Bursa
Açık
21.4°
İsmail Kemankaş
İsmail Kemankaş

NOT DEFTERİ: 100. yılında Bursa'nın işgali ve özgürlük mücadelesi (2)

18 Nisan 2020 Cumartesi, 20:08

İşgalin ilk günlerinde Yunan Komutan Sofokles Venizelos'un, Tophane mevkiindeki türbeye (gümüşlü kümbet) giderek, Osmangazi'nin kabri başında fotoğraf çektirmesi ve bunun Yunan gazetelerinde yayınlanması, Bursa ve Ankara'da büyük tepki yaratır. Hatta, Sofokles'in sandukayı tekmelediği ve "kalk da ülkeni kurtar" minvalinde bir konuşma yaptığı da kulaktan kulağa yayılır. Bu da kaygı ve öfkeyi daha da artırır.

Bursa'nın işgalini 600 yıllık bir saltanatın çöküşü olarak değerlendirdiği kanısıyla Burdur Milletvekili Mehmet Akif'in "Bülbül" ismini verdiği şiiri yazdığı da bir çok yayında iddia edilir.

Bursa'nın işgali, kürsüye siyah örtü örtülmesi ve oturuma ara verilmesi ile geçiştirilecek bir olay değildir. TBMM'yi oluşturan milletvekilleri millî cephelerin bozulması ve Bursa'nın düşüşü ile ilgili şiddetli tenkitlerini sürdürmekte ve mesullerini aramaktadır. Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Bey'in (İnönü) çabaları milletvekillerini yatıştıramaz. 13 Temmuz 1920 günkü oturumda milletvekilleri, taksirat ve idaresizliklerinden dolayı 20. Kolordu Kumandanı Albay Bekir Sami Bey, Bursa Valisi Hacim Muhittin Bey ve Alaşehir Kumandanı Aşir Bey'in niçin Yüce Divan'a gönderildiklerini sorar. Konuyla ilgili gizli yapılan oturumdaki tartışmalarda milletvekilleri üç kişi üzerinde durur ve Garp Cephesi Kumandanlığı'na tahkikat açılması kararlaştırılır. Yapılan tahkikat neticesinde, Albay Bekir Sami Bey 20. Kolordu Kumandanlığı'ndan alınarak, Antalya ve Havalisi Komutanlığı'na atanır. Buradan da alınarak Kuzey Kafkasya Askerî Murahhaslığı'na getirilir. 1921 yılında da Bekir Sami Bey komutanlıktan emekliye sevk edilir.

