine ikinci devre oyun iyice sertleşti. Bir karambolda tekmeler havalarda uçarken, bazı Askeri Liseli oyuncular hakeme hücum ettiler. Bu karambolda tekme yiyen Sanatkârlar'dan Ramazan yerde yatıyor, Kadri Tengri ise yerde oturuyordu. Ancak kurnazlığı fazla dayak yemesini önledi. Kadri Tengri'yi jandarmalar korudular. Hırslarını bir türlü gideremeyen Askeri Lise talebeleri beni de dövmeye kalkıştılar. Askeri Liseli öğrencilerin maçtan sonra Ünlü caddede Sanatkârlar Kulübü önünden bando ile geçmeleri havayı daha da elektriklendirdi. Bu olaylar Ali Hikmet Paşa tarafından şiddetle cezalandırıldı. Ve Askeri Lise böylece 1933 yılında liglerden ihraç edildi ve bir daha liglere sokulmadı."

Tarihi maçtan önce iki takım bir arada...

Tarih kitaplarına göre, 31 Mart Vak'asında gericilerin isyanını bastıran İttihat ve Terakki Cemiyeti üyeleri, sonuçta devrin padişahını tahttan indirerek bir ilki gerçekleştirmiştir.

Fotoğrafın sahibi İsmail Candanoğlu, iki siyahlının arasında...

Bu maçın bu anlamda benzer tarafı nedir? Askeri gücün şiddete yönelik tarafı mı, yoksa Işıklar Askeri Lisesi'nin bir daha lige alınmaması ile futbolda demokrasinin kazanması mıdır? Not defterimdeki bu ilginç maçın gerçek 31 Mart ile benzerliğini sizin yorumlarınıza bırakıyorum.

İKİNCİ MEŞRUTİYET'İN İLAN VE 31 MART İSYANI

Şimdi de gerçek 31 Mart Vak'ası nasıl yaşandı, ona dair notlarımıza bakalım.

31 Mart'ı anlatabilmek ya da anlayabilmek için önce İkinci Meşrutiyeti'nin ilanının nasıl oluştuğuna göz atmak gerekir.

İttihat ve Terakki Cemiyeti, Padişah İkinci Abdülhamit ve kabinesine rağmen 23 Temmuz 1908'de meşrutiyetin ilanını gerçekleştirir. Bu gelişmeler üzerine İkinci Abdülhamit kabinesinden bir karar almasını ister. Ancak Sadrazam Mehmet Sait Paşa ve kabine üyeleri kararsız kalırlar. Bunun üzerine Padişah İkinci Abdülhamit, 24 Temmuz 1908 tarihinde Kanun-i Esasi'nin yürürlüğe girdiğini ilan etmek zorunda kalır. Padişah'ın Kanun-ı Esasi'nin yeniden yürürlüğe girdiğini ilan etmesi ile birlikte II. Meşrutiyet dönemi resmen başlar.

31 Mart Olayı, meşrutiyetin kazanımlarına karşı başlayan gerici bir ayaklanma olarak görülmekle birlikte, meşrutiyetle barışık olan ancak İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne karşı olan bir kesimin de içinde bulunduğu faaliyetler sonucunda ortaya çıkar. İsyan duyulur duyulmaz, kendisini meşrutiyetle özdeş gören ve meşrutiyetin ilanında oldukça etkili olan İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin tepkisi gecikmez. İttihat ve Terakki Cemiyeti, Selanik'te kurulan ve kurmaylığını Mustafa Kemal'in, komutanlığını da Mahmut Şevket Paşa'nın yaptığı "Hareket Ordusu" ile İstanbul üzerine yürüyerek isyanı bastırır.

İsyanın bastırılmasının ardından 27 Nisan'da toplanan Mebusan Meclisi, İkinci Abdülhamit'in tahttan indirilmesine karar verir. Böylece bir Osmanlı padişahı sadece bir Şeyhülislam fetvası ile değil, aynı zamanda halk temsilcilerinden oluşan bir meclisin elindeki dünyevi yetkiye dayanılarak da tahttan indirilmiş olur. Bu durum, Osmanlı Devletinin egemenlik anlayışındaki değişimin önemli bir göstergesidir. 31 Mart İsyanının bastırılmasıyla, II. Abdülhamit'in Kanuni'den sonra en uzun olan ve 33 yıla yaklaşan saltanatı da son bulur. Onun yerine Mehmet Reşat, Padişah Beşinci Mehmet olarak tahta çıkar. İsyanın bastırılması ve yeni padişahın zayıf kişiliği, İttihat ve Terakki'nin gücüne güç katar. İktidar fiilen İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin eline geçer.

İSYAN NASIL BASTIRILDI?

31 Mart Vakası, 13 Nisan'da Taşkışla'daki 4. Alay'a bağlı avcı taburlarının isyanı ile başlamıştır. Alaylı çavuşlar liderliğinde Sultanahmet'teki meclisin önüne gelen askerler "şeriat isteriz" diye bağırır. İsyanı başlatan ve yönlendirenlerin başında Derviş Vahdeti ve Şeyh Said-i Kürdi de vardır. İsyana kısa bir süre sonra medrese öğrencileri de katılır. İttihatçılardan memnun olmayan muhalefet partileri ve azınlık örgütleri de isyanı dışarıdan veya gizli olarak destekler. İsyancıların yapılmasını istedikler aslında İttihatçılara karşı olan tüm muhalefetin ortak isteği niteliğindedir.

Bir hafta içinde yatışan İstanbul'daki isyancılar dağılır. İttihatçılar Türklerin dışında Bulgar, Sırp ve Yahudi komitecilerden oluşan ve adına Hareket Ordusu adı verilen bir birlik ile İstanbul'a yürümüştür. Komutanlığı Mahmut Şevket Paşa'nın, kurmaylığını Mustafa Kemal'in yaptığı Hareket Ordusu'na Yeşilköy'de Talat Bey önderlik eder. İsyandan birkaç gün sonra İstanbul'a giren bu ordu birçok insanı isyancı olduğu gerekçesiyle öldürmüştür. Saray hazinesini ve kitaplığını da yağmalayan bu ordu birlikleri 2. Abdülhamit Hanı da tahttan indirir. Medrese öğrencilerinin çoğu idam edilmiş, Taşkışla'da alaylı subay ve onlara bağlı askerler ile çatışmaya girilmiş ve bir çoğu öldürülmüştür. Birkaç gün sonra ise 2. Abdülhamit Han, Binbaşı Ali Fethi gözetiminde Selanik'teki Ataini Köşküne götürülmek üzere İstanbul'dan çıkarılır. 31 Mart vakası, kanlı bastırılan isyanın yanı sıra, bir dönemin kapanmasına ve ülke yönetimindeki önemli bir değişimine neden olmuştur.