İŞGALİN İLK GÜNLERİNDE BURSA

Bursa'nın Milli Kuvvetlerce boşaltılacağının anlaşılması üzerine, işgalden bir iki gün önce Bursa eşrafı ve ahalisinden bazı isimler Belediye'de toplantı yaparak, işgalden dolayı ortaya çıkacak olayları tahkik ve izale etmek maksadıyla bir temsil heyeti oluşturur. Bu heyet, işgalin üçüncü günü Vali Vekâletine Mektupçu Sadık Vicdani Bey getirilinceye kadar Yunan Kumandanlığı ile irtibatta bulunur, ancak Yunanlılar'ın şehirde ve köylerde yaptığı yağma ve talanlara mani olamaz. Mülkiye Müfettişleri'nin Dahiliye Nezareti'ne gönderdikleri raporlar ve 12 ile 21 Temmuz 1920 arasında gönderilen telgraflardan anlaşıldığına göre, işgal kuvvetinin iaşesi için erzak ile diğer ihtiyacın peşin para ile tüccar ve ziraat erbabından satın alınmasına karşın Yunan askerleri Bursa ovasındaki mahsulleri talan edip yağmalar. Bu sırada tarlalarda çalışan çiftçiyi yaralar, birçoğunu da katleder. İşgalden cesaret alan Bursa civarı Rum köyleri ahalisi de, Müslüman köylerine saldırarak, büyük ve küçük baş hayvanlarla kıymetli eşyaları gasp eder. Bursa hükümet merkezi dahilinde 38 kişi olmak üzere, katlettikleri Müslüman sayısı köylerdekilerle birlikte yüz kişiyi aşmaktadır. Bu gelişmeler yaşanırken Yunan işgal yönetimi, Bursa'ya bağlı karakollara jandarma gönderir. Ayrıca ahaliden her türlü silahı teslim etmelerini istenir. Ayrıca telefon ve telgraf tellerini koparan kimselerin idam cezasıyla cezalandırılacakları belirtilir. Yunanlılar bu bildirileri, İbrahim Hilmi tarafından çıkarılan Yoldaş gazetesi vasıtasıyla yayınlatır. Bu gazetede daha çok Yunan Kumandanlığı bildirileri yer alır. Balta ile oraklara varıncaya kadar tüm silahlar zorla toplanırken, ahaliye zulmedilir. Diğer taraftan Rum ahali silahlandırılır. Asıl amaç, yerli Rumlarla birlikte bölgede tam bir hakimiyet oluşturmaktır. Ayrıca şehirden kaçarak Millî Kuvvetlere katılanların ailelerini de çok sıkıştırılır. Diğer taraftan İstanbul Hükûmeti, mülkiye müfettişleri Esat ve Badi Beyleri Bursa'ya gönderir. Bu sırada Ankara Hükûmeti'nin tayin ettiği memurlar Millî Kuvvetlerin çekilmesiyle beraber Bursa'dan ayrılmışlardır. Bu arada Yunanlılar, 20 Temmuz'da Yenişehir'i alıp İnegöl'ün batısına kadar ilerlerken, Millî Kuvvetlerin Komutanı Haydar Bey'in girişimi ve Mümtaz Şükrü Bey'in çabalarıyla haber alma teşkilâtı oluşturulur.

İŞGAL SÜRESİNCE İŞGALCİLERİN TUTUMU

Yunanlılar, yukarıda anlatıldığı gibi işgalin ilk günlerinde denetimi sağladıktan sonra, kendilerini halkın kurtarıcısı olarak takdim ederek, sempatik görünmeye çalışır. Bu politikalar, halkın direnişini bir süre için de olsa engellemiştir. Yunanlılar, yerel basından kendi propagandaları için azami ölçüde istifade eder.

Sevr Antlaşmasının 10 Ağustos 1920 de İstanbul Hükûmeti'nce imzalanmasından sonra, Ankara Hükûmeti'ne antlaşmayı kabul ettirmek gayesiyle İtilaf Devletleri askerî çözümü gündemde tutar. Bu ortamda Yunanlılar Bursa cephesinde harekete geçerek, 27 Ekim'de Yenişehir ve İnegöl'ü işgal eder. Bir müddet sonra da, İngilizler'in desteği ile Ankara'ya karşı 6 Ocak'ta Yunan harekatı tekrar başlatılır. Yunan kuvvetleri İnönü önlerinde, İsmet Paşa (İnönü) komutasındaki ordu birliklerince geri atılır. Bu arada Yenişehir ve İnegöl tekrar Türk kuvvetlerinin denetimine geçer. Bu gelişmeler halk üzerinde olumlu tesir meydana getirir ve Bursa'nın Millî Kuvvetler'ce kurtarılması ümidini doğurur. Bursa'daki işgâl yönetimi tekrar baskı uygulamağa yönelir ve kente giriş ve çıkışları denetim altına alır. Ticareti kısıtlama uygulaması başlatılır. Ayrıca casus arama bahanesi ile şüphelenilen ler tutuklanarak, yargılanıp cezalandırılır. Bu yöntemle Ceza Mahkemesi Başkanı Süleyman Vehbi, İstinaf Mahkemesi üyelerinden Hakkı oğlu Edip, memur Mustafa oğlu İlhami, emekli teğmen İsmail Hakkı, Hacı Sadık, eczacı Mehmet Şükrü, matbaacı Refik, kimyager Mustafa Hakkı ve Mümtaz Şükrü (Eğilmez) beyler tutuklanıp yargılanır. Casusluk ve hıyanet suçlarıyla hüküm giyen Hacı Sadık, matbaacı Refik, memur İlhami, emekli yüzbaşı İsmail Hakkı, eczacı Mehmet Şükrü ve Mahkeme üyelerinden Edip Beyler önce İzmir'e oradan da Atina'ya gönderilir. 9 Mart'ta ise casusluk gerekçesiyle vali Emin, mektupçu Sadık Vicdanî ve polis müdürü Hüsnü Beyler ile daha bazı ileri gelen Bursalılar tutuklanır. Bunlardan vali, mektupçu ve polis müdürü bir kamyonla Mudanya'ya, oradan da İstanbul'a gönderilir.

Yunan kuvvetlerince desteklenen Rum ve Ermeni çeteleri, 1920 yılının son aylarından itibaren, Bursa'nın merkez köyleri ile İnegöl, Orhangazi, Gemlik, Mudanya, Karacabey ve Mustafakemalpaşa kazaları ve köylerinde büyük bir vahşet sergiler. Bu arada Yunan birlikleri 10 Temmuz'da Eskişehir, Kütahya ve Afyonkarahisar'ı ele geçirir ve Ankara üzerine taarruza geçme kararı alır. Sakarya'nın doğusuna çekilen Türk kuvvetlerine karşı, 13 Ağustos'ta Yunan ileri harekatı başlatılır. Bilahare 23 Ağustos'ta Sakarya önlerine gelen Yunan Kuvvetleri ile Türk Birlikleri arasında Sakarya Meydan Muharebesi başlar.13 Eylülde de Sakarya'nın doğusu Yunan kuvvetlerinden temizlenir.Olaylar bu şekilde gelişirken, Bursa köylerinde yukarıda sözünü ettiğimiz Rum ve Ermeni çetelerinin Türklere karşı katil ve yağma hareketleri devam etmektedir.

Diğer taraftan Yunanlılar, Bursa'ya 1921 Ekim ayında yetkili komiser Aleksandr İzvolo adında bir vali gönderir ve tutuklamaları başlatır. Bunların yanı sıra şehre giriş çıkışlar kontrole alındığı gibi, ev ve dükkanlarda akşam yediden sabaha kadar fener yakma zorunluluğu getirilir. Millî Kuvvetleri destekleyen Tasvir-i Efkâr, Akşam, İleri, İkdam gibi gazetelerin de Bursa'ya girişi yasaklanır.Bu arada eski Bursa mebusu Senih beyin girişimiyle gizli bir Millî Teşkilat oluşturulur. Jandarma Komutanı Hasan Bey, silahla dağa çıkmış olan Püskülsüz İsmail ve Abdürrezzak çetelerini bu kuruluşa katar. Amaç,Yunanlılar giderken Bursa'yı korumak, çapulculara meydan vermemektir.

Diğer taraftan 1921 Aralık ayında, daha önce gizli olarak kurulmuş olan "Anadolu Cemiyeti" adlı anti-Kemalist cemiyet üyeleri, Bursa merkezli "Batı Anadolu Özerk Devleti" kurmak için İstanbul'daki Yunan siyasi temsilcisi Triandafilakos ile temasa geçer. Buna göre kurulacak olan Batı Anadolu Hükümeti Sultan'a da son bir şekilde bağlı kalacaktır. Bu doğrultuda belediye başkanlık odasında toplanarak, müteşebbis heyet oluşturulur. Yunan Jandarma Komutanı'nın emir ve komutasıyla toplattırılan bir gruba, Evkaf Müdürü İsmail Hakkı, İngiliz ve Yunanlıları öven ve Ankara Hükümeti'ne suçlamalar içeren bir nutuk verir. Ancak Bursa merkezli düşünülen Anadolu Özerk Devleti projesi kısa süre sonra suya düşer. Diğer taraftan Yunan işgâl yönetimi Bursa'da gerçekleştirdiği son tutuklamalar Ağustos 1922 ortalarında gerçekleştirilir.

BURSA'NIN İŞGALDEN KURTARILIŞI

Siyasi ve askerî hazırlıklarını tamamlayan Türk Ordusu 26 Ağustos 1922 de Yunanlılara karşı büyük bir taarruza geçer. Harekât hızlı bir şekilde Türk Kuvvetleri'nin kesin zaferiyle gelişir ve Yunan Ordusu dağınık bir şekilde geri çekilir. Bu gelişme karşısında Bursa'da da Ermeni ve Rum kiliselerinde sık sık toplantılar yapılır. Bir söylentiyle de Rum ve Ermeniler arasında panikle göç başlatır . Yunan yöneticiler onları Mudanya ve Gemlik'e doğru yöneltir.

Bu arada 29-30 Ağustos 1922 gecesi Kocaeli Gurup Komutanlığı'na bağlı birlikler Bursa üzerine taarruz etmek üzere yürüyüşe geçer. Yunan birliklerinde geri çekilme işaretlerinin görülmesi üzerine 31 Ağustos günü Batı Cephesi Komutanlığı, Kocaeli Grup Komutanlığı'ndan Bursa ile İzmir arasındaki harekat yollarını kesmesi ve Yunan kuvvetlerinin yürüyüşünü durdurması istenir.

Türk kuvvetleri ile Yunan birlikleri arasında meydana gelen şiddetli çarpışmalardan sonra Millî Kuvvetler 6 Eylül'de Yenişehir ve İnegöl'e 10 Eylül'de Orhangazi ve Bursa'ya 11 Eylül'de de Orhaneli'ye girer. Bu gelişmeler olurken 11 Eylül'de Gemlik'teki Yunan birlikleri kıyıyı takiben Mudanya'ya doğru çekilir. 12 Eylül'de Millî Kuvvetler Gemlik ve Mudanya'ya da girerek, Yunan Tümeni esir alınır. Ancak, işgal ettikleri bölgelerden geri çekilen Yunanlılar, Bursa ve çevresinde yakıp yıkma, yağma ve katliama girişir.

Cephelerde bu gelişmeler olurken, şehri Millî Kuvvetler'e teslim etmek üzere 10 Eylül sabahı Mudanya'dan Fransız, İtalyan ve İngiliz generalleri gelir. Heyet Belediyede Vali Nafiz bey ile Belediye Başkanı Zıya Bey'in de katılımıyla bir toplantı yapar. Toplantıda Türk Ordusu'na gönderilecek heyetin hazırlanması istenir. Bu durum üzerine Vali ve Belediye Başkanı Mümtaz Şükrü Bey'i çağırarak, ondan bu işte görev almasını ister. Mümtaz Şükrü Bey de bu görevi kabul eder. Adı geçen kişiler gelecek heyeti beklerken, Belediye'nin etrafı Yunan birliklerince önce sarılır ama bir süre sonra da işgal güçleri çekilir. Şehirde bu gelişmeler olurken Millî Kuvvetler Bursa'ya girmiştir bile... Böylece Bursa işgalden resmen kurtulmuş olur. Bursa halkı çok büyük bir heyecan ve sevinçle sabahlara kadar bu kurtuluşu kutlar.

Böylece denetim tam olarak Millî Kuvvetler dolayısıyla Ankara Hükümeti'nin eline geçmiş olur. Bursa takriben yirmi altı ay süren Yunan işgalinden, baskı, kaos, anarşi ve Rum ve Ermeni teröründen kurtulmuştur.

Kaynak: Osmanlı Arşiv Belgeleri Işığında İşgal Döneminde BursaDoç. Dr. Adnan Sofuoğlu ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 55, Cilt: XIX, Mart 2003

YAZININ İLK BÖLÜMÜNÜ OKUMAK İÇİN TIKLAYIN